17 Mayıs 2013 Cuma

geri sayım


Onca zaman yazmayıp yazmayıp bugün bilgisayarın başına tam da bloga yazmak niyetiyle oturmam neden acaba? Sorumluluk duygusu mu, vicdan azabı mı? Yoksa haksızlık ediyorum hissi mi? Bu blog, bundan  5,5 sene önce tamamen kişisel paylaşımlar yapmak amacıyla kurulup, kısa sürede önce bir anne-çocuk, sonra bir miktar mesleki bilginin paylaşıldığı bir bloga evrildi, ve sonunda biraz “genre”sını kaybetmiş, daha doğrusu netleştirememiş olmanın verdiği huzursuzlukla yaklaşık bir senedir de arafta kaldı. Üstelik yazmadıkça yaz-a-mamak her blogcunun iyi bildiği bir durumdur. Yazmak için sadece niyetlenmek yetmiyor, bilgisayarın başına oturmak, parmakları klavyede dolaştırmak, emek harcamak şart.
                               
Bu süre içinde Neva epey büyüdü. Artık 4 yaş 9 aylık koskoca bir çocuk o. İlk zamanlar zihnimizi dolduran uykusuzluk, tuvalet vs gibi sorunlar yerini hangi okul, nasıl bir okul gibi sorulara bıraktı. Dertlerimiz büyüdü, dallandı budaklandı. Yine de Neva’nın bu ilk çocukluk dönemini küçük bebeklik dönemine tercih ettiğim kesin. Kurduğumuz iletişim, onun kendi başına ve tamamen kendi şahsına münsahır bir birey oluşunu izlemek, arada kaygılansak da genelde içten içe gururlanmak pek güzel.

Ve bu arada bebek sayacı ikinci bebeğimizin beklenen doğum tarihine tam 15 gün kaldığını belirtiyor. Beklenen doğum tarihi 1 Haziran, yarın sabah itibarıyla ben artık 38 haftalık bir hamile olacağım ve bu saatten sonra minik kuzu gelmeye kalksa bile erken doğum sayılmayacak. Günler, haftalar nasıl geçti bilmiyorum. Küçük kızım hiç üzmedi beni diyebilirim. Sadece gebeliğin başlarında oldukça yüksek çıkan beta hcg değerlerime rağmen ultrasonda görüntülenemeyen bebek kesesi azcık yüreğimizi hoplattı. Ama doktorların “fazla ümitlenmeyin, kese çok iyi görünmüyor, bu bebek gelişmeyebeilir” demesine rağmen sapasağlam, sorunsuz bir şekilde, kendi kendine büyüdü miniğim. Bu hamilelikte de ne bir bulantı, ne koku hassasiyeti, ne uyku hali yaşadım. Bu defa maddi ve manevi kaygıların biraz daha yoğun olduğu, hali hazırda evin içinde büyümekte olan ilk çocuğumuzun da etkisiyle üzerine fazla düşünmeye vakit bulunamayan ama herşeye rağmen çok keyif aldığım ve sona yaklaşıyor diye üzüldüğüm bir hamilelik yaşıyorum. Önce küçük kızıma, sonra bana her anlamda hep destek veren sevgili Kompozit’e elbette ve tabi inanılmaz bir algı açıklığıyla bir kardeş sahibi olacağını daha ilk günden farkeden, bu konuda hiç sorun çıkartmayan, hatta kendince bir takım hazırlıklar yapan Nevacığıma bana bu güzel deneyimi yaşattıkları için çok teşekkür ederim : )


Sayaç 15 gün diyor ama aslında doktorumuzla birlikte belirlediğimiz planlı sezaryen tarihine sadece 11 gün kaldı. Eğer minik, bir süpriz yapıp erken gelmeye kalkmazsa 28 Mayıs, Salı sabahı aynı Neva'da olduğu gibi spinal anestezi ile İncirli Ethica Hastanesi'nde dünyaya getireceğim küçük kızımı. Plan böyle ama hayat ne gösterecek bilinmez. Planlı sezaryenden yana içim hiç rahat değil, en azından doğum kendiliğinden başlasın, kızım doğacağı güne ve tarihe kendisi karar versin istiyorum ama doktoru bu konuda ikna etmek zor ve sağlık konusunda herhangi birşeyde fazla ısrarcı olmak da beni korkutuyor. SSVD’ye dair yazıları, pozitif doğal doğum hikayelerini okuyor, iç geçiriyorum ancak yeterince cesur muyum bilemiyorum. Sezaryen için 39. haftanın ortasına kadar beklemeye ikna edebildim doktorumu. İçten içe dileğim o zamana kadar doğumun kendiiğinden başlayıp, sağlıkla ilerlemesi.

Böyle doğuma sadece günler kala benim heyecanım da dorukta. İlkinden farklı ve daha yoğun hissettiğim bir heyecan bu! İnsanın başına neler geleceğini biliyor olmasının verdiği kaygı dolu bir heyecan. Hamilelik ve bebeğe hazırlanmanın romantik bir tarafı var. Bebeğin cicili bicili kıyafetlerine (hemen hepsi ikinci el bile olsa), yatacağı yatağa falan bakıp romantik hayaller kuruyor insan. Ama doğum sonrası Pandora’nın kutusu açılıyor, ayaklar yere basıveriyor. Uykusuzluk, yorgunluk, fiziksel acı, beklenmedik durumlar vs. derken zorlu bir maraton başlıyor. Hem de öyle kolay kolay bitmeyen bir maraton. İlk hamilelikte insanın tahayyül edemediği, mümkün değil tahmin edemeyeceği bir durum bu. Ben Neva'nın ilk 3-4 ayını dehşetle hatırlamıyorum. Neva o ilk aylarda güzel uyuyan bir bebekti, benim hormonlarım bana tuhaf oyunlar oynamamıştı, çok şükür sağlıktan yana bir sorunumuz olmamıştı. Herşey yolunda gitmişti yani. Ama 4 aydan sonra (ve 3,5 yaşına kadar) Neva her gece en az 4-5 kere uyanmaya başlayınca uykusuzluktan ve yorgunluktan çıldıracak gibi olmuştum. Eşim ile birbirimizi yememiz, uykusuzluğun getirdiği mutsuzluk ve depresyon hali, bebekten başka hiçbirşey yapamamak, ayağımda koca bir pranga varmışçasına bağlanıp kalmışlık hissi... Sonrasında bunları yaşadığımı net bir şekilde hatırlıyorum. Ama 3,5 yaşla birlikte uykunun düzene girmesi, bez, biberon vs. gibi bebekliğe dair alışkanlıkların sona ermesi, Neva'nın artık laftan anlıyor olması, bize arkadaşlık ediyor olması, karşımızdaki birey hali ile bizi hayrete düşürüp, hayranlığa uğratıyor olması mucizevi birşeydi. Hala yoruluyor olsak da Neva'lı hayatımızda tutturduğumuz çok güzel bir ritim var artık. Ben tek başıma seyahatlere çıkabiliyor, Neva ile yurtiçi ve yurtdışında hep birlikte rahatlıkla gezebiliyor, birlikte gece geç saatlere kadar arkadaşlarımızla vakit geçirebiliyor, konserlere, tiyatrolara gidebiliyoruz. Gidebiliyor-duk... Ne yalan söyleyeyim yeni bebeğin gelecek olması ile aynı yorucu maratona tekrar başlayacak olmak korkutuyor beni. Ama öte yandan hayatımıza katacağı zenginlik de bir o kadar ve hatta daha fazla heyecanlandırıyor. Bu hayatta iki tane kızımın olması, onların birbiriyle iyi dost olmaları ihtimali bile benim için gerçek olamayacak kadar güzel bir hayalin vücut bulması sanki. İnşallah sağlıkla aramıza katılır miniğimiz ve sağlıkla büyütürüz her ikisini de.

6 yorum:

turkuaz kıyılar dedi ki...

Tebrik ederim...

Sağlıklı bir doğum, kolay bir lohusalık, ve minik yavruya güzel bir gelecek diliyorum...

saricizmeli dedi ki...

ne zamandır ben de kendi bloguma bakmıyordum. ama bugünlerde sana bir mesaj atıp doğum ne zaman olacak diye sormayı planlıyordum.
senden yazı görmek ne güzel!
sağlıklı doğumlar olsun senemcim.

OiP dedi ki...

Seneeem,
O kadar oldu di mi?
Yarın uğrasam 5 dakika? Ararım sabahtan
Çok tatlı anlatmışsın, Çağanın doğumunu hatırladım
:))
Canım benim
Sağlıkla

Maygomoz dedi ki...

Neva'nin bu kadar buyumus ve sanki henuz varligini ogrendigimiz kardesinin cok yakinda dogacak olmasi sasirtiyor beni. Cocuklar hayatimiza girdikten sonra zaman algisi nasil degisiyor, inanilmaz :)
Her sey gonlunce olsun Senem. Saglikla, kolaylikla ve huzurla kavusun minik kiziniza.

Sevgiler
M.

Bir Terazi Kizi... dedi ki...

Allah sag salim kurtarsin insallah...

Yeşim - Nils Mum dedi ki...

Sağlıkla mutlulukla büyüsün; uykuyu seven yeme problemi olmayan bir çocuk olsun (anneler için en güzel dua bu sanırım):) Bu arada blogu keşfe çıktım, İngilizce öğretimi konusunda çok yararlanacağım kesin. Şimdiden çok teşekkürler, yeni postları sabırsızlıkla bekliyorum:)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...