26 Nisan 2011 Salı

Duymadım, görmedim, bilmiyorum diyenler için Anadolu’daki dere ve doğa katliamı

Geçtiğimiz haftalarda bir Cuma öğleden sonra derslerim bitmişti ve dışarda pırıl pırıl bir güneş ortalığı ısıtıyordu. Manzarada boğazı seyrederken kek yiyip çay içmek fikri çok cazipti ama kanmadım. Onun yerine Kırmızı Salon’a Avukat Yakup Okumuşoğlu’nun ve Güven Yüksek’in HES (Hidro Elektrik Santralleri) ve çevreye zararları ile ilgili son derece bilgilendirici söyleşisini dinlemeye gittim. 2.5 saatin sonunda Neva’yı kreşten almak üzere çıkmak zorundaydım ama Yakup Bey anlatacaklarının yarısını bile bitirmemişti henüz. Ben yüreğimde kocaman bir taşla çıktım salondan.




Anadolu’daki derelerin üzerine 2000’e yakın Hidro Elektrik Santrali kurulmasının planlandığını biliyor muydunuz? Anadolu’daki hemen her bir akarsuyun en az 49 yıllığına “kullanım hakkı”nın bir takım şirketlere verildiğini?

Önce lütfen şu belgeselleri izleyin. Hem de sonuna kadar izleyin!







Türkiye’de HES’lerle ilgili - en azından görüntüdeki - mantık şöyle: "Karadeniz’de yüksek debiyle çılgınca akan bu derelerdeki sular boşa gidiyor, kullanılmalı." Bu amaçla Başbakanımız dereleri satmadığını, sadece 49 yıllığına bu boşa akan (!) suyun kullanım hakkını verdiklerini iddia ediyor. Bu sular gerçekten boşa mı akıyor? Bu suların doğada bir işlevi yok mu? Üstelik Anadolu’yu Vermeyeceğiz belgeselinde bir köylünün dediği gibi bu suları köylülerin kullanmaya hakkı yok mu? Sadece köylünün de değil kuşun, balığın, solucanın, ormandaki ayının hakkı ne olacak? Kimin hakkını kime veriyorlar?

Güven Bey dağcıların dağa çıkarken yanlarında su taşıdıklarını, çok ihtiyaç halinde dağların tepesindeki kar sularını eritip içtiklerini ancak bu suların – hiçbir mineral içermedikleri için – uzun süreli içilmesi halinde böbrek sorunları ortaya çıkaracağına dikkat çekti. Dağların yüksek kısımlarında erimeye başlayan karlar taaa denize ulaşana kadar yol üstünde toprakla buluşarak mineral taşımaya ve bu mineralleri yine yol üstünde çevrelerine dağıtmaya başlıyorlar. İşte mineral yönünden zengin olan bu su, doğanın can suyu, sadece bitki örtüsünün değil, çevredeki kuşların, börtü böceğin, türlü hayvanatın ve civara yerleşmiş insanların hayat kaynağı. Buralarda su olmazsa, hayat olmaz. Oysa Anadolu’daki hemen her bir derenin üzerine bir değil, iki değil, en az 3-5 tane HES kurmayı planlıyor şirketler. Derenin neredeyse tüm suyunu borulara hapsetmeyi... Dere boyunca süregelen çayırın çimenin, kurdun kuşun, börtü böceğin hakkını yiyerek; onları bu sudan ve suyun etkilerinden mahrum bırakarak!! Üstelik de bunu yaparken köylünün toprağını, ormanları hiç ederek, inşaat faaliyetleri esnasında araziden çıkan hafriyatı her türlü mevzuata aykırı şekilde etraftaki araziye - metrelerce alandaki ağaçları gömecek şekilde – atarak... üst katmandaki canlı toprağı diri diri gömerek... Amaç gerçekten elektrik üretimi mi sizce?

Avukat Yakup Bey hepimizin içini delicesine acıtan belgeler ve resimlerle anlattı olanı biteni ve verdikleri hukuki mücadeleyi. Neyse ki verilen bu mücadele sonucunda bazı HES’lerin yapımı durdurulmuş durumda. UNESCO`nun Biyosfer Rezerv alanı ilan ettiği Artvin`in Borçka ilçesindeki Macahel Vadisi`nde HES projeleri ile Rize`nin Fındıklı ilçesindeki Abu Çağlayan Deresi ve Çayeli Senoz Deresi üzerinde yapımı planlanan HES projeleri bunlardan bazıları. Ancak mahkemeler tarafından verilen durdurma kararları ne yazık ki birçok HES’in inşaatını durduramamış durumda. Şirketler herşeye rağmen inşaatlarına devam ediyor, yeniden bilirkişiler tayin ediliyor, yeni kararlar alınıyor ve bu arada doğa geri dönüşü ve telafisi neredeyse imkansız şekilde yıkıma uğruyor.

Şimdi bu mücadeleye elimizden ne geliyorsa, nasıl geliyorsa öyle destek vermek zamanıdır. Bu amaçla başlatılan Büyük Anadolu Yürüyüşü Nisan ayında başladı. Nisan 2011'de Anadolu'yu baştan sona yürüyoruz. Nehir olup akıyoruz. Ankara'da buluşuyoruz. Çadırlarımızı kuruyoruz. Suyumuzu, doğamızı, köklerimizi geri alana kadar, dönmüyoruz!”

İşte bu amaçla Anadolu’nun birçok yerinden kervanlar yola çıkmış durumda. 2 Mayıs Pazartesi günü Trakya kervanına katılacak olan İstanbul grubu saat 9.30'da Taksim meydanında biraraya gelecek ardından saat 10:00 da Galatasaray'da bir basın açıklaması yapılacak.

Bu ülkede çocuklarımıza bir gelecek bırakmak istiyorsak birşeyler yapmak zorundayız!!! Eğer siz de bu kervanlara bir ucundan katılmak isterseniz işte bilgiler aşağıdaki sayfalarda...

Anadolu'yu Vermeyeceğiz



1 yorum:

dağlar kızı dedi ki...

İçim acıyor bunlar karşısında gerçekten. Bırakacağımız bir gelecek olacak mı?

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...