21 Şubat 2011 Pazartesi

dil sosyalleşmesi

Yabancı dil öğretmeni olarak yetişmekte olan öğrencilerimize hep söylediğimiz, anlatmaya çalıştığımız birşey vardır. Hedef dili öğrenmek yalnızca o dilin gramer yapısını öğrenmek ve sözcük dağarcığı geliştirmekten ibaret değildir. Evet grameri bilmeden, belirli bir kelime bilgisine sahip olmadan iletişim kurmanız çok zordur ancak etkili sözlü ve yazılı iletişim için sosyal ortamların gerekliliklerine bağlı olarak doğru kalıplar seçebilmek, cümlelerin arkasındaki niyeti doğru yorumlayabilmek, karşınızdakini anlayamadığınızda ya da kendinizi ifade edemediğinizde doğru stratejiler kullanarak aradaki iletişim bozukluğunu giderebilecek çözümler bulmak da son derece önemlidir. Kişiler bazen bu becerileri andillerinde bile geliştiremeyebilmektedirler. Sonuç iletişim bozukluğundan kaynaklı sürekli gerilimli ortamlar olarak bize dönmektedir. Öyle ki bazen birinci sınıf öğrencilerimle farkındalıklarını arttırabilmek için basit aktiviteler yapıyorum. Örneğin öğrencilere bir kitaba ihtiyaçları olduğunu ve bu kitabın 1) yakın bir arkadaşlarında 2) üniversitedeki bir öğretim üyesinde bulunduğunu öğrendiklerini ve her ikisine de birer email göndererek kitabı ödünç alıp alamayacaklarını öğrenmelerini istiyorum. Yazdıkları iki email arasındaki olası farkları sınıf içinde birlikte konuşup tartıştıktan sonra bu aktivite sayesinde çoğu zaman öğrencilerden dört yıl boyunca “mrb hcm” tarzı kısa mesaj tadında başlayan ve o şekilde devam eden emailler almaktan kurtuluyorum. Burada amacım ya da niyetim kesinlikle öğrencilerimle arama mesafe koymak ve aramızdaki samimiyeti baltalamak değil elbette. Ne yazık ki bazen gelen emaillerde kullanılan dilin, seçilen kelimelerin uygunsuzluğu aramızdaki iletişimi baltalayabildiği için baştan bu konuya dikkat çekmek iyi oluyor.


Küçük çocukların anadil edinim süreçleri ile yetişkinlerin ikinci dil edinim süreçleri benzerlikler göstermektedir. Bir çocuğun dil edinimi sırasında beni en çok büyüleyen kelimelerin dile gelmesinden çok dilin sosyalleşmesi yani çocuğun sözcükleri, kalıpları doğu yerlerde doğru şekilde kullanabilme yetisini geliştirme süreci. Daha önce yazmıştım: Neva’nın bizimle geleceğini sandığı ve bu yüzden çok sevindiği dedesi “kızım, biz burada kalıyoruz, sen annenlerle gidiyorsun” dediği zaman dedesine bakıp büyük bir hayal kırıklığı ile “şaka yapıyorsun” demesi, bunun bir şaka olmadığını bilerek bu kalıbı doğru yerde, doğru şekilde ve istenilen vurucu etkiyi yaratacak biçimde kullanması bunun güzel bir örneği.

Stratejik yetinin yani iletişimde oluşabilecek bozuklukları giderebilme, dilden kaynaklanan eksiklikleri alternatif yollardan (farklı kelime kullanma, mimik ve/veya vücut dili kullanma gibi) telafi etme yetisinin gelişimine en bariz örneklerinden birini ise yaklaşık bir ay kadar önce yaşadık. Kompozit şehir dışındaydı ve araba da ondaydı. Biz Neva ile yalnızdık. Akşama doğru yakında oturan arkadaşım aradı, hadi kalkın gelin dedi. Bir taksiye atlayıp gidelim diye düşündüm. Neva araba koltuğunda oturmaktan çok sıkıldığı için genelde arabaya binmek istemiyor, her yere yürüyerek gidelim istiyor. Açıkladım: "Neva’cım, bak arabaya bineceğiz ama kendi arabamıza değil, taksiye. Takside sana göre koltuk olmadığı için sen de benim kucağımda gideceksin." Sevinçle kabul etti. Anne-kız ilk defa yalnız taksiye bindik. Yolda giderken Neva’nın keyfine diyecek yoktu. Kısa süre sonra aramızda şöyle bir konuşma geçti:

Neva: (Elinin tersiyle ön koltuğa vurarak) Anne, bu neydi?
Anne: Ne, ne Nevacım?
Neva: Buu..
Anne: Nasıl yani, koltuk işte Neva.
Neva: Hayır anne, bu neydi? (bu defa da elinin tersiyle kapıya vurmaktadır)
Anne: Nasıl yaa? Kapı işte Neva...
Neva: (bir an düşünür ve sonra sorar) Anne, bu otobüs mü??

Haaaaa, şimdi anladım. Neva ilk kez o gün duyduğu taksinin adını unutmuştur ve kelime hazinesi ve bilişsel kapasitesi “anne, içinde bulunduğumuz aracın adı neydi, hatırlayamadım?” diye sormasına izin vermediği için mükemmel bir stratejik (yol-yordam) yetisi örneği göstermiş ve meramını anlatmanın yolunu kısıtlı bilgi ve becerisiyle başarmıştır. Yoksa içinde bulunduğumuz aracın bir otobüs olmadığını bal gibi de bilmektedir.

Bu örneği uzun süre derslerde kullanacağım sanırım. Ama elbette çocuklu her ailede hergün bu ve bunun gibi yüzlerce örnek yaşanıyor. Siz de kendi örneklerinizi benimle paylaşır mısınız?

7 yorum:

KUZEY TAN dedi ki...

İnanılmaz birşey bu çocuklar.
super bir yazı olmuş. Keşke bir kitabın olsa da okusam diye geçirdim içimden.Super anlatmışsın ellerine sağlık

Ayşe dedi ki...

Ali kuzenimin ogludur. 3 yasina kadar emzik emdi. Simdi kocaman oldu ve ondan bahsettigimi duysa kizabilir.

neyse, bir gun agzinda emzik iceri girdi. Annem "ali, artik kocaman oldun, su emzigi cikarsan agzindan" dedi. Ufaklik anneme pis pis bakip, agzinda emzigiyle "aklindan bile gecirme" dedi.

Ozlem dedi ki...

Merhabalar, benim kızımda 29 aylık ve ingilizce eğitimine bşlamak istiyorum. ama bilgisayardan seyretmek bizim için biraz zahmetli, bilg.ın bulunduğu yerden ötürü. O yüzden DVD alıp TV'den seyrettirmek istiyorum. Türkiye'deki internet sitelerinden satın alabileceğim bir kitap veya DVD var mı tavsiye edebileceğiniz?

Deniz dedi ki...

Benim de 6 yaşında bir oğlum var. Kısa bir süre önce okulundaki bir öğrencide bit çıktığını öğrendik. Dün akşam Can kaşındı ve birden "ben turşulandım" diye bağırmaya başladı. Biz hiç bir şey anlamadık tabii. Sonra vücudunu kaşıyınca sirkeyle turşuyu karştırmış olacağı aklıma geldi. "Sirkelendim mi demek istiyorsun canım?" diye sorduğumda olumlu yanıt aldım. Can'ın vücudunun hiçbir yerinde bit yoktu ve kendisi de bitlenmenin ne olduğunu tam olarak anlayamamıştı. Fakat turşu ve sirkeyi karıştırması çok sevimli ve komikti :))

SalihaBetül'ün Annesi dedi ki...

sevgili senem
blogunu çok severek ve önce bir çırpıda sonra ise dafalarca sindirerek okuyorum, öncelikle bunu söylemek istedim.
Benim kızım da 26 aylık ve bahsettiğin gibi örnekleri biz de yaşadık, yaşıyoruz. İlk kitaplarından olan Benim Minik Kırmızı Balığım kitabında baba elinde bir armağanla geliyor.. bu vesile ile günlük yaşamımızda kızım sürekli armağan kavramını kullanır. Fakat geçengün okulda yaptığı faaliyeti eve getirmişti, akşam babası gelince isterse ona hediye edebileceğini söylemiştim, bir an drup düşündü ve "armağan mı ediyim babama" diye tekrarladı. Algılama hızları bence çok yüksek..
Ayrıca yerde duran poşeti gösterip getirmesini rica ettim. İşaret ettiğim için sanırım kapıp getirdi, ama yüzüme bakıp "torbayı mı, hı?" diye sormayı da ihmal etmedi:)
İnsan düşününce bir sürü örnek bulabilir esasen, yorumları okumak bile çok keyif verici..
sevgiler feride

senem dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
senem dedi ki...

Kuzey Tan’ın annesi : ), teşekkür ederim. Bu çocuklar gerçekten harika. Onları gözleyip böyle notlar almak çok eğlenceli.

Ayşe, çok iyiymiş!!! Aklından bile geçirme!!! Bağlamı kavramış, söylenmeyen sözleri algılamış ve son derece doğru ve çarpıcı bir cevap vermiş. E bu durum karşısında bize de susmak kalır : ) Bu yaşlarda bir de tehditkar oluyorlar ki. Geçenlerde biz de Neva’ya “o öyle olmaz” gibi birşey söyledik (konu neydi hatırlamıyorum) ama o yine yapacağını yaptı, sonra da bize dönüp “bak gördün mü, bal gibi oldu” dedi, ağzımız açık kaldı!!


Ozlem Hanım merhaba, piyasada çocuklara İngilizce öğretmeye yönelik bazı ticari ürünler var. Ben kullanmadım ama Brain Quest, BBC Kids Zone kullananların memnun kaldığı ürünler arasında. Bunun dışında eğer İstanbul’daysaniz birçok büyük kitapçıda artık İngilizce çocuk kitapları bulabiliyorsunuz. Daha önce ingilizce öğretmekle ilgili yazdığım yazılarda bazı çocuk kitabı tavsiyelerinde bulunmuştum. Yine D&R’dan 2 liraya alabileceğiniz Masiy çizgi filmini İngilizce seyrettirmeniz de tavsiyelerim arasında. Maisy çok basit yapılara sahip olduğu için ve sözler görsellerle desteklendiği için dil ediniminde çok faydalı.

Deniz merhaba, harika bir örnek. Can kaşınma ile bit arasındaki bağlantıyı hemen kurmuş. Ancak turşu ile sirkeyi ilişkilendirmesi ayrıca takdire şayan : ) Bir ara sizin mutfakta yine kahve içelim : )

Feride, çok teşekkür ederim. Çok mutlu oluyorum bunları duyunca. Bizim için son derece basit olan kelimeler, kelime varyasyonları bazen çocuklar için üstesinden gelinmesi gereken aşamalar olabiliyor. Tüm dünyayı en baştan yapılandırmakta olduklarını düşününce aslında ne kadar zor bir süreç olduğunu anlıyor insan ama çoğu zaman unutuyotuz bunu. Poşet ile torbanın aynı şey olduğunu tek başına bağlamdan çıkartmak durumunda kalmış Saliha Betül ve çok da güzel becermiş. Canım benim : ) Bir de bu ara kitaplar ve çizgi filmler gerçekten kelime hazinelerinin gelişimine, kalıp ve deyiş kullanımına inanılmaz katkıda bulunuyor.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...