14 Ocak 2011 Cuma

gülen yüz



Yaklaşık bir haftadır Neva yine sabahları kreşe gidince arkamızdan ağlıyor. İnsanın ağlayan bir çocuğu bırakıp gitmesi ne zor, ne üzücü. Ama orada yanında ne kadar çok kalırsam kalayım faydası yok, ayrılacağımı anladığı anda ağlamaya başlıyor. İnsanın aklına bin türlü kötü şey gelebiliyor tabi ama aslında bir yandan da gelmiyor. Kreşten, Neva’nın öğretmeninden, bakıcı teyzeden o kadar eminim ki, o kadar sevecenler ki. Muhetemelen Neva bizimle vakit geçirmeye doymuyor.

Nitekim dün öğretmeni sınıfa bir tablo getirmiş. Her sabah kreşe ağlayarak gelen çocukların yanına ağlayan bir yüz, gülerek gelenlerinkine ise gülen bir yüz çizeceğini söylemiş. Neva dünden beri o gülen yüz istediğini söyleyip duruyor.


Bu sabah arabayla kreşe yaklaşırken Neva ile aramızda geçen sohbet:


Neva: Anne sen de gel benimle okula...

Anne: Tamam Neva’cım, ben de seninle geleceğim ama sonra..

Neva: Sonra beni öpeceksin ve sen işe gideceksini ben ağlamiycam, gülen yüz olucam

Anne: Harikasın!!!


Arabayı parkettik, eleele tutuştuk kreşe doğru gidiyoruz. Miniğim kendini cesaretlendiriyor:

“Şimdi okula gidicez birlikte. Sen beni bırakacaksın, işe gideceksin, sonra ben çoook eğlenicem, sonra sen yine gelip beni alacaksın.”

Okul kapısından içeri girdik, koridorun ucunda öğretmenini gördü, hızla koşarak kucağına atladı, sımsıkı sarıldılar birbirlerine, bir süre öyle kaldılar. Öğretmeni “Neva, okula böyle gelmeni o kadar özlemişim ki” dedi. Ne kadar duygulandığımı nasıl ifade edebilirim acaba?

Sonra biz öğretmeni ile sohbet ederken koşarak sınıfına gitti, biraz sonra beni görmesin diye uğraşarak kapıdan göz attım, baktım bakıcı teyzesinin kucağında kahvaltı yapıyor. Bakıcı teyze sımsıkı sarılmış Neva’ya.

Bir haftadır ilk defa içim kuş gibi hafif geldim ofise :- )



Not: Dördüncü sınfı öğrencilerime materyal geliştirme dersinin parçası olarak blog hazırlattım. Öyle güzel şeyler çıktı ki ortaya burada paylaşmak için yanıp tutuşuyorum . Bir yandan da burada paylaşırsam da bu blogu keşfederler diye korkuyorum : ))

9 yorum:

banushka dedi ki...

Mira da yazın bir dönem ağlayarak gitmeye başlamıştı okula... Ben gittikten sonra günü keyifli geçiriyormuş - zaten almaya gittiğim de görüyordum. Neva gibi bize doyamadığı sonucunu çıkartmıştım. sanırım aynı evrelerden geçiyorlar...

Dersinin blogunu çok merak ettim bak şimdi :) hocamızı ifşa etmeden, sessizce bir girip baksak :P

yeliz dedi ki...

bu ara arcada da sabahları ağlama başladı, iyice bilinçlendi sanıyorum. ne yollar deniyorum bir bilsen. sizin kreşin yöntemi harikaymış, arca anlar mı acaba? bir de bu yöntemi desem:)

Evren dedi ki...

Bizde de zaman zaman sorun oluyor, ozellikle tatil sonrasinda ve donem sonlarinda. Neler yaptigimizi yazmistim bu hafta yayinlamak icin ama araya baska seyler girdi. Gerci her cocuk farkli, her iliski, kres vs. farkli, herkes kendi yontemini kendisi buluyor ama genel olarak bu tarz (bir seyler verme: gulen yuz, sticker, oyuncak vs.) yontemleri pek olumlu bulmuyorum, cunku olayin kaynagina yonelik cozum getirmiyor dolayisiyla da gecici oluyor. Ve de sorunun ustu bir sekilde kapanip yuzeysel davranisa odaklaniyor. Bunlar derin konular gerci, umarim bir yanlis anlasma olmaz, boyle yorumlarla ne kadar saglikli tartisilir, bilmiyorum ama son donemde karsilastigim bir yazi beni oldukca etkilemisti, belki siz de bakabilirsiniz: http://www.democracynow.org/2010/12/24/dr_gabor_mat_on_the_stress
Bizim ve cocuklarimizin yasadiklarinin cok daha ilerisi tabii ki ama ozde sunu soyluyor: modern tip akil ve bedeni birbirinden ayiriyor, ve hasta oldugumuz zaman sadece bedeni, semptomlari tedavi ediyor ama olayin kaynagina inmedigi icin bu semptomlar tekrar ediyor gibi seyler soyluyor ve genel olarak hastaliklarin kokeninin cocukluga dayandigini iddia ediyor.

Bu arada ders blogunu ben de cok merak ettim. Eminim cok guzel olmustur. Ben de ilk kez Dr. Bonk'un dersinde baslamistim blog yazmaya ve cok sevip hemen bir tane daha acmistim, sonra yine senden feyz alip YavruSu'yu acmistim :)) Guzel bir sey blog tutmak, seviyorum ben cok, sizlerle cok daha guzel oluyor tabii ki :))) Sevgiler size...

SalihaBetül'ün Annesi dedi ki...

çok duygusal gerçekten. nasıl da motive olmuş. işini iyi yapan, çocukları tanıyan ve ona göre methodlar geliştiren insanları seviyorum.

SalihaBetül'ün Annesi dedi ki...

çok duygusal gerçekten. nasıl da motive olmuş. işini iyi yapan, çocukları tanıyan ve ona göre methodlar geliştiren insanları seviyorum.

elfeyp dedi ki...

Ne kadar güzel onu böyle güvenle bırakabildiğin bir yer olması. Çoğu çalışan arkadaşım bu yüzden çok büyük stres yaşıyor, çocuklarınkini tahmin edersin..
Öpüyoruz çok çok..

senem dedi ki...

Banu, bu durum dönem dönem çocuklarda ortaya çıkıyor sanırım. Aynı mira gibi Neva da biz gittikten sonra hemen oyuna dalıyormuş, akşam almaya gittiğimizde de gayet mutlu buluyoruz onu. Bütün mesele sabahları birbizimizden ayrılmakta. Ama Cuma gününü çok keyifli geçirdi sonunda. Bakalım Pazartesi sabahı neler olacak? Çook öpüyorum Mira’cığı..

Yeliz, elden birşey gelmemesi ne kötü değil mi? Sonuçta evde de kalsalar ağlayabiliyorlar işte.

Evren’cim, bu yorumu bekliyordum : )) Gönderdiğin yazıyı tam olarak okuyamadım (ama okuyacağım mutlaka) ama haklısın. Bu tür yara bandı tarzı çözümler benim de hoşuma gitmiyor. Semptom kaybolunca sorunun kökenine inemeden geçiştiriyoruz ve ne yazık ki eğitimde çok tekrarlanan bir davranış bu. Ancak bizim durumumuzda içim nispeten rahat. Neva biz onu okula bırakırken pıtır pıtır gözyaşı dökerek ağlamakla birlikte hem öğretmeninden hem diğer velilerden duyduğum kadarıyla biz gittikten sonra hemen arkadaşlarıyla oynamaya başlıyor. Akşam almaya gittiğimizde de hep çok mutlu buluyoruz onu. Öğretmenini çok sevdiği her halinden belli ama biz onu bırakıp gitmeden önce bir tedirginlik yaşadığı da aşikar. Yani ortada çok ciddi bir sorun olduğunu sanmıyorum. Bu durumda Neva’nın biraz cesaretlendirilmeye ihtiyacı vardı galiba. Gülen yüz ise ona aradığı cesareti vermiş gibi. Stickerla ödüllendirmek benim çok onaylamadığım bir davranış ama zaten Neva da sticker’a pek itibar etmedi, akşam arabaya biner binmez kaybetti : ) Ama gün boyu gerçekten güzel vakit geçirdiğini ve tabloda gülen yüz olarak yer aldığını mutlulukla söyledi. Yine de tabi bakalım Pazartesi sabahı neler olacak? Ve tabi ben onu huzursuz edenin ne olduğunu araştırmaya devam edeceğim. Ne yazık ki şu anda kreşten başka da bir çözüm yolumuz yok – zira anneanne, babaanne, bakıcı ve hatta evde benim onunla kalmam hem bence optimal bir çözüm değil hem de bizim için seçenek dışı. Senin bunları bildiğini biliyorum da galiba sesli düşünüyorum şu anda : )

Feride : ) sevgiler..

Elf, gerçekten de çok önemli. Hem hemen yanıbaşımızda olması, hem de bu kadar güvendiğim bir yer olması açısından çok ama çok şanslıyız. Ben de öpüyorum çok.. en çok da MG ile UE yi : )

Evren dedi ki...

Biliyorum Senem'cim, bilmez miyim... Biz de benzer durumdayiz sizinle biliyorsun. Senin icin rahatsa bence problem yoktur, takma kafana. Ben genelde boyle bir egilim gordugum icin yazdim, yoksa eminim sen zaten fazlasiyla dusunmussundur bu konuyu. Opuyorum sizi, sevgilerimle... :)

Senin İçin dedi ki...

Benzer bir durum yaşadım, seni çok iyi anladım..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...