23 Aralık 2010 Perşembe

uyku öncesi sohbetleri

Uyku öncesi sohbetlerinin tadına doyulmuyor. Bu akşam okulda sınav verdim, o yüzden geç geldim eve. Tam uyuyacakken anahtarın tıkırtısına dikilvermiş tatlı cadı. “Annneaaaaa” diye koşarak boynuma atlaması, sevinç içinde dans etmesi ömre bedeldi tabi her zamanki gibi.. “biz babayla markete gittik, eve geldik, bloklarla oynadık... sen NERDEYDİN?”

Sakinleşip tekrar yatağa dönmesi biraz vakit aldı. Önce bir iki kitap okuduk, resimlerine baktık, yorumlar yaptık, sonra ışığı kapatıp birlikte uzandık yatağa. “Anlat bakalım, nasıl geçti bugün okul, neler yaptınız?” dedim. Başladı bıdır bıdır anlatmaya. İki yaşındaki kızımın kreşte bizden ayrı bir dünyasının olması hem gururlandırıyor beni hem de ne bileyim böyle karışık tuhaf duygulara sürüklüyor. Her akşam ayrı bir şarkı, ayrı bir hikaye ile geliyor Neva eve. Bu sene öyle çok seviyor ki kreşe gitmeyi, sabahları kapıdan içeri girer girmez koşa koşa gidiyor sınıfına. Kreşin öyle iddialı bir müfredatı yok; İngilizce, bilgisayar vs falan hiç umurlarında değil. Ama çok tatlı, çok sevecen öğretmenleri, bakıcı teyzeleri var. Yaz kış çıkıp oynadıkları yemyeşil bir bahçesi, yazın gölgesinde toplaşıp meyvelerini yedikleri koca bir erik ağacı var. Bol bol oyuncak, bol bol oyun, velilerin getirdiği atık malzemelerden olşturulmuş bir “faaliyet” köşesi var. Daha n’olsun?


Neyse, nerden nereye geldik. Bizim sekiz adet iki yaş gurubu bıdık dün velilerin de izniyle –yine kampüsün içinde- yuva binasına 200 metre uzaklıktaki Mithat Alam Film Merkezi’ne kısa bir Winnie the Pooh filmi izlemeye gittiler. Nevacım anlata anlata bitiremiyor. Filmden çok böyle hep birlikte bir yerlere gitmiş olmaları belli ki onu çok heyecanlandırmış. Bu gece yatakta yine başladı anlatmaya. “Biz film izlemeye gittik.... arabaya binmedik... yürüdük... elele tutuştuk, hiç bırakmadık elimizi... yoksa bize araba geçer... yoksa biz kayboluruz.” O böyle heyecanlı heyecanlı anlatırken ben bir yandan onun bu şekilde baştan sonra bir olay örgüsünü anlatması karşısında heyecanlanıyor, bir yandan artık karşılıklı sohbet edebildiğim bir kızım olduğunun sevinçle ayrımına varıyorum.

Bugün yine gidip Winnie the Pooh izlemek istemişler bizimkiler ama İlknur Öğretmen olmaz demiş. “E tabi haklı öğretmeniniz” diyiverdim, “ama neden anne, ama neden, neden olmaz?” diye isyan ediverdi. Neyse ki tekrar sakinleşip uykuya dalması çok zaman almadı.

6 yorum:

ruyakiziltug dedi ki...

bu ara tam olarak aynı şeyleri ben de düşünüyorum. telefonda konuşuyor bazen, anlatıyor bakıcıyla neler yaptığını,akşam gel oyun oynayalım anne diyor...evet, artık sohbet edbiliyoruz biz de kızımla. ne güzel bir duygu değil mi? büyüyorlar, gözümüzün önünde :)

senem dedi ki...

yüksel, bu sensin, değil mi? :)) evet, çok güzel bir duygu. hem bebek hallerini özlemek, hem her yeni halinin bir öncekinden güzel olması çok aa çok güzel bir duygu :) öperim rüya'yı.

ruyakiziltug dedi ki...

evet benim :) ismin niye böyle çıktığı hakkında bir fikrim yok, ve düzeltemiyorum, oysa kendi ismim ve şifremle giriyorum.
sevgiler, neva'ya ve sana :))

Ozgur dedi ki...

yerim ben onu yerim:)

Deniz dedi ki...

bizimki de çok seviyor artık okulu koşa koşa gidiyor :)

Ne şekerler di mi öyle el ele tutuşup, dizilip gidişleri... Görürdüm sokaklarda çok hoşuma giderdi eskiden de

Ayça dedi ki...

Maşallah ne kadar tatlı br kız oldu Neva. Tıpkı annesi gibi aslında

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...