2 Kasım 2010 Salı

welcome



Welcome, dün gece izlerken üzülmekten bir hal olduğumuz güzel film. 17 yaşında ülkesindeki savaştan kaçarak yasadışı mülteci olarak Fransa’ya sığınan, oradan da kaçak yollarla İngiltere’deki sevdiğine ulaşmaya çalışan Irak’lı Kürt Bilal ile yüzme öğretmeni Simon’un küçük bir kasabada kesişen hayatları... Manş denizini yüzerek geçip İngiltere’ye ulaşmayı planlayan ama yüzme bilmeyen Bilal. Marketlerde, apartmanlarda, evlerde istenmeyen ve hatta yardım eli uzatılması devlet tarafından yasaklanan mülteciler. Kasabanın yüzme havuzunda öğretmenlik yapan ve son derece durgun bir hayata sahip Simon. Simon ayrılmak üzere olduğu karısı Marion ile birlikte süpermarkette alışveriş yaparken markete girmek isteyen iki mülteci sert bir şekilde dışarı atılır. Bu durumu engellemeye çalışan Marion, kenarda durup hiç sesini çıkarmayan kocası Simon’a çok kızar ve “insanların en temel hakları elinden alındığında neler olacağını hatırlatmak için sana tarih kitapları mı vermem gerekiyor? diye sorar. İşte Bilal ile Simon’un süreç içinde gelişen dostluğunu muhtemelen bu cümle ateşler. Öyle ki Simon, kapılarının önünde Welcome (Hoşgeldiniz) yazılı paspaslar olduğu halde yabancıları apartmanlarının içinde istemeyen, onlara tahammül edemeyen komşularıyla yüzleşmek zorunda kalır. Üzücü ama bir o kadar da izlenesi bir film Welcome.

2 yorum:

füsfüs dedi ki...

çok merak ettim, çok ilgiçmişç severim ben böyle kesişen hayatların öykülerini. çok da etkilenirim ama izleyince. ne güzel anlatmışsın, sağol paylaştığın için. devamını bekliyorum ama film yazılarının:) (sana post yazdırmak için her yolu deniyorum:))

senem dedi ki...

Füsuncum, tamam, bak yazdım yine :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...