10 Kasım 2010 Çarşamba

çocuğunuza yabancı bir dil öğretirken....


* Resim şu siteden alınmışır.

Daha önce çokdilliliğin çocuklar üzerindeki faydalarını yazmış ve erken yaştaki çocuklara nasıl yabancı dil öğretilebileceği konusunda da birkaç tavsiyede bulunmak istediğimi söylemiştim. Benim uzmanlık alanım İngilizce’nin yabancı dil olarak öğretilmesi olduğu için daha çok bu konu üzerinde duracağım ama aslında çocuklarda çokdillilik derken çocuğun anadili dışındaki tüm dillerin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Yani evet, çocuklarımızı çok küçük yaşlarda yabancı bir dille tanıştırarak onların zihinsel gelişimine büyük bir katkıda bulunuyoruz ancak bu yabancı dil illa İngilizce olmak zorunda değil. Bildiğiniz üzere Türkiye’de aktif bir şekilde konuşulmakta olan onlarca dil var: Kürtçe, Zazaca, Rumca, Ermenice, Arapça, Çerkezce, Lazca bunlardan yalnızca bazıları. Çocuğumuzun Türkçe’nin yanısıra bu dillerin bir ya da birden fazlasını öğrenmesinin büyük bir zenginlik olduğunu düşünüyorum. Benzer şekilde eğer çocuğunuzun Gürcistan, Rusya, Türki Cumhuriyetleri vb. ülkelerden gelen bir bakıcısı varsa, onu çocuğunuzla kendi dilinde konuşmaya teşvik edin. Çocuğun erken yaşta maruz kalacağı her türlü yabancı dil zihinsel esnekliğinin artmasına yardımcı olacaktır. Üstelik yabancı dil öğrenmenin çocukların kültürel farkılılıkların değerini bilen, farkılıklara saygı ile yaklaşan bireyler olarak yetişmelerinde de önemli bir rolü olduğu gözönünde bulundurulmalıdır.

Çocuklara doğuştan ya da çok erken yaşlarda dil öğretmenin çeşitli yöntemleri var elbette. Ve bu yöntemler elbette anne/baba olarak sizin donanımınız, elinizdeki kaynaklar ve hedeflerinizle çok ilgili. Eğer anne ya da baba en az bir yabancı dile hakimse, o dili akıcı bir şekilde konuşabiliyorsa ve çocuğun yabancı dili anadil gibi edinmesi hedefleniyorsa OPOL – One Parent One Language (Bir Ebeveyn Bir Dil) yöntemi uygun bir yöntem olabilir. Bu yöntemi uygulamak isteyen anne-babalar kimin çocukla hangi dili konuşacağına karar vermeli (örenğin anne İngilizce, baba Türkçe ya da tam tersi) ve bu karara bağlı kalarak istikrarlı bir şekilde çocuğuyla bu dili konuşmalıdır. Burada hedef çocuğun hem anadilini hem de yabancı dili aynı anda öğrenmesi ve 3-4 yaşına gelmeden her ikisini de konuşabiliyor hale gelmesidir. Bu yöntemle çocuk yetiştiren ve bu konuda blog tutan pekçok anne baba var. Blogcu Anne, OPOL Family , An American Between Worlds, Bringing Up Baby Bilingual bunlardan birkaçı.

OPOL yönteminde istikrar çok önemli. Bir de genelde çocuklarla daha çok vakit geçiren kişi anne olduğu için yabancı dili annenin konuşuyor olması daha sağlıklı sonuçlar verebiliyor. Ancak işte bu durum adı üstünde anadil dediğimiz kavramla biraz çelişki yaratabiliyor. Ben hem mesleğim İngilizce öğretmeni yetiştirmek olmasına hem de haliyle İngilizce’ye son derece hakim olmama rağmen kızımla bu yöntemi kullanmaktan kaçındım. Açıkçası onunla hem annesi olarak kendi dilimde iletişim kurmak istedim, hem de kendi anadilimde iletişim kurmanın getirdiği rahatlık ve yakınlıktan vazgeçemedim. Ama bu yöntemi başarılı bir şekilde uygulayan anne-babaları takdir ediyor ve ilgiyle izliyorum.

Peki OPOL yönteminin mümkün olmadığı ya da tercih edilmediği durumlarda neler yapılabilir. Öncelikle bebeklerin ve de küçük çocukların yabancı dil öğrenme süreçlerinin yetişkinlerinkinden farklı olduğu, yetişkinler dili daha bilinçli bir şekilde “öğrenirken”, küçük çocukların ana dil edinimine benzer bir şekilde “edindikleri” unutulmamalı ve şu noktalara dikkat edilmelidir.

- Çocukların konstrasyonu kısa sürer ve dikkatleri çabuk dağılır. Bu nedenle dil öğretirken kullanılan malzemenin ilgi uyandırıcı ve çeşitlilik içermesi şarttır.
- Yabancı dil çocuklara olabilecek en doğal, çevrelerindeki objeler ve yaşantılarıyla en ilintili şekilde sunulmalı, soyut kavramlardan bir süre uzak durulmalıdır. Yani kıyafetler, oyuncaklar, aile bireyleri gibi somut kavramlar başlangıç için idealdir.
- Yabancı dil mümkün olduğunca bol görselle takviye edilmeli, çocuğun oyun oynayarak, hareket ederek, ve beş duyu organını kullanarak öğrenme sürecine aktif bir şekilde dahil edilmesi gerekir.

İşte çocuğunuzla birlikte yapabileceğiniz birkaç aktivite ve basit öneriler:

- Bol bol okuyun: Kitap okumak yetişkinler için de çocuklar içinde yabancı dil öğrenmenin en etkin yollarından birisidir. Bol bol hikaye kitabı okuyun. Hatta kendiniz yabancı dili yeterince bilmiyorsanız bile bu süreçte çocuğunuzla birlikte öğrenebilir, kendinizi geliştirebilirsiniz. Sonuçta, özellikle küçük çocuklara yabancı dilde okuyacağınız kitapların çok da fazla metin içermesi gerekmiyor. Kitap seçerken hikayenin kısa ve net, resimlerin büyük ve basit olmasına dikkat edin. Hikayeyi okurken ilgili resimlere işaret ederek çocuğunuzun bağlantı kurmasına yardımcı olun. Tavsiye edebileceğim bazı kitaplar “Brown Bear, Brown Bear”, “The Very Hungry Caterpillar”, “Chicka Chicka Boom Boom”, “Sheep in a Shop” “Good Night Moon”, “Love You Forever”, Jamberry , Sily Sally, The Snowy Day. Ancak aranırsa bu tarz kitaplardan daha çoook bulunabilir. Ayrıca Usborne Yayınları tarafından çıkan onlarca çeşiti olan “That’s Not My....” serisi de hem basit dili, bol resimli ve dokunmalı sayfaları ile İngilizce öğretmek için ideal kitaplar.



- Oyun oynayın: Çocuğunuzu motive edebilecek, ilgisini ayakta tutacak oyunlar oynarken onun yabancı dili duymasına ve hatta zaman içinde kullanmasına olanak sağlamış olursunuz. Örneğin oyuncak bir bebeği çocuğunuzla birlikte giydirirken kıyafetlerin isimlerini ya da çiftlik hayvanlarıyla bir çiftlik oluştururken hayvanların isimlerini ve İngilizce söyleyebilir, arabalarını dizerken “behind, in front of, under, on” gibi edatları kullanabilirsiniz. Şu sayfada önerildiği gibi yerfıstığı kabuklarından parmak kuklaları hazırlayıp onları konuşturabilir ya da sayıları öğretebilirsiniz. Ayrıca sayfadaki bir çok nesne resmi içinden sayfanın altında adı sıralanan nesneleri bulma oyunu olan I Spy kitap ve bilgisayar oyunları da kelime hazinesini geliştirmede oldukça faydalı olabilecek kaynaklar.




- Şarkı söyleyin, şarkı dinleyin: Şarkı yabancı dil öğretmede en az kitap kadar, hatta belki de daha etkin bir yöntem olarak kullanılabilir. Bebeğiniz henüz daha konuşamıyor diye onu ikinci bir dille karşılaştırmak için çok erken olduğunu düşünmeyin sakın. Bebeğin hayatındaki ilk yıl özellikle seslerin algılanması ve ayırt edilebilmesinde büyük önem taşıyor. Bu nedenle bu dönemde yabancı bir dille karşılaşan bebekler ileriki dönemlerde o dili öğrenmekte büyük kolaylık yaşıyor. Şarkılardaki ritimler öğrenmeyi kolaylaştırır ve uzun süre hafızada kalır. Çok küçük bebeklere bile şarkı dinletebilir, bundan keyif almalarını sağlayabilirsiniz. British Council’in LearnEnglish Kids isimli küçük çocuklar için hazırlanan web sayfası görsellerle müziği birleştirerek bu konuda mükemmel bir kaynak oluşturuyor. Şu şarkıları çocuğunuzla birlikte mutlaka dinleyin derim: Incy Wincy Spider, The Wheels on the Bus, This is the Way, Twinkle Twinkle Little Star , Old MacDonald, If You’re Happy.

Ayrıca SuperSimpleSongs tarzı bir CD edinirseniz, İngilizce bilmeseniz dahi çocuğunuzla birlikte şarkı dinleyip birlikte çok renkli aktiviteler yapabilirsiniz. Şu sayfada hangi CD’de hangi şarkı olduğunu ve herbir şarkının neyi öğretmede kullanılabileceği ile ilgili bilgi bulabilirsiniz. Hatta CD’yi alıp kullananların gönderdiği videolar da güzel bir ilham kaynağı olabilir. İngilizce bilmeseniz bile birinden kolaylıkla yardım alabilirsiniz. Benim favorilerim The Pinnochio ve Five Little Pumpkins şarkıları. Aşağıdaki videolar ne demek istediğimi sanırım daha iyi anlatıyor. Evde çocuğunuz ve yaşıtı arkadaşlarından oluşan bir oyun grubuyla bu şarkıları söyleyip dans ettiğinizi bir düşünsenize : )


The Pinnochio


Five Little Pumpkins

- Son olarak eğer siz kendiniz İngilizce bilmiyorsanız bile çocuğunuza İngilizce DVD seyrettirebilir (ama bu konuda sürenin sınırlı tutulması çok ama çok önemli) ya da Internetteki kaynaklardan yararlanabilirsiniz. Örneğin daha önce bahsettiğim ve her zaman bulunmasa da şanslıysanız D&R dan 3 liraya satın alabileceğiniz orijinal Maisy DVD leri çok net ve anlaşılır bir dil kullanıyor. Ayrıca Starfall adındaki şu tarz bir web sitesi de çocuğunuzun erken yaşlarda sesleri ayırt etmesine eğlenceli bir şekilde yardımcı olacaktır (harflerin üzerine tıklayın).



Yabancı dil öğrenmenin de öğretmenin de meşakkatli bir iş olduğunu, istikrar ve sabır gerektirdiğini unutmayın. Çocuğunuzun size hemen tepki vermesini, kısa sürede dili kullanmaya başlamasını beklemeyin. Çocuğunuzu ne kadar erken yaşta bir ya da daha fazla yabancı dille tanıştırırsanız o kadar iyi. Çocuğun bu dili zaman içinde kullanıp kullanamaması o dile ne kadar maruz kaldığına bağlı olarak değişecektir. Ama innın az miktrdaki tanışıklığın bile faydasını mutlaka görecektir.

21 yorum:

* YeLiZ * dedi ki...

Ingilizceyi tercih eden cocuklari Turkce soruldugunda Turkce cevap vermeye yonlendirmek icin ne yapacagiz? :)
Sonunda konusmaya basladi derken baktim ki tercihi sadece Ingilizce(bir kac kelime haric)
Bu durumu kafama takmiyor degilim..m
Turkiye'ye gittigimizde bu durum degisecekmi cok merak ediyorum

Selen dedi ki...

Yeliz, o modelden bir tane de bizde var. Ogretmeni istikrarli bir sekilde Turkce konusmamiz konusunda bizi uyardi, cunku her soyledigine Ingilizce cevap veren bir velet karsisinda surekli Turkce konusmak bazan cok zor olabiliyor. Ozellikle seni anlamazdan geldigi durumlarda.
Gectigimiz bayramda Turkiye'den gelen cocuklu misafirlerimiz oldu. Bir anda evde 3 tane Ingilizce bilmeyen cocuk kucuk cocuk olunca Arda Turkce konusmaya basladi. Bakti ki Ingilizce konusarak anlasamiyor, is basa dusunce isini gorecek kadar konusmaya basladi. Ilyas da Turkiye'ye gidince cozulecektir eminim.

füsfüs dedi ki...

senem bu yazın çok iyi oldu. ben bu konuda çok tembelim, ileri seviyede olmasa da ingilizce biliyorum, düzgün bir telaffuzla okuyabiliyorum en azından ama nedense yapmıyorum. kitap okumayı ana kız çok seviyoruz sadece 1 tane 2 dilli kitabımız var, en azından birkaç tane daha ing. kitap edinebiliriz. bir de kids zone setini almıştık öylece duruyor. tv, dvd alışkanlığı 0 olduğu için onlara da elim gitmedi açıkçası. belki bilgisayardan izletebilirim ama dur bakalım. tekrar çok sağol, ne kadar uğraşmışsın. öptük sizi

elfeyp dedi ki...

Hocam benim bir sorunum var ama.
Benim MG'yi biliyorsunuz.
Birkaç sefer 'Good morning' dedim uyandığında. 'Dudd norniy diil anne, günaydın, günaydın!' dedi. Tek dilli bir dünyada yaşadığını sanıyor galiba, 2. tura geçemiyoruz bir türlü o yüzden.
Tavsiyelerinize dikkat ederek devam etmeyi düşünüyorum. Çünkü biz abimle anlamsız şeyler söyleyip, ingilizce konuşuyoruz diye hava atardık :) Bunda annemin katkısı büyük, daha sonra anadolu lisesini kazanmamızda ve benim üni hazırlığı 98 birincilikle bitirmemde, işyerinde tercümanlık yapmamda olduğu gibi..Evet bir zamanlar böyle şeyler yaparmışım..Hey gidi günler..

Damla dedi ki...

Senem, eline sağlık. Bir okudum, sindire sindire bir daha okuyacağım. Kitapları, şarkıları da deneriz.

Bu konu ile ilgili bir yazı yazmıştım zamanında, altına senin yazının linkini ekledim: http://www.kitubi.com/2009/09/10/cocuguma-ne-zaman-ve-nasil-ingilizce-ogretmeliyim/

Burada http://www.nurturia.com.tr/groups/thread/7a1be8de-9467-47c9-af9f-9d9300c6f09c/1/ingilizce-sarkili-kitap quenee'nin önerdiği bir site var, çeşitli çocuk şarkılarını bir yere toplamışlar. Ilgaz'a bunu ilk dinlettiğimden beri sevdiği oyun sitelerini bıraktı ve bunu dinlemek istiyor sürekli. Geçen gün hayretler içinde şarkıları söylemeye başladığına tanık olduk Gökhan'la. Anlayamadıklarını yuvarlıyor, anlamını bildiklerini gayet düzgün telaffuz ediyor, mommy, baby diyor, anne, bebek diye türkçesini ekliyor.

Bugün de Susame English'in dergisine bakarken kek'in ingilizcesini sordum, "delicious cake" dedi, kek'in altında cake yazıyor sadece, yani daha önce öyle okuyan olmamıştır, bir yerden kalıp olarak duydu herhalde diye düşündüm, delicious ne demek dedim, lezzetli dedi, benim şaşkın sevinmem üzerine yüzündeki memnuniyet ayrıca görülmeye değerdi. Dergi ve CD'lerden oluşan seti D&R'da 30 TL'ye bulmuş, kötü çıkarsa resimlerini kessek parasını çıkartır diye almıştım, Ilgaz'ın yaşına çok uygun olmasa da kulak dolgunluğu için bile parasına değdi, çünkü çok severek izliyor.

Ben de senin gibi rahat ingilizce konuşamıyorum onunla. Kitapları çok rahat, hatta vurgulu okuyabiliyorum ama doğrudan konuşmada birkaç cümleden öteye geçemiyorum. Yabancı bir abla ile bir oyun grubu kursak çocuklar için diye düşünüyorum yıllardır ama zaman bulup organize edemedim.

senem dedi ki...

Yeliz merhaba. Evet ya, yurtdışında yaşayan anne-babaların temel sorunlarından birisi de budur. Çocuklar yetişkinlerden farklı olarak dili bir öğrenme nesnesi değil de gerçekten iletişim aracı olarak kullandıkları için olaya son derece pragmatik yaklaşıyor ve çoğunlukla hangi dil konuşuluyorsa ve hangi dil işlerini görüyorsa ona hızla adapte oluyorlar. E şimdi İlyas seninle İngilizce konuştuğunda senin onu anladığını farkediyorsa Türkçe için kendimi zorlamaya ne gerek var ki diye düşünüyor muhtemelen. Üstelik İngilizce okulda arkadaşlarının konuştuğu, TV deki çizgi filmlerde duyduğu dil. Çok daha işine geliyor. Ancak Selen’in dediği gibi eğer İngilizce ile iletişim kuramayacağını hissederse, bu durumda gerekli düzenlemeyi yapacaktır. Eğer Amerika’da yaşamaya devam edecekseniz ve İlyas’ın Türkçe konuşması senin için önemliyse şimdiden istikrarlı davranıp onunla Türkçe iletişim kurmaya devam etmeni tavsiye ederim. Aksi takdirde ipin ucu kaçabiliyor : ) ...

senem dedi ki...

Selen, hoşgeldin. Dediklerine tek tek katılıyorum : )

senem dedi ki...

Füsun, dediğim gibi insanın kendi çocuğuyla yabancı bir dilde iletişim kurmaya çalışması epey sebat gerektiren bir durum aslında. Ben mesela şimdi günde bir saat Neva ile İngilizce konuşmaya –ki bu saati oyun ya da kitap okuma zamanlarına denk getiriyorum – çalışıyorum ama Türkçe’ye kaymam an meselesi oluyor. Defne’nin şu aşamada uzun DVD ler olmasa bile kısa süreli (5-10 dakikalık) videolar seyretmesi faydalı olabilir diye düşünüyorum. Ama yine de bence en güzeli birlikte kitap okumak :) Çook sevgiler..

senem dedi ki...

ElfEyp, MG yi bilmez miyim??? Aynı modelden bizim evde de var : ) Biz de şimdilerde Neva ile onun eski bebeklik kitaplarına geri döndük. Kitaplardaki nesnelerin İngilizcesini söylüyorum. Ama bir süre sonra Neva bana dönüp “annecim, duck diil, ööödek” diyor. Buna rağmen kısa sürede geldiğimiz nokta şu: artık resimleri görmese bile ingilizcesinden kelimelerin ne anlama geldiğini biliyor. Olmadık bir yerde ben banana dersem örneğin “anne, muz istiyorum” diye karşıma dikiliyor ve hatta “anne, banana istiyorum, nerde banana?” dediği bile oluyor. Devam, devam... anne bu konuda bu kadar yetenekli ve bilgiliyse MG’nin de öyle olacağına şüphem yok. Öperim kocaman.

senem dedi ki...

Damla merhaba. Aynı konuyu ne kadar benzer şekilde ele alıp anlatmışız : ) Bu yazını nasıl kaçırmışım bilmem, kekşe daha önce okusaymışım. Ilgaz’la ilgili yazdıklarını okuyunca heyecanlandım. Bizde de çok benzer durumlar yaşanıyor. Neva’ya doğduğundan beri söylediğim bazı şarkılar var (twinkle twinkle little star mesela), şu ara bakıyorum şarkıları İngilizce mırıldanıyor, anlayamadığı yerlerde saçma sapan şeyle söylüyor ama önemli olan deniyor. “Exposure” minik beyinlerin bir sünger gibi, bir fotoğraf makinası gibi işlediği bugünlerde inanılmaz önemli.

Kitap okuma aktivitesi benim de en sevdiğim kısım. Acaba diyorum nurturia üzerinden organize olsak da belli yaş aralılığındaki çocuklardan oluşan minik gruplar oluşturup İngilizce okuma etkinlikleri mi düzenlesek? Olabilir mi sence?

Damla dedi ki...

Senem kesinlikle olabilir, çok güzel olur. Bir grubun altında organize olabiliriz.

Evren dedi ki...

Aaah, ben de gelip gitar calarim sarki soyleriz hep beraber, ne guzel olur. Valla siz baslayin, biz gelince ekleniriz.

Senemcim, harika olmus gercekten bu yazi. Kaynak yazi olmus. Mutlaka tavsiye etmeli. Hatta ben hemen facebooktan ettim bile. Eline-emegine saglik!

Bu arada biz de YouTube'da iki tane playlist yapmistik, agirlikli olarak Ingilizce sarkilar var ama Turkce, Kurtce, Ermenice ve diger dunya dillerinde de var. Blogda sagdaki Youtube kosesinde var linkleri: YavruSu ve Ninni playlistlerin adi.

Tekrar ellerine saglik. Opuyorum sizi :D

Papatya Papadopoulos dedi ki...

One Parent One Language (Bir Ebeveyn Bir Dil) yöntemi, anne ve babanın istikrarlı tutumula mükemmel çalışıyor! Biz doğdukları andan itibaren çocuklarımıza bunu uyguladık ve uyguluyoruz...
BAbaları yalnızca Yunanca konuşuyor, anneleri -yani ben :)- de yalnızca Türkçe. 2 yaşına kadar hiç farkında bile olmadan ve hiç yadırgamadan her nesne için 2 ayrı dilde 2 ayrı kelime öğrenip bir şekilde minicik beyinlerinde yerleştiriyorlar. 2 yaşından sonra da artık iyice kime, hangi dilde konuşacaklarını kesin olarak ayırd ediyorlar. Bunu yaparken de farklı "diller" olarak algılamıyorlar bile. Kızım daha geçen sene -yani 5 yaşında- dillerin ismini Türkçe ve Yunanca olarak adlandırdı. O zamana kadar "Anne böyle diyor", "baba böyle diyor" şeklinde izah ediyordu kendince :)
Çünkü böyle yetişen çocuklar kesinlikle 1 dilden diğerine tercüme yapmıyorlar. aynı anda her iki dilde, o dilin mantığına göre düşünüp konuşabiliyorlar.
Aynı yöntemi çocuklarda 3 dille uygulamak da mümkün. Bunu uygulayanlara da tanık oldum. Anne ve baba ayrı ana dillere hakimken, bambaşka bir ülkede yaşayıp çocuk başka bir dilde okula gitmek zorunda olsa da üstesinden gelebiliyor. Yaş ne kadar küçükse o kadar kolay çocuklar için...

Zevkle okudum, sevgiler...

SalihaBetül'ün Annesi dedi ki...

çok güzel ve çok heyecanlandırıcı bir yazı oldu benim için.. Teşekkürler..
Ben de akıcı olmamasına ragmen -ki ögrenciyken gayet akıcıydı, gercek hayatla! tanışınca tarzancaya kaydık:)" ingilizceyi kullanabilirim. Çalışmalara başlayacağım mulaka..
Peki şarkı dinletmek mi dvd izletmek mi yoksa kitap okumak mı daha etkili olur acaba? yani aslolan kulağından girmesi ise bunun pek önemi yok ama hem dinleyip hem de tekrar etmekse belki şarkı daha etkin olabilir diye düşündüm.. Sizin fikriniz nedir?
Paylaşım için bir kez daha teşekkürler
feride

senem dedi ki...

Damla, tamam, o zaman. Tatil bitsin bu işe ele atacağım ilk iş : )

Evrencim, ne güzel olur. Şarkılı, kitaplı, dört koldan dil öğrenme etkinlikleri başlatsak. Arada biz de öğrensek birşeyler. Bir sonraki aşamada bir kaynak listesi oluşturmak istiyorum. Sizin playlist de faydalı olacaktır bu konuda. Dünya ninnileri de bence çok iyi bir başlangıç!

senem dedi ki...

Papatya merhaba, deneyimlerini paylaştığın için çok teşekkür ederim. OPOL hakikaten işe yarayan bir yöntem. Çocuklar baştan itibaren dilleri kategorik olarak beyinlerinde ayırt ediyorlar ancak her iki dili de anadil olarak beynin sol tarafında işliyorlar. İzin verirse başka bir yazıda senin yorumunu alıntılamak isterim. Sevgiler.

senem dedi ki...

Feride, bu yazıyla biraz fikir verebildiysem ne mutlu : ) Şarkı, kitap ve DVD hepsi ayrı ayrı etkili olabilecek yöntemler. Haklısın şarkı çocuğun dili kullanmasına olanak sağladığı için diğerlerinden farklı gibi görünse de kitap okurken de benzer bir ortam yaratabilirsin. Kitap okurken çocuğa sorular sorarak, nesneleri işaret edip belki isimlerini hedef dilde tekrar etmeye teşvik ederek dinleme ve tekrar etme ortamı yaratabilirsin. Şarkının avantajı ritmli olması ve dolayısıyla kolaylıkla hafızada kalması. Kitap ve DVD nin avantajı ise görsel kullanımı. Ritimli kitaplar ya da şarkı söylerken şarkının sözlerini fiziksel hareketler ya da görsellerle birleştirerek etki daha da arttırılabilir. Şimdiden kolay gelsin. Sevgiler : )

Seda dedi ki...

Senem, bloguna yeniyim, facebook'tan gordum bu postunu, oncelikle merhaba. Cok guzel derlemissin, tesekkurler.

Biz yurtdisinda yasiyoruz, bizim de derdimiz oncelikle Turkce ogretmek. Biz ogretmeden de Ingilizce ogreniyor, ancak kelime dagarcigini genisletmek, kulagini degisik seslere acmak adina bol bol "nursery rhymes" okuyoruz. Cok deger verdigim bir egitimci cocuklarin anasinifi (kindergarten) oncesi rhymes-tekerleme bilmesinin cok onemli oldugunu israrla soyluyor..Bir de tabii ki cocuk sarkilari. Biz de Evren gibi her dilde sarkiyi dinletmeye calisiyoruz, cok da ilgisini cekiyor...

Turkiye'de Ingilizce ogretmek icin de Ingilizce tekerlemelerin faydali olacagini dusunuyorum. Hem de cok eglenceli kisa hikaye her biri aslinda, cocuklarin genelde hosuna gidiyor..

Nursery Rhymes icin su seriyi oneririm:

http://www.amazon.com/Mary-Engelbreits-Mother-Goose-Best-Loved/dp/0060081716/ref=sr_1_2?ie=UTF8&qid=1290474239&sr=8-2


Bir de denk geldikce degisik dillerde kitaplar aliyoruz. Biz okuyamiyoruz ama harflerin degisik sekillerde bir araya geldigini gormesinin yavastan da olsa faydasi olacagini dusunuyorum..

sevgiler...

Bir Annenin Paylaşımları dedi ki...

34 aylık oğluma ingilizce öğretmeye başladım, yavrusu'nun blogundan sizin linkinize ulaştım, iyiki de ulaştım, daha hepsini okuyamadığım çok güzel bilgiler paylaşmışsınız, umarım yazılarınızın devamı gelir.

Melis Tezcan dedi ki...

Ben Uskudar Amerikan mezunu bir anne olarak bu dile hakim olmama ragmen bugune dek 3 yasindaki ogluma Ingilizce ogretme konusunda bir sey yapmadim. Hatta cogu zaman sen onunla Ingilizce konussana diyen tanidiklarim oluyor.
Belki bu tur bir sey yapsaydim iyi olurdu ama gerek disarida garip gorunur dusuncesi gerekse daha Turkceyi yarim konusan oglumun once Turkceyi duzgun ogrenmesini istedigimden bir caba sarfetmedim. Sadece Disney ve Minika kanallarinda (aslinda orijinali Ingilizce konusan cocuklara Ispanyolca konusmak olan) Tamirci Manny, Diego, Dora gibi cizgifilmleri seyrettiriyorum. Youtubedan seyrettikleri de Ingilizce.
Sizlerin yazilarindan sonra birseyler yapsam gec olmadan diye dusunmeye basladim:)))

Ben Uskudar Amerikan mezunu bir anne olarak bu dile hakim olmama ragmen bugune dek 3 yasindaki ogluma Ingilizce ogretme konusunda bir sey yapmadim. Hatta cogu zaman sen onunla Ingilizce konussana diyen tanidiklarim oluyor.
Belki bu tur bir sey yapsaydim iyi olurdu ama gerek disarida garip gorunur dusuncesi gerekse daha Turkceyi yarim konusan oglumun once Turkceyi duzgun ogrenmesini istedigimden bir caba sarfetmedim. Sadece Disney ve Minika kanallarinda (aslinda orijinali Ingilizce konusan cocuklara Ispanyolca konusmak olan) Tamirci Manny, Diego, Dora gibi cizgifilmleri seyrettiriyorum. Youtubedan seyrettikleri de Ingilizce.
Sizlerin yazilarindan sonra birseyler yapsam gec olmadan diye dusunmeye basladim:)))

Ben Uskudar Amerikan mezunu bir anne olarak bu dile hakim olmama ragmen bugune dek 3 yasindaki ogluma Ingilizce ogretme konusunda bir sey yapmadim. Hatta cogu zaman sen onunla Ingilizce konussana diyen tanidiklarim oluyor.
Belki bu tur bir sey yapsaydim iyi olurdu ama gerek disarida garip gorunur dusuncesi gerekse daha Turkceyi yarim konusan oglumun once Turkceyi duzgun ogrenmesini istedigimden bir caba sarfetmedim. Sadece Disney ve Minika kanallarinda (aslinda orijinali Ingilizce konusan cocuklara Ispanyolca konusmak olan) Tamirci Manny, Diego, Dora gibi cizgifilmleri seyrettiriyorum. Youtubedan seyrettikleri de Ingilizce.
Ipadden de Ingilizce uygulamalar ile oynuyor.
Sizlerin yazilarindan sonra bir seyler yapsam gec olmadan diye dusunmeye basladim:)))
Http://oncekadinsonraanne.blogspot.com
Not: esimle onun anlamasini istemedigimiz bir sey soylerken ing kullaniyoruz, o zaman bu imkan da gider;))
Buradan gordugum kadari ile gunun belli bir saatini de ayirsak hic yoktan iyidir sanirim.

annelikokulum dedi ki...

Çok faydalı bir yazı olmuş. Yürekten tebrik ederim.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...