27 Kasım 2010 Cumartesi

çocuğunuza yabancı bir dil öğretirken II...

Monolingualism isa curable disease

Çocuğunuza yabancı bir dil öğretirken...

Pinokyo

Peki 27 aylık bir çocuk annesi ve İngilizce öğretmeni yetiştiren bir akademisyen olarak evde ben nasıl bir yol izliyorum? Açıkçası evde Neva ile birlikte geçirilebildiğim süre kısıtlı olunca ne yazık ki izlediğim yol da biraz keyfi ve çokça düzensiz bir yol oluyor. Daha önce de bahsettiğim gibi ben Neva ile baştan itibaren sürekli İngilizce konuşmak yolunu tercih etmedim. Ailemizde anadili İngilizce olan birisi olmadığı için, İngilizce konuşulan bir ülkede yaşamadığımız ve yakın gelecekte yaşamayı da planlamadığımız için onunla kendi anadilimizin dışında İngilizce konuşmak bana zorlama olacak gibi geldi. Ama OPOL – One Parent One Language (Bir Ebeveyn Bir Dil) yöntemi uygun şartlar oluşturulduğunda çok da iyi işliyor. Eşi ve iki çocuğuyla birlikte Girit’te yaşayan ve yorum bırakan Papatya yorumunda şöyle yazmış:

“One Parent One Language (Bir Ebeveyn Bir Dil) yöntemi, anne ve babanın istikrarlı tutumula mükemmel çalışıyor! Biz doğdukları andan itibaren çocuklarımıza bunu uyguladık ve uyguluyoruz...Babaları yalnızca Yunanca konuşuyor, anneleri -yani ben :)- de yalnızca Türkçe. 2 yaşına kadar hiç farkında bile olmadan ve hiç yadırgamadan her nesne için 2 ayrı dilde 2 ayrı kelime öğrenip bir şekilde minicik beyinlerinde yerleştiriyorlar. 2 yaşından sonra da artık iyice kime, hangi dilde konuşacaklarını kesin olarak ayırd ediyorlar. Bunu yaparken de farklı "diller" olarak algılamıyorlar bile. Kızım daha geçen sene -yani 5 yaşında- dillerin ismini Türkçe ve Yunanca olarak adlandırdı. O zamana kadar "Anne böyle diyor", "baba böyle diyor" şeklinde izah ediyordu kendince :) Çünkü böyle yetişen çocuklar kesinlikle 1 dilden diğerine tercüme yapmıyorlar. aynı anda her iki dilde, o dilin mantığına göre düşünüp konuşabiliyorlar. Aynı yöntemi çocuklarda 3 dille uygulamak da mümkün. Bunu uygulayanlara da tanık oldum. Anne ve baba ayrı ana dillere hakimken, bambaşka bir ülkede yaşayıp çocuk başka bir dilde okula gitmek zorunda olsa da üstesinden gelebiliyor. Yaş ne kadar küçükse o kadar kolay çocuklar için...”

Gerçekten de birden fazla yabancı dile çok küçük yaşlarda maruz kalan çocuklar her dili birbirinden bağımsız şekilde beyinlerine yerleştiriyor ve beynin sol tarafında işliyorlar. Bir dil diğerinin öğrenilmesine engel olmadığı gibi, daha ileriki aşamalarda diller arasında olumlu aktarımlar oluyor ve bir dildeki beceriler diğer dil(ler)i besliyor. Blogcu Anne'nin de çocuklarını çiftdilli yetiştirme ile ilgili deneyimlerinden bahsettiği güzel bir yazısı var: İki Dilli Çocuk Yetiştirmece…

Ben doğduğundan beri Neva’ya sürekli İngilizce kitap okudum, bildiğim İngilizce çocuk şarkılarını ve tekerlemeleri bıkmadan tekrar ettim. Kısa sürede Brown Bear kitabı, Itsy Bitsy Spider ve Twinkle Twinkle Little Star gibi şarkılar favorileri arasına yerleşti.





Neva’nın yabancı dille karşılamasını sadece İngilizce ile sınırlandırmak niyetinde değildik, o nedenle mümkün oldukça farklı dillerden şarkılar da dinlettik ona. Özellikle daha önce blogumda bahsettiğim dünya ninnilerinin bir dönem gerçekten müptelası oldu Neva. Yunanca, Fransızca, İsveçce, Afrikaanca, Ermenice, Hintçe ve İbranice ninnileri yüzlerce belki binlerce defa dinledik birlikte. Minik bir bebeği dünya dilleriyle tanıştırmak için ninniden daha güzel ne olabilir?



Yorumlarda Evren, neredeyse 2 yaşına basmak üzere olan YavruSu’nun YouTube şarkı listesini göndermiş ve şöyle söylemiş: “Bu arada biz de YouTube'da iki tane playlist yapmistik, agirlikli olarak Ingilizce sarkilar var ama Turkce, Kurtce, Ermenice ve diger dunya dillerinde de var.” Listeye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yine yorumlarda Seda’nın bahsettiği bir başka yöntem de çocuklara mümkün oldukça farklı dillerde kitaplar almak. Seda şöyle yazmış: “Bir de denk geldikce degisik dillerde kitaplar aliyoruz. Biz okuyamiyoruz ama harflerin degisik sekillerde bir araya geldigini gormesinin yavastan da olsa faydasi olacagini dusunuyorum..” Seda’ya katılıyorum. Bunu yapan bir arkadaşım var. Ailecek sürekli çeşitli ülkelere seyahat ediyorlar ve her gittikleri yerden 3 yaşındaki kızlarına çocuk kitapları alıyor. Ufaklığın şimdiden Türkçe ve İngilizce’ye ek olarak Japonca, Fransızca, Slovakça, Rusça kitapları var. Bunun çocuğun zihnini ve ufkunu açmakta mükemmel bir başlangıç olduğunu düşünüyorum.

Şimdilerde Neva’nın bu zamana kadar nispeten daha pasif olan okuma daha doğrusu bir yetişkin okurken dinleme alışkanlığını daha etkileşimli hale getirdik. Her iki dilde de kitap okurken Neva’yı okuma sürecine dahil edip, onun da katkıda bulunmasına imkan vermeye çalışıyoruz. Türkçe kitap okurken kimi zaman çizimleri açıklattırıyor kimi zaman sorular sorarak hikayedeki olay örgüsünü çözmesi için onu teşvik ediyor (örneğin bir sonraki sayfada neler olduğunu tahmin etmesini istiyoruz) , kimi zaman da kitabı bitirdikten sonra hikayeyi bir de onun yorumuyla dinliyoruz. Sık sık kitaplardaki hikaye ile Neva’nın günlük hayatında yaşadıkları arasında bağlantılar kurmaya çalışıyoruz.

Neva’ya ta en başından çiftdilli bir ortam sunmadığımız için Türkçe’yi azçok oturtmadan onunla İngilizce’de pasif kitap ve şarkı dinleme gibi aktivitelerin ötesine gitmek istemedim. Ne zaman ki Neva 2 yaşını doldurdu ve Türkçe’de kelime bilgisi, sözdimizi, sesleri ayırtedebilme kabileyeti arttı, o zaman İngilizce’ye biraz daha fazla zaman ayırabileceğimize karar verdim.

Elbette İngilizce kitapları yukarıda bahsettiğim gibi okuyacak düzeyde değiliz. Bir kere şu aşamada ve İngilizce’yi bu kadar az duyuyorken Neva’nın İngilizce konuşmasını beklemek bir hayal olur. Burada benim hedefim sadece onun bazı kelimeleri ve sesleri ayırtedebilmesi, birkaç basit komutu anlayabilmesi ve bunları doğru ve uygun yerlerde tekrar edebilmesi. En önemlisi farkındalığının artması. Zira tüm bunların ilerde İngilizce’yi öğrenmesini kolaylaştıracağını düşünüyorum. Türkçe'de yapmaya çalıştığımız diyaloglu okum yöntemi yerine İgilizce için Neva’nın bir yaş civarında çok severek okuduğu daha basit kitaplara geri döndük ve onları bu defa da İngilizce okuyoruz. Ben basit ve belirgin çizilmiş resimlere işaret edip isimlerini İngilizce söylüyorum ve Neva’yı da tekrar etmesi için teşvik ediyorum. Bu yaşta çocukların beyni gerçekten de sünger gibi. Şimdiden birçok kelimenin İngilizcesini öğrenmiş durumda. Bir süre önce kitaplardan birindeki muzu işaret ederek bir ya da iki kere“banana” demiştim. Birkaç gün sonra Neva “anne, banana nerde, banana istiyorum” diye yanımda bitti.

Bu arada daha önceki yazımda bahsettiğim basit İngilizce kitapların yazarları tarafından okunduğu YouTube videolarının çok faydalı olabileceğini düşünüyorum. Aşağıdaki başlıkların üzerin birer tık lütfen.

Author Bill Martin reads his classic children's book, Brown Bear, Brown Bear, What do You See?



Good Night Moon



The Very Hungry Caterpillar

The Very Quiet Cricket

Papa Please Get The Moon For Me

Kitaba ek olarak artık oyun saatlerimizin bir kısmında Neva ile düzenli olarak İngilizce konuşuyorum. Oyuncakların isimleri, basit eylemler, sayılar, renkler, kitaplardaki nesne iimleri bu arada İngilizce olarak tekrar edilmiş oluyor. Tabi bazen şöyle durumlarda oluyor: örneğin hikaye okurken kitaptaki anne ördeği işaret ederek “mama duck said quack quack” diye hikayeler üretirken , tıpkı ElfEyp’in MG’sinin "Dudd norniy diil anne, günaydın, günaydın" dediği gibi Neva birden bana ters ters bana bakarak “duck diiiiil anne, öğğdek” diyiveriyor. Baktım çocuğun kafası karışmaya başladı, ben de artık ona önceden açıklama yapıyorum ve bir süre Türkçe değil de İngilizce konuşacağımızı anlatıyorum. Bu şekilde açıklama yaptığımdan beri Neva İngilice konuşmama daha az olumuz tepki veriyor.

Dil öğretiminde tekerlemelerin ve şarkının yeri büyük. Ritimli kitaplar okuyarak ya da şarkı söylerken şarkının sözlerini fiziksel hareketler ya da görsellerle birleştirerek çocuğun kelimeleri dah kolay hatırlaması sağlanabiliyor. Bu aralar daha önce bahsettiğimiz Super Simple Songs da favorimiz. Pinokyo şarkısının YouTube’dan videosunu açıyorum, o kenarda çalarken biz de Neva ile evin içinde bir yandan dans edip, bir yandan şarkı söylüyoruz. Neva “everybody shout, everybody turn around” gibi komutları bağıra bağıra tekrar ediyor, inanılmaz eğleniyor.

Damla’nın yorumunda belirttiği gibi Nurturia üyelerinden queenie’nin tavsiye ettiği şu web sayfasında da epey bir İngilizce şarkı mevcut. Tık lütfen.

Normalde bu yaşta bir çocuğun anlamadığı bir dilde konuşulduğunda tepki vereceğini düşünüyor insan ama çocuklar bu tür durumlarda çok hızlı ve kolay adapte olabiliyorlar. Bazen İngilizce konuşmam gerçeten de hoşuna gitmiyor Neva'nın ama genellikle uyumlu davranıyor. Elbette istikrarlı olmak, bir gecede birşeylerin değişmesini beklememek ve gerçekçi hedefler koymak, çocuğu sıkmamak ve yabancı dili bol oyunlu ve eğlenceli ortamlarda sunmak çok ama çok önemli.

Ayrıca Kitubi'nin de bu konu üzerinde çok güzel bir yazısı var. Ona da mutlaka bakın bence. Çocuğuma Ne Zaman ve Nasıl İngilizce Öğretmeliyim?

8 yorum:

Adsız dedi ki...

Benim babam 3 yaşıma kadar benimle American İngilizcesi konuşmuş annem sadece türkçe konuştu ama Almanya'da yaşadığmız için kindergarten ve sonra okulda da almanca öğrendim.Şimdi Henüz 20li yaşlarımda bile değilim 3 dili anadilim gibi rahat konusuyorum.Amacım Fransızca yada İspanyolca öğrenmek.
Annem ingilizce ve almanca öğretmenliği yapıyor şuan ve onun ingilizce öğretmeni arkadaşı Mediha hoca oğlu Eren'le sadece ingilizce konuştuğu için çocuk şuan kreşte ve çok zorluk çekiyormuş.Bu konuda farklı tartışmalar ortaya atılabilir ama benimde ilerde çocugum olursa ve yurtdışında yaşarsam,onunla evde türkçe konusurum okulda o ülkenin dilini öğrenir ve 3.bir dilede yatkınlığını sağlamak için gerekirse ingilizcede konusurm.
Sevgiler Neva'ya,

Ayşe dedi ki...

harika bir yazi olmus senem.

neva ne kadar buyumus bu arada.

Adsız dedi ki...

yazilariniz cok guzel ve egitici, latin amerika`da yasiyorum,bebegim 30 aylik ve krese gidiyor.evde onunla turkce konusuyoruz,kreste ise 9 saat boyunca ispanyolca.tam olarak cumle kuramiyor ,bu yuzden psikolaga gittik,bize evde turkce konusmaya devam ispanyolcayi okulda ogrenecek ve cok yakinda birini ana dili olarak sececek dedi.bebegim yari ispanyolca yari turkce konusuyor su anda,psikolog herseyin normal oldugunu soyledi.ama bizim kafamiz cok karisik.buraya geldiginde 2 aylikti.isleri dahada karistirmamak icin ingilizceyi hic karistirmadik ama dogrumu bilmiyorum.siz bize ne onerirsiniz.
sevgilerimle

Seda dedi ki...

Sinem,

Yorumuma referans verdigin icin tesekkurler. Bu yazin da cok bilgi verici olmus, linkleri sik sik kullanmak uzere not aldim.

Adsiz,

Benim kizim da 1 yasindan bu yana 3 dil ile buyuyor. Hepsini karistirdigi zamanlar oluyor. Su an 27 aylik, daha yeni yeni ayirt ediyor ama bazi kaliplari mutlaka tarzanca kullaniyor.

3 yasindan itibaren asil olarak dil ayirimi yaptiklarini okuyorum. Biz acikcasi hic endiseli degiliz. Eminim sizinki de zamanla cumle kurmada hizlanacaktir...

Seda dedi ki...

Sinem,

Yorumuma referans verdigin icin tesekkurler. Bu yazin da cok bilgi verici olmus, linkleri sik sik kullanmak uzere not aldim.

Adsiz,

Benim kizim da 1 yasindan bu yana 3 dil ile buyuyor. Hepsini karistirdigi zamanlar oluyor. Su an 27 aylik, daha yeni yeni ayirt ediyor ama bazi kaliplari mutlaka tarzanca kullaniyor.

3 yasindan itibaren asil olarak dil ayirimi yaptiklarini okuyorum. Biz acikcasi hic endiseli degiliz. Eminim sizinki de zamanla cumle kurmada hizlanacaktir...

Seda dedi ki...

Ismini yanlis yazdigimi farkettim, ozur :) Senem...

Fatoş dedi ki...

Merhaba

İngilizce öğretmek için Nurturia'da bir soru sormuştum bugün. http://www.nurturia.com.tr/questions/5bc02577-213a-4df9-8066-9eec00f23fae/1/yabanci-dil-ogretimi-icin-yapilabilecekler-nelerdir Henüz bir cevap alamadım ama araştırırken sizin yazınızla karşılaştım. Gerçekten çok bilgi verici olmuş. İngilizce de çok iyi olmasam da oğluma yapabileceğim birşeyler var mı merak ediyorum.

Adsız dedi ki...

Awesome post.
My web-site lean muscle for women

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...