26 Ekim 2010 Salı

yaşasın kitap mimi

Hayat mimlemiş sağolsun. Kitaplara dair birşeyler okumak da yazmak da her daim çok zevkli. O yüzden kendilerine birkez daha teşekkür ediyorum :)

1. Boncuğunuza kitap seçerken en çok önem verdiğiniz kriterler neler?
Kitap seçerkenki en önemli kriter elbette öncelikle kitabın Neva’nın ilgisini çekmesi. Şu aşamada kitabın öğretici olmasından çok eğlendirmesi, bize birlikte keyifli vakit geçirtmesi önemli. Bloglardaki tavsiyeler ve Bir Dolap Kitap gibi web siteleri de ciddi anlamda yönlendirici oluyor.

2. Bir kitabın kapak tasarımı sizi cezbeder mi?
Kapak tasarımı ister istemez cezbediyor. Kapak tasarımı en çok da kitabı alıp da Neva’nın kütüphanesine koyduğumda önem kazanıyor çünkü haliyle Neva ilk önce ilgisini çeken kapağa yöneliyor. Ancak elbette kapak tasarımı kitap seçimindeki ilk kriterimiz değil. Kitabı okudukça ve sevdikçe Neva bile kapağına dikkat etmez oluyor.

Örneğin Tudem Yayınları’ndan çıkan Benim Minik Kırmızı Balığım isimli bir kitap var. Bize hediye geldi ve ilginç bir şekilde kitabın kapağı yanlış basılmış. Son derece alakasız başka bir kitabın çok da çekici olmayan kapağı var. Fakat hikaye Neva’nın çok ilgisini çekti.



Birgün babacık eve elinde bir hediye ile gelir, bu minik kırmızı bir balıktır. Annecik balığı evdeki küçük bir kavanoza koyar ama minik balık hergün biraz daha büyüyerek hiçbiryere sığamaz hale gelir ve en sonunda balığı özgürce ve rahatça büyüyeceği denize geri bırakırlar. Kitabın sonunda çocuklara, birgün onların da minik kırmızı balık gibi büyüyüp okyanuslara açılacaklarına dair bir de not var. Neva bayılıyor. Bu kitabı şimdiye dek herhalde yüzlerce kez okumuşuzdur.

3. Çocuk kitaplarının didaktik yaklaşımlarını nasıl buluyorsunuz?
Kitaptaki didaktik yaklaşım kitaptan keyif almayı önleyecek kadar yoğunsa hoşuma gitmiyor elbette. Dediğim gibi şimdilik kitabın öğretici olması önceliğimiz değil. Ben çocuk kitaplarından daha çok ufuk açıcı, merak uyandırıcı, sarıp sarmalayıcı olmalarını bekliyorum. Örneğin TÜBİTAK yayınlarından çıkan Çiftlikte ve Deniz Kıyısında gibi kitaplar hala Neva için fazla öğretici. Genelde kitaptaki bilgileri ilginç hikayelerle süsleyerek anlatmaya çalışıyorum, o zaman ilgisi daha kalıcı oluyor. Neva’nın şu anda 5 yaşında olan kuzeni içinse bu tarz kitaplar biçilmiş kaftan. Bu yaz Didim’de bol bol ilk olarak Deniz Kıyısında kitabında tanıştığı paguru gözlemle imkanı bulmuş olmak onu inanılmaz mutlu etmiş.




Bu arada söylemeden geçemeyeceğim. Bir kitabın sınırlayıcı ve çerçeveleyici olması benim için didaktik olmasından daha fena. Aslında tahmin de ettiğim ama yine de dayanamayıp internetten aldığım iki kitap beni çok rahatsız etti mesela: Neden Annemi Çok Seviyorum?, Neden Babamı Çok Seviyorum? Bu iki kitap ta anne ve baba rollerine son derece geleneksel ve cinsiyetçi yaklaşmışlar. Mesela baba ile ilgili olanda sürekli babanın ne kadar güçlü ve akıllı olduğu vurgulanırken, anneyle ilgili olanda bu noktalara hiç değinilmiyor. Ama kitabın resimleri çok güzel. Anne-baba ve yavru hayvanlar resmedilmiş, dolayısıyla kendi hikayenizi yazabiliyorsunuz. Kompozit bu kitapları Neva’ya okurken hikayeyi tam tersine çevirmiş ve neden annemi/babamı çok seviyorum yerine kitabı annesi/babası neden Neva’yı çok seviyor şeklinde okuyor.



4. Çocuk kitaplarındaki resimler nasıl olmalı sizce? Hikayesini beğendiğiniz bir kitabı ilüstrasyonlarından dolayı almamazlık ediyor musunuz veya tam tersi oluyor mu? Hikayesi uyduruk olan bir kitabı grafiklerine aşık olarak aldığınız oldu mu? Grafiklerde aradığınız temel özellikler var mı? Varsa nedir?

Bence çocuk kitaplarında hikaye ve illustrasyonlar birbirinden ayrı düşünülemez. İkisinin birbirini tamamlaması şart. Neva’nın çok severek okuduğu bir kitap da yine Tudem Yayınları’ndan çıkan Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum. Bu kitapta minik bir tavşan gerek kollarını iki yana açarak, gerek havaya uzanarak, gerek aydedeye işaret ederek büyük tavşana onu ne kadar sevdiğini anlatmaya çalışıyor. Kitabın hikayesi ve çizimleri büyük bir uyum içinde, son derece yumuşak ve sevecen. Neva bu kitaba gerçekten bayılıyor. Küçük tavşanla birlikte o da kalkıp kollarını iki yana açıyor, havalara uzanıyor, takla atıyor.



Kitaplardaki resimler için farklı kriterler öne sürülebilir. Kimi zaman yumuşak, sade ve renkli çizimleri tercih ederken, kimi zaman da ayrıntılı çizimleri tercih edebiliyoruz. Örneğin Burun kitabında sayfalar arasında koşturup duran bir minik farecik var ki, kendisi o kitapta Neva’nın en çok ilgisini çeken karakter.

Bizim için çizimlerin hikayenin önünde geçtiği en belirgin durum İngilizce kitaplar. Doğduğundan beri Neva’ya İngilizce kitap okuyorum ve son zamanlarda artık kelimelerin anlamalarını seçmeye başladığının farkındayım. Çok sevgili bir blog arkadaşımızın hediyesi The Very Hungry Caterpillar bunun için biçilmiş kaftan. Resimler belirgin ve açıklayıcı, hikaye sade. İngilizce dahi olsa Neva hikayeyi takip edebiliyor.



Bir başka çok sevgili reel ve sanal arkadaşımızın hediyesi The Animal Boogie yine aynı şekilde İngilizce öğretmede ideal. Kitapta shake, shake, boogie, woogie, oogie derken biz de ayıyla birlikte vücudumuzu sallıyoruz, ya da leap, leap, boogie, woogie, oogie derken leoparla birlikte yerde sıçrıyoruz, yılanla birlikte kıvrılıyor, fille birlikte ayaklarımızı yere vuruyoruz. Böylelikle Neva İngilizce kelimeleri görsel, duyusal ve kinestetik olarak da tecrübe etmiş oluyor.



First Snow ise resimlerine hayran kalarak aldığım, Neva’nın da aynı şekilde İngilizce hikayesinden hiçbirşey anlamasa da bana getirip defalarca okuttuğu bir kitap. Hatta geçenlerde baktım dedesi kendisi bir hikaye uydurmuş, kitabı Neva’ya okuyor. İkisi de çok mutlu görünüyordu.



Unutmadan bir de bazen kitapların teması uygun olmuyor. Şöyle ki İş Bankası Yayınları’ndan çıkan Ayıcık ve Ben adlı kitap son derece yumuşak ve sade çizimlere sahip. Ancak hikaye deniz girmek, ağaca tırmanmak, merdiven çıkmak gibi bazı şeyleri yapmaktan korkan küçük bir çocuğu anlatıyor ve onu cesaretlendirmeyi hedefliyor. Bu haliyle Neva için son derece anlamsız bir hikaye çünkü kendisi bunların hiçbirinden korkmuyor. Ama resimler o kadar güzel ki biz de her sayfada o resimlere uyan farklı bir hikaye yazıyorz.



4. Çocuğunuzun şu anda en çok sevdiği 3 kitap hangileri? Bu kitapların bir ortak yönü var mı?

Neva hala en çok Ayşe Kulin’in Sit Nene’nin Masalları kitabını seviyor. Ahenkli ve tekerlemeli dil çok hoşuna gidiyor.



Çiçek Yayınları’ndan çıkan Çiftlikte ve Kırda Hayat vazgeçmediğimiz bir diğer kitap. 173 sayfadan oluşan ve çok ayrıntılı ve keyifli resimlerle çiftlik hayatını ve kırsal yaşantıyı anlatan bu kitap yine farklı farklı hikayeler türetmek için ideal.



Bir de bu aralar İş Bankası Yayınları’ndan çıkan Gofret ile Babası kitabını çok seviyor. Gitgide tırmanan hikaye örgüsü, yumuşak çizimler ve hikayenin sonundaki baba-oğul kavuşması Neva’yı mestediyor.



5. Bir çocuk kitabı yazsanız hangi temayı işlemeyi düşünürdünüz, ya da temasız öylesine bir masal mı uydururdunuz?

Bir çocuk kitabı yazsaydım sanırım Calvin and Hobbes’daki gibi hayali dostlarla ilgili bir kitap yazmak isterdim : )

Şimdi, özellikle de çocuk kitaplarıyla ilgili bunca güzel post okuduktan sonra büyük bir heyecan ve hevesle TÜYAP Kitap Fuarı'nın başlamasını bekliyorum. Kitapları tek tek dokunarak, içlerini karıştırarak, resimlerine bakarak ve bazen kendimi kaptırıp birer birer okuyarak seçmek ve almak istiyorum. :)

4 yorum:

füsfüs dedi ki...

SENEM!! yazman için sobelenmen mi lazım:) ne kadar iyi olmuş bu yazı. burada kitap fuarı haziranda oluyor, şimdiden sabırsızlanıyorum. gofret ve babasına çok benzeyen yaramaz fındık var bizde de. bayılıyoruz

kuzunun annesi dedi ki...

Teşekkür ederim , mimi farketmedin mi diye endişe etmiştim . Bil bakalım seni ne kadar seviyorum u listemize aldım . Öperim Nevayı çok..

Evren dedi ki...

Senem, harika bir yazı olmuş. Hemen Reader'da star koydum, Türkiye'ye gelince bizde olmayanları alacağım. Bir de sevindim Animal Boogie'yi okumanıza. Tülin Su da arada tutturuyor, benim de hep aklımda hareketleriyle birlikte yapalım diye ama shake, stomp ve flap'in otesine gecememistik, artık biz de yaparız diğerlerini :) Seneye kızlar birlikte yaparlar dansları :P

senem dedi ki...

Ah Füsun, taşındık taşınalı zaman çok kısıtlı bir kaynak oldu benim için. Bloga yazmak ise lüks :( Yazmadıkça iyice uzaklaşıyor insan. O nedenle bu mim iyi geldi sanırım :)

Hayat, hemen farkettim de toparlaması zaman aldı. Biz de öpüyoruz sizi :)

Evren, Animal Boogie önceleri pek ilgisini çekmiyordu Neva'nın ama şimdilerde en çok okuttuğu kitaplardan birisi. Hatta ne yazık ki hala emanetlerini teslim edemediğim için evde 3 adet var. Döndür döndür resimlerine bakıyor. Whole World de aynı şekilde:) Çok sevgiler.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...