11 Ağustos 2010 Çarşamba

bebekli ofis günleri

Yaz okulu denilen meret sonunda bitti. Yani en azından dersler sona erdi. Ancak ne yazık ki, sevgili kurumumuzdan bir son dakika kazığı yedik. Yuva 1 Ağustos itibarıyla tatile girdi, oysa yaz okulunda dersler 6 Ağustos’a kadar aynı hızda devam ediyordu. Eee biz de karı-koca yaz okulunda ders veren (aksi takdirde 657 sayılı yasaya tabi Devlet Memuru maaşları ile yaşam zor malumunuz) ve çocuk büyütürken anneanne ile babaanne desteğinden mahrum bir çift olarak o son haftayı kendi aramızda bölüşmek durumunda kaldık. İki gün Neva’yı da aldık geldik ofise. Ben dersteyken Kompozit baktı ona, o dersteyken ben baktım. Diğer günlerde ise sabahları ben kalkıp geldim okula, ders çıkışı koşarak eve döndüm, bu defa Kompozit aldı arabayı aynı yolu gerisin geri teperek okula kendi dersine girmeye geldi. Ben evde kalıp günün kalan kısmını Neva’nın vakitlice uyuyup bana çalışmak için zaman vermesi için dua ederek geçirdim. Kompozit şanşlıydı, onun dersi öğleden sonra olunca ders çıkşında okulda kaldı. Akşama kadar Neva ile ilgilenmek ise yine bana düştü.

Tüm bu süreçte Neva’dan mutlusu yoktu tabi. Son iki haftadır kreşten fena halde gına gelmişti yavruya. Tüm günü anne ve babayla geçirmek, anneyle birlikte okula gitmek, asistan ve öğrenci abla ve abilerin, diğer öğretim elemanı teyzelerin ilgisine mazhar olmak pek keyiflendirdi kendisini. Eylül ayında kreşe nasıl geri döneceğiz bilmem.

Bu hafta başından beri ise keyfi iyice tavan yaptı. Dersler bitti ama kalan bürokratik işleri tamamlamak üzere okula gelmek gerekiyordu. Ofisime Neva’nın seyahatlerde kullandığımız park yatağını kurduk bir güzel. Sabahtan öğlene kadar da Bebek parkı senin, Güney Kampüs benim dolandık durduk gölge yerlerde. Kennedy Lodge’da ağaçlar altında, kediler arasında mis gibi bir yemek sonrası Neva sütünü içmeye bile fırsat bulamadan kollarımda sızdı kaldı. Hemen alıp park yatağa koyduk kendisini. O 3.5 saatlik meşhur öğlen uykularını uyurken ben de güzel güzel işlerimi hallettim. Böylelikle akademisyen anneliğimi iyice bir pekiştirdim : ) Neyse ki benzer uygulamalar daha önce başka akademisyen anneler tarafından da gerçekleştirilmiş, ben ilk değilim. (Bu ara büyük bir zevkle sevgili Evren’in hediyesi Mama PhD kitabını okuyorum, akademik kariyer ile anneliği bir arada yürütmeyi planlayan tüm kadınlara tavsiye ederim.)

Dün anne-baba-Neva üçlüsü olarak cayır cayır yanan İstanbul’dan kısaca bir kaçalım dedik ve kendimizi Polonezköy’de bulduk. Haftaiçi kimseler de yoktu. Ağaçlar altında kendi pişir kendin ye tarzı bir yerde yayıldık kaldık. Uzun zamandır pek birşey yemeyen Neva’nın açılan iştahı günün bonusu oldu.

Bu sabah ise babayı okula gönderip anne-Neva-fahri teyze üçlüsü olarak sabah 10:50 de Bebek’ten kalkan şehir hatları vapuruna attık kendimizi: istikamet Çengelköy.




Zaten uzun zamandır Neva’yı vapura bindirmek istiyordum, bu sıcak havada püfür püfür vapur çok iyi geldi. Neva da kendi çapında rüzgar sörfü yaptı vapurda :- )

vapurda from senem yildiz on Vimeo.



Çengelköy’de Erbap diye bir yer var, ben terasına da yiyeceklerine bayılıyorum. Terastan manzara inanılmaz güzel. Fakat Ramazan gelmiş, hoşgelmiş... terası iftar saatine kadar kapatmışlar. Biz de simitimizi, böreğimizi alıp Çınaraltı kahvesine gittik. Çınarın serinliği herşeye değerdi tabi ama kahvenin bakımsızlığı içler acısı. Neva küçük su birikintilerinde zıplayarak beni çıldırttıysa da pişman değilim.



Dönüşte yine vapur ve yüze çarpan Boğaz rüzgarı....




Daha Bebek’e adım atar atmaz Neva bebek arabasında sızdı kaldı. Kaptığım gibi ofise getirip yatağına attım kendisini. Şimdi güzelce yaz okulu notlarını girebilirim artık : )


7 yorum:

annesininoglusu dedi ki...

aha ah keşke bizde de şartlar başka ülkeler gibi olsa da çocuklar böyle büyümese...

Anne ve Bebisi dedi ki...

:) Gobegini universite kampusune mi gomdunuz ne yaptiniz? :P

nehirineylemleri dedi ki...

Canım yaaaa
Ne emeklerle büyüyorlar di mi

Ayşe dedi ki...

vapur videosuna bayildim- kendinden gecmis! Erbap'i ben de cok severim. ama gidince ordan bir de cengelkoy bademi almak lazim. (En son sordugumda cengelkoyde yetismiyordu salataliklar, yalova'dan gelmis, neyse).

mama phd'i okuyayim hemen...

saricizmeli dedi ki...

Dünya düşüncelisi Evren mama Phd'den bir tane de bana hediye etti. benim elimdeki okumaları bitirip ona başlamama pek az kaldı.

Herkes 2. bebeği bu kadar kısa sürede düşünmeme şaştı. Oysa ki doktora faktörünü vurgulayan pek olmadı:)) duble mama phd kitabını güzelce yazarım umarım.

çabalarınızla gurur duydum. ben de anne babası öğretmen bir çocuk olarak seminerler sırasında okulda az vakit geçirmedim. pek keyiflidir o zamanlar...

S. teyzeye de selamlar:)

senem dedi ki...

Annesininoglusu, haksızlık etmeyeyim, benim şartlarım yine oldukça iyi. En azından çalıştığım üniversite 1. yaşından itibaren kreş imkanı sağlıyor. Ama yine de arada böyle durumlar oluyor işte. Velhasıl çocuklar kolay büyümüyor...

Annevebebişi, yok valla, inan göbeğini üniversiteden uzak tutmak için elimizden geleni yaptık :)

Nehirineylemleri, kesinlikle.. hem de ne emek, hergün ilmek ilmek dokuyoruz...

Ayşecim, salatalıklar pek kötüydü zaten :( Bademi atlamışız bak!

Sarıçizmeli, ben de öğretmen çocuğu olarak çok gittim annemle birlikte okula. Hatta o yüzden 5 yaşında başladım okula. Çok eğlenceliydi tabi. Şimdi tarihin tekerrür edişini görmek çok güzel :)) Bu arada S. teyzenin de sana selamı var. Pıtırcık'a o bile sevindi :)))

Evren dedi ki...

Senem harikasiniz! Resimlere, videoya bittim. Ufak bir bogaz turu atmis olduk biz de :) Kitabi sevmene sevindim. Bu arada seni de takdir ediyorum, BU'de ofise besik bile kurmussun, harikasin! O elinde durbunle uzaklara baktigi fotoya da bayildim, kucuk bilim insani seni :)) Opuyorum hepinizi, sevgiler...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...