15 Temmuz 2010 Perşembe

bir tuhaf haller

22. ayının içinde olduğu şu günlerde Neva tuhaf huylar geliştirmeye başladı. Neler oluyor anlamıyorum. Daha önce bahsettiğim kabus gibi geceler ara ara tekrarlanıyor. Eğer iki-üç gece deliksiz uyuduysa bir sonraki gece belli hiçbir sebep olmaksızın gecenin bir yarısı uyanıp deli gibi ağlayabiliyor. Ancak onun istediği pozisyonda durursam kucağımda geri uyuyor ama uyuduktan sonra yatağına koyarken hemen kalkıp tekrar ağlıyor. Sabır, sabır, sabır... şu günlerde en çok ihtiyacım olan. Tabi bir de uyku.

Gece tuhaflığına ek olarak son bir haftadır bir de kreşte ağlama çıktı ortaya. Normalde kreşe güle oynaya giden, herkesle anlaşan, gülen eğlenen çocuk Pazartesi gününden beri kreşte “anne gittii, anne yoook” diye ağlıyormuş. Zar zor sakinleştktikten sonra da sus pus bakıcılardan birinin kucağında oturup hiç inmiyormuş. Ta ki ben onu almaya gidene kadar. Babasıyla birlikte kreşten aldığımızda pür neşe oluyor. Herhangi bir sorun yaşamıyoruz. Okulun pedagogu ile defalarca görüştük. O da “Aslında bu yaptıklarını diğer çocuklar çocuklar zaten hep yapıyor ama normalde Neva etrafıyla o kadar barışık bir çocuktu, hepimiz çok şaşkınız” diyor. Bu durumun geçici olduğundan, taşınmanın ya da memeden tümden ayrılmanın üzerinde baskı yarattığından bahsediyor. Sabırla yanında olmamız gerektiğini, hayatında daha fazla değişikliğe izin vermemizi öneriyor. Söylediklerinin çoğu zaten bildiğim şeyler.

Neva muhtemelen yoruldu ve daha iki yaşına bile gelmeden tüm gün kreşe giden bu minik bünyenin sanırım artık anne ve babasıyla bir tatile ihtiyacı var. Ama ne yazık ki kreşe bir süre ara vermek de şu anda imkanlar dışında. Anneanne ve babaanne gerçekten gelemeyecek durumda. Hala ya da teyze ya da kuzen de yok. Karı-koca her ikimiz de yaz okulunda ders veriyoruz. Sabahları ailecek çıkıyoruz evden. Yolda ilk önce beni bırakıyorlar, erken saatte dersim olduğu için. Sonra babası Neva’yı kreşe bırakıyor, sonra kendisi derse gidiyor. Yolda anlatıyorum Neva’ya: “Bak şimdi ben derse gideceğim, öğrencilerim beni bekliyor. Akşam da babanla birlikte gelip seni alacağız” diyorum. Önce mızırdanıyor, sonra beni eliyle itip “dit anne, dit, derse dit” diyor!!! Ben inene kadar da yüzüme bakmıyor!!

Bugün dersim bitince diğer tüm işleri rafa kaldırdım, kreşe gittim Neva’yı almaya. Beni daha uzaktan görür görmez sevinç çığlıkları atmaya başladı. Sonra dans etti, daha sonra arkadaşlarını öpmeye başladı. Kreş öğretmeni ve o anda bahçede bulunan diğer tüm yetişkinler bu sevinç gösterisini şaşkınlıkla izlediler. Öğretmeni ağlamaya başladı. Zaten son bir haftadır Neva’nın haline onlar belki bizden de çok üzülüyorlardı. Kreşin bahçesinde bir süre hep birlikte vakit geçirdik. Sonra anne-kız kampüste dolaştık, çiçeklere böceklere takıldık. Saat 15:00 gibi eve geldik. Yatakta yatıp kitap okuduk. Sonra Neva uyudu, ben de ona tavuklu pilav ve en sevdiği kakaolu keki pişirdim. Şimdi de kalksın da beraber oturup yiyelim diye bekliyorum : )

Yarın 4 günlüğüne Erikli’ye kaçıyoruz. Çok sevdiğimiz bir arkadaşlarımızın yazlığına. Bu yaz tuzlu suyla ilk temasımız olacak. Yetti gari bu şehir halleri. Ailecek çok bunaldık. Biraz deniz, biraz güneş, biraz bahçeden dut ve vişne bizi kendimize getirir herhalde.

13 yorum:

Damla dedi ki...

Acaba evde genelde sakin bir ortamda büyüyen çocuklar özellikle 2 yaş döneminde yaşadıkları değişikliklerde çok mu zorlanıyorlar? Yani 2 yaş öncesinde çok stabil ortam sunarak birazcık kötülük mü yapıyoruz diye düşünüyorum. Neyse, Ilgaz büyük ölçüde atlattı. Artık çoğu şeyi çok daha iyi tolare ediyor. Eminim Neva da çabucak atlatır. Eğer siz bizim düştüğümüz gaflete düşmeyip, (sorun ne sorun ne diye kendimizi üzmek ve suçlamak) geçecek deyip derin bir nefes alıp elinizden gelen tüm fırsatlarda dinlenmeye çalışırsanız süreci hızlandırabilirsiniz diye düşünüyorum.

GüCüBe dedi ki...

Begümde 23.ayında başladı yuvaya, zamansız ve gereksiz herşeye ağlar oldu, gerçekten çok bunaltıcı bir süreç, umarım üzmeden,üzülmeden atlatırız. Bu arada begüm 1 ay yuvaya gitti sonrasında 10 gün tatilden sonra başladı bu sebepsiz ağlamalar bende anlayamadım.
Size iyi tatiller..

GüCüBe dedi ki...

Begümde 23.ayında başladı yuvaya, zamansız ve gereksiz herşeye ağlar oldu, gerçekten çok bunaltıcı bir süreç, umarım üzmeden,üzülmeden atlatırız. Bu arada begüm 1 ay yuvaya gitti sonrasında 10 gün tatilden sonra başladı bu sebepsiz ağlamalar bende anlayamadım.
Size iyi tatiller..

GüCüBe dedi ki...

Begümde 23.ayında başladı yuvaya, zamansız ve gereksiz herşeye ağlar oldu, gerçekten çok bunaltıcı bir süreç, umarım üzmeden,üzülmeden atlatırız. Bu arada begüm 1 ay yuvaya gitti sonrasında 10 gün tatilden sonra başladı bu sebepsiz ağlamalar bende anlayamadım.
Size iyi tatiller..

GüCüBe dedi ki...

Begümde 23.ayında başladı yuvaya, zamansız ve gereksiz herşeye ağlar oldu, gerçekten çok bunaltıcı bir süreç, umarım üzmeden,üzülmeden atlatırız. Bu arada begüm 1 ay yuvaya gitti sonrasında 10 gün tatilden sonra başladı bu sebepsiz ağlamalar bende anlayamadım.
Size iyi tatiller..

GüCüBe dedi ki...

Begümde 23.ayında başladı yuvaya, zamansız ve gereksiz herşeye ağlar oldu, gerçekten çok bunaltıcı bir süreç, umarım üzmeden,üzülmeden atlatırız. Bu arada begüm 1 ay yuvaya gitti sonrasında 10 gün tatilden sonra başladı bu sebepsiz ağlamalar bende anlayamadım.
Size iyi tatiller..

elfeyp dedi ki...

Kesinlikle sakinliğe ihtiyaçları var, dün bir kez daha anladım ben de.
Melek Güneş de son 2-3 gündür sebepsiz ağlamalara, huysuzluklara başlamıştı. Dışarda oyalayınca daha çok bağırıyor, karşıdan işkenceci anneler gibi görünüyordum.
Kendini yere atmalar, bir terlik için çığrınmalar, kontrolü kaybetmek üzere olan bir anne..
Bir an sakinleştim, kucağıma aldım, odamıza gittik, hiç konuşmadan yattık.
Kitap istedi, okuduk, şarkı istedi söyledik. Hadi çıkalım dedi, çıktık, hiçbir şey olmamış gibi kikirdedi yine..
O zaman anladım ben de. 2 yaş sendromu dedikleri şu minik canavar arada yüzünü gösteriyor ve ilacı kesinlikle şefkat ve huzur..
Size iyi tatiller...

ŞEKER dedi ki...

ah canım benim ya.. biz çalışan annelerin çocuklarının makus kaderi bu olsa gerek. ben hep iyi ki annem çalışmamış da bana bakmış diyorum. benim çocuğum ise hayatı boyunca bana hasret yaşacakcak ben de ona :((

çalışmak şimdi bir zorunluluk ama bari yazın gitmeseniz nasıl olur, imkanlı mı

Sen Gelince dedi ki...

Senem'cim çok üzüldüm... Seni biraz rahatlatır mı bilmem ama biz 26. aya girdik... Şu ana kadar babannesine güle oynaya giden, bana el sallamayı bile unutup dedesiyle oyun derdine düşen kızım bir haftadır bacaklarıma sarılıyor ve beni bırakmamak için ağlıyor... Bu bir dönem mi acaba bilemiyorum ki... Bizde bir de yerli yersiz ağlamalar ve inanılmaz agresif tavırlar var ekstradan... Taşınma olayı mutlaka etkilemiştir diye düşünüyorum... Bir de bilinçleri açılıyor artık...

Deniz dedi ki...

sabah benimki de, anne lütfen sen gitme dedi... Şimdi yazını okuyunca çok kötü oldum...

anne kaleminden, ANKARA dedi ki...

ben de üzüldüm yazınızı görünce ama şu 4 günlük tatil çok yerinde olmuş... hepinize iyi gelecektir, iyi tatiller...

olmadık işler peşinde dedi ki...

ahh canım benim :( çok üstüste gelmiş herşey. neva'yı o halde hayal bile edemiyorum inan... bu tatil iyi gelir size.. çok öpüyorum ikinizi de:) iyi tatiller

senem dedi ki...

Yorum bırakan herkese tek tek gerçekten çok teşekkür ediyorum. İnsanın yalnız olmadığını bilmesi ferahlık veriyor. Bir de tabi sonuçta bu durumun o kadar da vahim birşey olmadığını anlayıp algı ayarımı yeniden yaptım : )

Damla hele sen “Eğer siz bizim düştüğümüz gaflete düşmeyip, (sorun ne sorun ne diye kendimizi üzmek ve suçlamak) geçecek deyip derin bir nefes alıp elinizden gelen tüm fırsatlarda dinlenmeye çalışırsanız süreci hızlandırabilirsiniz diye düşünüyorum” demişsin ya, nasıl iyi geldi anlatamam. Zira biz de tam o dediğini yapıp sorunun ne oldupu üzerine hababam kafa patlatıyorduk son günlerde.

Güneş, bizim kuzular hala küçük. Yuva olayı bir şekilde etkiliyor anlaşılan onları. Oysa ben bizimkinin artık çok alıştığını sanmıştım ama ara ara böyle infialler olacak galiba. Kolay gelsin ikimize de ve tabi Begüm le Neva’ya : )

Elf, kesinlikle haklısın. Biz gerilince onlar geriliyor, iyice bir açmaza giriliyor. Şefkat, huzur, sakinlik, birebir ilgi derdimizin dermanı : ) Öp yavruları benim için.

Şeker, çalışmayıp evde oturmak da çalışıp çocuğa hasret kalmak kadar zor bence. Sürekli birlikte olunca da çok bunalıyor insan. Önemli olan dengeyi koruyabilmek galiba. Bizim meslekler neyse ki buna izin veriyor ;-) Sevgiler Hira’ya.

Özlem, Nilsu ile Neva ne kadar benziyorlar birbirlerine. Ne kadar ani bir tavır değişikliğidir bu anlamıyorum. Neva da son bir hafta öncesine kadar bayılıyordu kreşe gitmeye. O mızmızlık bizde de var. Geçecek, di mi? : -) Çok öpüyorum Nilsu’yu.

Deniz, okula yaklaşırken Neva ağlamaya başlayınca ben de öyle kötü oluyorum işte. Ama biliyorum ki ikimiz için de en iyisi bu. Kıyamam Yaz’a : )

Anne kaleminden, hemen girip okudum Eren’le uyku maceralarınızı. Gerçekten de çok benziyor durumumuz. Eren’in baba diye tutturması da ayrıca zor bir durum tabi. İnsanın elinden birşey gelmemesi çok fena. İnşallah en yakın zamanda düzene girer bu bizim küçük canavarlar.

OYİP’cim yaaa, hiç sorma. Görsen şu son hafta Neva’yı tanıyamazdın. Ama atlattık gibi şu aralar. Tatil her derde deva. : ) Koca minnakla minik minnak’ı çook özledim. Neva da çok özledi ;- )

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...