26 Haziran 2010 Cumartesi

günlerin getirdikleri

Uzun zaman oldu, bloga elimi süremedim. Hem içimden gelmedi hem zamandan yana yokluk çektim. Haftalar var ki popomun üzerine oturup bir keyif yapmışlığım yok. E bu durumda blog yazmak lüks kaçtı biraz. Üstelik ilk kez blog okumak da gelmedi içimden, takip edemedim birçok şeyi. Bu öyle bir dünya ki içine girdikçe giriyorsun, uzaklaştıkça da uzaklaşıyorsun. Ama ben seviyorum blog tutmayı. Herşeyden önce bana edindirdiği kimi reele taşınmış, kimi sanalda süregelen güzel arkadaşlıklar için seviyorum. Sonra oturup kendi yazdıklarımı okumayı seviyorum. Ne yapmışız, ne hissetmişim, nasıl tepkiler vermişim... Söz uçup gidiyor ve yazı kalıyor hakikaten. İlkokuldan beri günlük tutuyorum zaten. Üniversite yıllarında tuttuğum günlükleri en yakınlarım dahil kimselere okutmadım. Taşınma sürecinde onları aldım ofise getirdim, taşınma hengamesinde otrtalıklara düşmesinler diye. Hani olur da bana birşey olursa en azından siz blog dostlarım biliniz ki günlüklerim ofiste (açılmadan) imha edilmeyi beklemektedir. Ohh neyse, sonunda birilerine söyledim de rahatladım!

Geçen süreçte öncelikle B.Ü de bir dönemi daha bitirdik. Dönem sonuna doğru hep bir “roller coaster ride” havası... Dönem ortası verilmesi gereken ama hep bir sebeple dönem sonuna sarkan vizeler, yazılı-sözlü sınavlar, mülakatlar, proje başvuruları, proje kapatma raporları, yeterlilik sınavları, tez savunmaları... ne ararsan... bir de üstelik bütün sene çalışıp dönem sonu hünerlerini sergileyen klüpler.. benim favorilerim folklor ve tiyatro klübü. Müthiş bir sosyal etkinlik enflasyonu. Kaotik ama çok güzel bir ay bu Haziran ayı.

Lojmanda bizim yerimize taşınacak aile 15 Haziran itibarıyla eve taşınmış olmak istedikleri için finalleri yapar yapmaz kıstırdık sınav kağıtlarını kolumuzun altına, boşalttık daireyi (25 Haziran itibarıyla hala taşınmış değiller ama olsun). Evde bir eleme yapalım, gereksiz yüklerimizden arınalım düşüncesiyle evden eve taşımacılık yerine kendimiz koli yapmayı tercih ettik. Artık taşınma öncesi evde günden güne artan kolilerin stresi ve sıkıntısından mı, o günlerdeki sıcakların bunaltısından mı, yoksa başkaca bir sebepten mi bilinmez Nevacık bir gece kurdeşen döküverdi. Yavrucak gece uyanıp uyanıp hatır hatır kaşındı ve ağladı, kazma annesi birşey anlayamadı, isilik oldu sanıp pudraladı çocuğu. En sonunda babası gecenin bir vakti kalkıp ışığı açtı da vücundaki döküntülerin boyutlarıyla tanışmış oluk. Neyse ki Kompozit o anda koydu teşhisi: ürtiker (kurdeşen) olmuş bu! Hemen Zadithen verdik, sabaha kadar güzelce uyudu. Ertesi sabah doktora götürdük, teşhis aynı ama sebep belli değil. Antihistaminik şurup ve rahatlasın diye vücuduna sürdüğümüz losyon sayesinde iki günde atlattık ürtikeri. Geriye tahammülü zor bir huysuzluk kaldı. Hiç alışık olmadığımız sebepsiz ağlamalar, tuhaf inatlaşmalar da neyse ki taşınmaya yardıma gelen anneanne ve dedenin sevinciyle geçiverdi.



Taşınma yağmur sularının İstanbul sokaklarını teslim aldığı günlere denk geldi. Ama bizi fazla etkilemedi neyse ki. Anneanne ile dedenin de büyük yardımıyla (bir hafta her gece gidip onlarda kaldık) kolay bir geçiş oldu. Evimizde geçirdiğimiz ilk gece karı-koca yatağa uzanıp “vay be” dedik, “kavga dövüş, sonunda bir eve karar verdik ve taşındık bile”. Büyük başarı. Biz aslında sadece ev değiştirmedik, birçok yönden hayat tarzımızı da değiştirmiş olduk lojmandan çıkınca. Neyse ki Neva önceki evin darlığından sonra bu evde gönlünce koşturabilmekten çok memnun kaldı. Ev ikinci katta ve pencereler doğrudan sitenin yeşil alanına ve parkına baktığı halde dışarı çıkmak istemez oldu. Oysa biz onu parktan içeri sokamayacağız sanıyorduk. Site zaten küçük, bir de ortalık çoluk çocuk kaynıyor, kısa süreden bir sürü kişiyle tanıştık, göz aşinası olduk. Velhasıl Neva için buraya taşınmakla çok doğru bir karar aldığımıza bir kez daha ikna olduk.

Son zamanlarda bloglardan uzak kaldım kalmasına ama blog bebeklerini sevmekten de geri kalmadım. Rahşan’ın Mina’sı, OYİP’in Çağan’ını, Yeliz’in İlyas’ını öpüp koklamak, e hadi itiraf edeyim fırsat buldukça da mıncırmak imkanı buldum. Pek güzel oldu. O en huysuz günlerine denk geldiyse de Neva da çok mutlu oldu.








Amaaaaaa, Neva en çok geçen sefer olduğu gibi Bora abisinin dibinden ayrılmak istemedi. O hayran bakışlar, hülyalı gülüşler yedi bitirdi beni. : ) Halen daha bilgisayarda resmini görünce “anne bak Bora” diyor : )




Tabi en güzellerinden biri artık gelenekselleşmeye başlayan Haziran ayı Evren-T-Yavrusu ile Senem-N-Neva buluşmasıydı :) YavruSu ile ilk tanışmamızda hem o, hem de Neva anne karnında birer minik fasülyeydi. Geçen sene biraraya geldiğimizde birbirilerinin hiç suratına bakmamışlardı, öyle ki ikisini aynı fotoğraf karesine alamamıştık. Bu sene ise birbirilerinin farkına vardılar, benzer kararketerlere sahip bu iki yer cücesi birlikte B.Ü’nün çimlerinde koştular, yatakta zıpladılar, şarkı söylediler, top oynadılar. Kampüsteki Kardeş Türküler konserinde annelerinin kucağında kah uyukladılar, kah şarkı ve danslara eşlik ettiler. Ama biz YavruSu ile ailesine doyamadan geri döndüler.







İşte bizden haberler böyle. Merak edenlere teşekkürler, sevgiler...

11 yorum:

sirâr dedi ki...

gerçekten uzaklaştıkça uzaklaşılıyor, neyse ki kopamıyor insan. bir solukta okudum olan biteni. nasıl sevindim. taşınmak deyince tüylerim ürperiyor, her şey bitmiş, süt liman olmuş ne hoş. uzun ve güzel bir tatil sizi bekliyordur umarım. sevgiler...

füsfüs dedi ki...

ne çok şey yazmışsın ama hangisine yorum yazmalı. taşınma bitmiş kocaman bir geçmiş olsun. kurdeşeni de nurturiadan takip etmiştik o da geçmiş neyse ki. nevanın boraya bakışına hakkaten bittim. son olarak kardeş türkülerde sen ve evrenle birlikte olmak için çooook şey verirdim. hala sahnede izleyemedim ona yanarım...

Ayşe dedi ki...

minayi gorunce rahsani ne kadar ozledigim geldi aklima... Ne kaddar buyumus minacik...
o kurdesenin ne sinir bisi oldugunu ben de bilirim... Aman gecmis olsun.

ne guzel blog arkadaslarini gormus nevacik...

tasinmaniz ve yeni eviniz tekrardan hayirli olsun... gule gule oturun evinizde...
cok sevgiler.

ELÇİN'İN YERİ dedi ki...

daha 2 gün önce aklıma geldiniz kuzucukla birlikte uzun zamandır yazmıyor acaba her şey yolunda mı diye ...ve bu sabah okuyunca çok sevindim her şeyin yolunda olmasına :)

nevaya bayıldım maşallah ne kadar büyümüş...ve o boralı bakışlar beni bitirdi :) işveli nazlı bir kız olacak belli :)

çok öpüyorum sevgiler

KUZEY TAN dedi ki...

aaa özlettiniz kendinizi.Taşınma telaşında olduğunuzu anlamıştım. Çok geçmiş olsun Neva ya . Acil şifalar diliyorumm.
Mezunlar gününde ordaydık. Aslında öncesinde mesaj atacaktım ama gelip gelmemiz net olmadığından yazmadım.Ayrıca bloga bakacağından emin olamadım.Zaten geç gelip ıslanıp dönenlerdeniz.
Bir ara Kuzey Tan arkadaşlarıyla koşmaya geleceğiz BÜ. Müsait olursanız Neva ile de tanışalım.:)))

Evren dedi ki...

Simdiden cok ozledim ben ama sizi :) Tulin Su da iyi ki dogdun Neva diye sayiklayip durdu, hala ara ara aklina geliyor Neva :) Hakikaten cok benzer karakterde bu yer cuceleri. Bekliyoruz mutlaka. Yalniz birakmayin bizi burda taa seneye Haziran'a kadar. Nevacigin Bora'ya bakislarini yerim bir de, operim :D

Sevgiler, Evren.

Not: Acikhavaya kalamayacagiz diye cok uzuluyordum ama yine bir KT konseri izlemis olduk birlikte, bu 3. muydu :)
Fusfus, seneye ayarlayalim hep birlikte izleyelim ;)

Sen Gelince dedi ki...

Tamam Nurturia'dan haberleri sıcağı sıcağına alıyoruz ama böyle uzun uznu okumak da ayrı bir keyif... Geçmiş olsun taşınma için tekrar... Güzel günler asıl şimdi başlıyor:)

senem dedi ki...

Sirar, evet kopamamak, geri dönmek güzel değil mi? : ) Taşınmak zor iş gerçekten, biz atlattık, darısı taşınacakların başına. Ne yazık ki tatil bize uzak. Pazartesi günü yaz okulu başlıyor : (

Füsfüs, sever misin Kardeş Türküler’i? Gelecek sene Haziran’da gerçekten siz, Evren’ler, biz hep birlikte gidelim o zaman Açık Hava konserlerine. Hem kızlarımızı da götürürüz, bu sene Açık Hava’daki konser çocuk doluydu, çok da eğlenceliydi.

Ayşe, Minacık büyüdü, her zamanki gübü çok güzel, çok tatlı. İyi dileklerin için teşekkürler. Bu tarafa geldiğinde bekliyouz mutlaka.

Elçin, çok teşekkürler. Neva hakkaten işveli bir kız olacak galiba. Kime çekti bilmem ki? : )

Kuzey Tan’ın annesi, biz de gidemedik zaten mezunlar gününe. Gidebilecek olsaydık ben de yazacaktım. Ama B.Ü’ye geldiğinizde mutlaka haberleşelim. Biz haftaiçi hep o taraftayız (ben ofiste, Neva kreşte). Tanışmayı çok isteriz. Maille telefon numaramı göndereyim bir ara.

Evreeeen, inşallah ya. Ne çok isterim gelmeyi. En iyisi bir konferans bulmak o taraflarda : ) Wheels on the bus şarkısında Tülin Su’nun “the driver says go back please” diyişi ne kadar tatlıydı yahu. Neva ile birlikte sürekli söylüyoruz. Özledik sizi ailecek. Seneye boşverin yaz okulunu falan, Füsfüs, siz, biz hep beraber konsere gidelim : )

Özlem, çook teşekkürler. Evet, sonunda bu haftasonu oturup da evin keyfini çıkartmaya başladık neyse ki : ) Öpücükler senin yer cücesine.

kuzunun annesi dedi ki...

Çok gecmiş olsun , ben kacırmısım sanırım hastalıgını..
gercekten bloglarımız sayesinde güzel arkadaslıklar kurduk, kuruyoruz. İyiki blogger olmuşuz:)

füsfüs dedi ki...

senem sevmek ne demek bayılırız biz ailecek, en vefalı uzun yol arkadaşımız onlar:) yıllardır bıkmadık dinlemekten. kesin ayarlayalım çok ama çok isterim

olmadık işler peşinde dedi ki...

hayır karış kadar boyuyla ne anladı bilmem Bora'dan. Şu hallerine bak sen, aşık amaşık bakıyor hakkaten:D)) ne güzel yakalamışsın sende. bir dönelim yazlıktan geleceğiz yeni evinize komşum:)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...