9 Mart 2010 Salı

erzurum notları

Erzurum’a gittim, geldim. Yediğim içtiğim dahil işte Erzurum notları:

- Sabah 7 uçağı, hava muhalefeti nedeniyle bir saat rötar yaptı. Erzurum Lisesi’ndeki sunumum saat 10’da başlayacaktı ve benim uçağım saat 10’a 10 kala havalimanına yeni inmişti. Buna rağmen saat 10:15’de sunuma başlamıştım!!!
- Sunuma tam 190 yabancı dil öğretmeni öğretmeni katıldı. Yanımda götürdüğüm benim için hazine değerinde olup herbiri 14 sayfalık anketleri doldurdular. Sunum sonrası yabancı dil eğitimindeki sorunlar üzerine sohbet ettik. Çok keyifliydi.
- Hava hiç de korktuğum gibi soğuk değildi. Hatta İstanbul’dan daha sıcaktı bile diyebilirim ama sohbet esnasında bir öğretmen arkadaş akşam sekizde -32 dereceyi gösteren bir levhanın çektiği fotoğrafını göstererek ağzımı açık bıraktı.
- Taşhan’a gidip oltu taşından yapılan takıları inceledik. Kendime kolye, küpe ve yüzükten oluşan sade ama çok hoş bir takım aldım. Çok güzel takılar ve turkuaz işlemeli tesbihler vardı ama fiyatları da bir o kadar güzeldi.
- Koyun etinden hiç hoşlanmayan bendeniz çağ kebabından mümkün mertebe uzak kalmayı başardım ancak sıcak sıcak gelen kadayıf dolmalarını lüplettim. Tadı damağımda kaldı ama hiçbir yerde (sağolsunlar) elimi cebime attırmayan gönüllü ev sahiplerinden utandığımdan daha fazlasını yiyemedim.
- Çifte minareli medresenin çini süslemelerine hayran kaldım.
- Yakutiye Medresesi ile Ulu Cami’yi kısa da olsa gezdim.
- Erzurum Kongresi’nin yapıldığı Atatürk Müzesi günlerden Pazartesi olduğu için kapalıydı, dışardan bakmakla yetindim.
- Atatürk Üniversitesi’nin devasa kampüsüne bayıldım. Baldan süte, etten çileğe kadar herşeyi bünyesinde yetiştirebilen bu kampüsün lojmanlarında oturan öğretim üyelerinin yaşadığı doğal hayata imrendim. Haftasonları Palandöken’de kışın kayak, yazın trekking yapıyor olmaları da cabası.
- Erzurum’a seneler önce bir kez daha gitmiştim, o zaman beni en çok kadınların kıyafetleri, şehrin gri ve fazlasıyla muhafazakar hali çarpmıştı. Ne yazık ki yine aynı izlenimle ama beni gezdiren, geçirdiğim birkaç saati dolu dolu yaşatan ev sahiplerine şükran duyarak ayrıldım şehirden.

6 yorum:

Irmakbebek dedi ki...

erzuruma gidesim geldi:)

Anne ve Bebisi dedi ki...

Senin adina sevindim :) Eh, darisi basimiza diyelim :)

Kremali'nin annesi dedi ki...

Ortak paydalarimiz gitgide artiyor biliyor musun? Keske akademik calismalarimizin benzerligini daha once farketmis olsaydim. Neyse, belki de yolumuz birgun Erzurum'da falan kesisir de kampuste organik sebze meyve toplarken detayli konusuruz herseyi. Zira ben de esim de ciddi ciddi kafaya koyduk Anadolu'da biryerlerde yasayip calismayi.

Anne Duru dedi ki...

ahhh ne kadar özendim bilemezsin
öyle güzel anlatmışsın ki gitmiş kadar oldum:)

senem dedi ki...

Kremali'nin annesi, tam olarak hangi alanda çalıştığını merak ettim bak şimdi. Bizim alanda ise özellikle, haberleşmek isterim. Hoş değilse de haberleşmek isterim :) Siz ne zaman dönüyorsunuzz Kanada'dan? Tez ne alemde?

Kremali'nin annesi dedi ki...

Senem, aslinda siyasal bilgiler alaninda doktora yapiyorum ben. Ancak tezim biraz disiplinlerarasi bir konuda ve yabanci dil, ozellikle de Ingilizce ogrenimiyle ilgili.

Aldigim uzatma bu yaz sona eriyor; yani, insaallah yaz sonuna kadar mezun olmak zorundayim. Ondan sonrasini inan ben de bilmiyorum. Esimin burada kurulu bir duzeni var ama ikimiz de Turkiye'yi cok ozluyoruz.

Sevgiler.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...