11 Ocak 2010 Pazartesi

tatlı cadı

Geçenlerde bir arkadaşıma Neva’nın yaptıklarını anlatıyordum ki arkadaşım “tatlı cadı o” diyiverdi. Gerçekten de tam bir tatlı cadı oldu çıktı Neva. İyiden iyiye bağımsız, korkusuz, neşeli, çılgın, çevresindekilere mutluluk veren bir çocuk oluverdi iyice (dilimi ısırıyor, maşallah, maşallah, maşallahları ardarada sıralıyorum; ne de olsa kendi kendime nazar değdirmekte üstüme yoktur).



Yalnız daha önce bahsetmiş olduğum yaklaşan iki yaşın ayak sesleri şu günlerde “menim, menim (benim, benim)” nidalarıyla tezahür ediyor bizim evde. Bu aralar herşey Neva’nın. Ya da en azından evde ne kime ait, onun çetelesini tutmaya başladık. Nerden bulduysa bir yerlerden babasının çoook eski bir çift kol düğmesini bulmuş, onları bulup bulup bana getiriyor ve “babaciiii” diyor. Yani bunlar babanın. Geceleri yatağına yattığında ben de bir yastık alıp yanındaki koltuğa oturuyorum. Hemen yatakta dikilip benim yastığımı işaret ediyor ve en kışkırtıcı sesiyle “menim” diyor. İstiyor ki ben “hayıııır, o benim yastığım... senin yastığın nerde?” diyeyim. O vakit hemen büyük bir gururla kendi yastığını gösteriyor. Bu diyalog Neva uykuya dalana kadar belki 10-15 kere tekrarlanıyor aramızda.

Hemen her gün öğleden sonraları ya Neva karşı komşuya gidip onların 23 aylık oğlu Ozan’la oynuyor, ya da Ozan bize geliyor. Geçenlerde bir akşam Ozan’la annesi bizdeydi, Ozancık neye elini atsa Neva “menim menim menim” diyerek elinden aldı çocukcağızın. Hele bir de aldıklarını iki eliyle göğsüne bastırışı var ki evlere şenlik. Neyse ki Ozan bizim cadaloz karşısında efendiliğini korumaya devam etti de, fazla olay çıkmadı. Bir de Allah'tan çok uzun sürmüyor şimdilik bu benim krizleri. Eğer karşısındaki ısrarcı olursa Neva da elindekinden vazgeçebiliyor.

Oysa en tahammül edemediğim şeydir paylaşmayı bilmeyen çocuk. İstiyorum ki çocuğum oyuncaklarını paylaşsın, arkadaşlarıyla birlikte oyunlar kursun falan. Halbuki internet üzerinde biraz bu konuda okuyunca bu yaştaki bir çocuktan sevdiği eşyaları paylaşmasını beklemenin, hele de onu buna zorlamanın çok yanlış bir davranış olduğunu öğrendim. Zira çocuk kronolojik olarak önce sahip olmayı, daha sonra ise paylaşmayı öğreniyormuş. 3-4 yaşından küçük çocuklar sahip olunan bir eşyanın aynı zamanda paylaşılabileceğini henüz algıyamadıkları için paylaşmaya zorlanan çocuk verdiği eşyayı geri alamayacağını düşünebilir, daha da kötüsü kendi istek ve ihtiyaçlarının önemsiz olduğunu düşünmeye başlayabilirmiş. Şu dönemde onun kişisel tercihlerine saygı göstermek, paylaşması için ısrarcı olmamak çok önemliymiş. Bu durumda yapılabilecek en iyi davranış paylaşılamayan oyuncak ya da eşyaya alternatifler sunmak, bu nesne ile oynamayı sıraya sokarak dönüşümlü oynatmak, çocukla al-ver oyunu oynayarak çocukta verdiği oyuncağı tekrar geri alabileceği güvencesi oluşturmakmış. Tabi anne-baba olarak doğru modeller oluşturmak ve ancak 3 yaşından sonra paylaşmamanın pek hoş bir davranış olmadığını –kesinlikle cezalandırma yöntemine gitmeden - çocuğa hissettirmek de önemliymiş.
Özellikle genbilim sayfasında Klinik Psikolog Şeniz Pamuk’un şu yazısını çok faydalı buldum.

Son olarak işte Neva'nın çok iyi bir oyun kurucu olan amcasının gözetiminde kuzeni Ege ile oyuncak paylaşımından bir sahne.

5 yorum:

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

koca somunun ucunu kemirmekten ne zevk alıyorlarsa artı.. tunanın da bütün somunlu tonla fotoğrafı var. kepekli, beyaz, ev ekmeği, köy ekmeği....

ELÇİN dedi ki...

ya o rafa nasıl çıktı bu kuzu :)

Evren dedi ki...

Her hali birbirinden tatli bu Neva cadisinin ;) Tu tu tu masallah!

Ya bu paylasmama olayi fena hakikaten. Bi' de bizim YavruSu henuz benim asamasina da gecmedi, arkadaslarinin elinden onlarin olan oyuncaklari 'zorbalikla' aliyor, onlari da aglatiyor ve dahasi hic tinmiyor! :( Bir de "al al" diye elindekini uzatiyor, alinca da kiyameti kopariyor. Iyi oldu bu paylasma(ma) bilgisini paylastigin :) Zorlamayalim madem biz de. Zaten zorlasak da bisey olmuyor ya...

Evren dedi ki...

Bu arada yeni template de guzel olmus. Yalniz, cikolatali pastadan ziyade fistikli-bademli pasta olmus :) Ama senin badem gozlu fistik kizina da bu yakisir zaten ;)

senem dedi ki...

Hülya, hakkaten ya ne anlıyorlar böyle somun kemirmekten bilmem. Neva bir de kafasından büyük fırın simitlerini ısıra ısıra yemeğe bayılıyor. Ne komikler, di mi?

Elçin'cim, popodan accık destekle gelinen nokta işte budur. Bundan sonraki aşamayı çok merak ediyorum. :)

Evren, hahahaha, demak YavruSu da şimdiden başladı benim benimlere.. Bunlar galiba biraz da kreşte öğreniyorlar böyle şeyleri... Eee napsın kuzucuklar, survive etmeye çalışıyorlar tabi :))

Bu arada template2imi yine değiştirdim. Bir türlü içime sinen birşey bulamadım :(

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...