27 Ocak 2010 Çarşamba

boğaz'da kar

Karın o en yoğun şekilde yağdığı Pazartesi günü öğlen saatlerinde Kompozit, ben, Kompozit’in 25 yıllık arkadaşı AKS ve karısı (hepimiz üniversitedeyiz) öğlen arasını fırsat bilip lapa lapa yağan karın altında önce Aşiyan yokuşundan aşağı indik. Sonra bağrımızı deli esen boğaz rüzgarına verip Hisar’a yürüdük. Kar öyle hızlı yağıyordu ki, yolda açılan ayak izleri çabucak kapanıyordu. Derin sessizliği, mutlak beyazlığı ve sonsuzluk hissini içimize çekerek, dudaklarımızdaki kanın donduğunu hissederek yürüdük epeyce.







Kurşuni gri ve çalkantılı denizin üstünde kendilerini rölantiye almış karabataklar ve martılar eşlik etti bize.



Sonunda ayak parmaklarımızı hissedemez hale gelince içinde bizden başka müşterinin olmadığı küçük bir balıkçıda buz gibi bira içip çıtır çıtır kızarmış sıcacık patatesleri mideye indirdik. Bir de üstüne kahve içebilseydik iyiydi ama zaman dardı, dönmek lazımdı. Yine de İstanbul’da karlı bir günün tadı ancak bu kadar çıkabilirdi diye düşünerek avunduk.

7 yorum:

blogcuanne dedi ki...

Çok imrendim!

sinem dedi ki...

ah abaşbaşa yürüyüş mü dedin hımm bayağı olmuş tadına varmayalı.

saricizmeli dedi ki...

kara hasret kaldık:(

zeynep dedi ki...

ne güzel anlatmışsın:=)

KUZEY TAN dedi ki...

Teşekkürler. Çok iyi geldi.

Bir de Güney de yattık karların üstünde dersen kıskanırım vallahi.

Ayrıca Aşiyan yokuşundan inişinizi hiç düşmeden yaptıysanız tebrik ederim.

Çıkış yorucu olmuştur.

Evren Bay Sengul dedi ki...

Ohh, afiyet olsun! Cikarin tadini bizim icin de! Kar bol da, balikciya ozenmedim degil vallahi :) Deniz zaten hep... böhüü...

Neyse resimlerle avunduk, super olmuslar, eline saglik!

k.i.s.d. dedi ki...

Aşiyan yokuşu mu? Yoksa aynı üniversiteden mi bahsediyoruz???

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...