15 Aralık 2009 Salı

iki yaşa doğru

İki yaşın ayak sesleri bizim evde duyulmaya başladı. Yavaş ama emin adımlarla yaklaşıyor sanki. Bu ara hep bir inat, hep bir tutturma halleri var bizim evde. Asıl zor annelik şimdi başlıyor bence. Hadi bakalım, 15 aylık bir bebek nasıl disiplin edilir, edilmeli midir?

Şu günlerde Neva’nın en büyük tutkusu çekmeceler ve kablolar. En çok da cep telefonu şarj aleti kablolarına bayılıyor, kablonun bir ucundan tutuyor ve bütün evi kabloyu peşinde sürüye sürüye dolaşıyor. Kendisine tahsisli kablolar var evde ama onları beğenmiyor. İlla bizim işimize yarayan kablolarla oynayacak. Benim şarj kablom kopmak üzere, babasınınki ise kayıp. Yok! Hiçbir yerde bulamıyoruz.



Bu arada kabloya kaaarga diyor. İlk heceleri kavramış durumda ama iş ikinci heceye gelince devreler karışıyor : ) Bu kablo sevdası ile mazallah babası gibi mühendis olacak diye korkuyoruz!

Evde açılmadık, karıştırılmadık çekmece kalmadı. Mutfaktaki çekmeceler favorisi. Yarım kabartma tozu paketleri, mumlar, buzdolabı poşetleri hep fora. Hele bir elinden almaya kalkın da görün gününüzü!



Olmadık yerlere çıkma, oralarda kendince düzenlemeler yapmak da yine en sevdiğimiz aktivitelerden. Yatağından alt açma kısmına kendisi tırmanıyor. Sonra hemen üstteki raftan oyuncak, kutu vs. artık ne varsa indiriyor, onları parmaklarının ucunda durarak tekrar yerlerine yerleştirmeye çalışıyor. Uğraşıyor da uğraşıyor.



Yine salondaki yemek masasının üzerine çıkıp step dansı denemeleri yapmak da favorileri arasında. Eğer masanın üzerine çıkmasına izin vermezsek önce dizlerinin üzerine yere atıyor kendisini, sonra boylu boyunca yere yatıp yerlerde debeleniyor. Neyse ki fazla uzun sürmüyor bu tantrumlar.

9 yorum:

kirazsevdasi dedi ki...

Neva yaa,
annen neden boyle seyler yaziyor senin hakkinda,
oysa resimlerde oyle tatli oyle tatlisin ki, inatlasmalar filan inanasi gelmiyor insanin.
kıyafetlerine ayrica bittim,
optuk seni =)

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

senem durum aşağı yukarı bizde de aynı. bu sabah elinden okyanus suyu şişesini adlım diye(kapağını açıp kapatıyodu büyük keyifle ama kapağın yarısı falan kalmamıştı ısıra ısıra) sağlam bi yaygara kopardı. karnı açsa ve uykusu varsa daha cazgırlaşabiliyorlar.temel ihtiyaçları giderildiyse daha kısa sürüyo o tantrumlar. bir de kararlı olmak temel prensip bence. elinden bir şey alınca bağırdı diye geri verince çok önemli bir silahları olduğunun da farkına varıyorlar. şu sıralara fena halde sınırlarımızı deniyorlar ve sanırım bunlar daha iyi günlerimiz :))

olmadık işler peşinde dedi ki...

Şu kablo ve buzdolabı poşetleri kurcalama merakı bizde de var. Mesela her banyodan sonra saçlar kurutuluyor, sonrasında saç kurutma makinesi köpek gibi peşi sıra gezdiriliyor:)
Bu düğme burun, pek bi acar olmuş söyliim. Bakışlardan belli, cingöz cingöz maşallah:)

mummy dedi ki...

Haha Ece de bikaç ay öncesine kadar nerdeyse kabloyla uyuyodu,şimdi geçti,yerine başka şeyler geldi:)Bu kablo aşkı tüm çocuklarda var demek!!Evet karıştırarak kurcalayarak öğreniyolar ama insanda her dakika 'yavrum benim ne güzel de keşfediyon,kurcala ki keşfedesin çocuğum' sabrı olamayabiliyor..Malesef gün be gün artıyor Ece de aynı dönemde başlayan o tutturmalar ve kendini yerlere filan atmalar..Allah sabırlar versin diyeyim:)

Betül dedi ki...

yazdıklarıma ne kadar çok benzer bşr yazı...

saricizmeli dedi ki...

senem, facebookta seni ilkokulda bir resimde etiketlemişler. neva tıpkı sen!

Evren Bay Sengul dedi ki...

Senem yapma ya, simdiden basladi ha??? Ben benim yavrununkileri hayal edemiyorum, etmek de istemiyorum, cunku cok cadi kendisi! Gecen gun elinde bir tutam sacla bize "sacini basini yolmak" deyiminin nerden geldigini gosterdi sagolsun.

Ama Neva cok tatli duruyor boyle orayi burayi karistirip yerlerde yuvarlanirken! Kostumlere ben de bittim acikcasi, cok seker olmus Neva :) Morlu pantolon ne o oyle, yekpare tight mi, legging mi? Cok guzel! Optuk, kablo tutan minik ellerden --babasi gibi muhendis mi olacak ne?

senem dedi ki...

Kirazım, Dorit’in tarhana ile yaptığı desen çalışmalarını hatırlatmak isterim sana, biz de o zaman ahhh Dorit, çok tatlı çıkmışsın resimlerde demiştik   Yaaa, yaramazlıkları bile güzel bunların değil mi?

Hülya, ahhhh o istikrarlı olma zorunluluğu yok mu zaten!!! İnsanın arada sırada “amaaaaan naparsa yapsın yaw” diyesi geliyor ama sonrası çok daha acı oluyor.

OIP, hahaha, evet evet aynen köpek gibi dolaştırılıyor bizim evde de kablolu aletler. Bunların hepsi aynı model demek ki. 

Esra, inan ben kendimi hiç bu kadar sabırlı bilmezdim. Epey bir süre sabrediyorum, aman çocuk keşfetsin, engellemeyeyim, hevesini alsın falan diyorum ama bir yere kadar. Bazen de kontak atıveriyor. Geçen gün sıcak lambaya dokunarak elini yaktı Neva (elektrik çarpması ihtimalini düşünmek bile istemiyorum) ama elinin acısı geçer geçmez yine yöneldi lambaya. Ooof!!!

Betül, evet yazdıklarını okuyunca ben de ne kadar benzer durumda olduğumuzu düşünmüştüm. Hele şu ev işlerinde yardımcılık yok mu?? Bizde de had safhada o durum. Birlikte çamaşır asıp, salata yapıyoruz falan.

Sarçizmeliiiii, ahhh nasıl da mutlu ettin beni : ) Benziyor di mi, benziyor işte. Kimseyi ikna edemiyorum buna!! : )

Evrencim, canım benim, yavrusu şimdiden belli : ) O bakışlar, o hareketler!!! Sizin işiniz pek kolay olmayacak gibi. Ama yok, geçen yaz tadını çıkaramadık yavrusunun, bu yaz elimizden kurtulamaz :- )

Bu arada Neva’nın morlu pantalonu bildiğimiz külotlu çorap. Pantalonunu bir kere çıkartınca bir daha giydirmek mümkün olmadığından işte öyle dolanıyor evin içinde : -)

IŞIL dedi ki...

benim cadıda karıştırmadık yer bırakmıyoo

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...