18 Ekim 2009 Pazar

gecikmiş bir buluşma yazısı

Geçtiğimiz hafta okuldaki yoğunluk, evdeki gribal durumlar, gelen giden misafirer falan derken bilgisayardan epey uzak kaldım ve Tuna-Neva buluşmasını rapor edemedim bir türlü.

Hülya ile Tuna’nın İstanbul’da olduğunu biliyordum ama bize göre karşı taraftaydılar ve görüşemeyeceğiz diye epey üzülmüştüm. Sonra sağolsun Hülya kaptı Tuna’yı bizim o tarafa geldi. Neva da ben de çok sevindik.

Hülya tam beklediğim gibi, doğal, sıcak ve samimi. Eski bir arkadaş gibi. Tuna ise herkesin bahsettiği gibi fotoğraflarından çok daha sevimli bir minik adam. Recep İvedik ile kesinlikle alakası yok. Hatta bizim kampüste kendine küçük bir hayran grubu bile edindi.

Önce kampüste minik bir yemek yedik. Neva hemen Tuna’nın yemeğine sulandı. Birlikte oynamadılar tabi yaşları icabı ama birbirlerinin gayet farkındaydılar.



Birara Tuna minik dolma parmağını Neva’nın ağzına sokma gafletinde bulundu. Neva hartt diye ısırınca bastı yaygarayı haliyle. O dudaklarını büzüp gözlerini kısarak ağlayışı öyle sevimliydi ki.



Kampüs sonrası Bebek’e indik. Önce sahilde yürüyüş, sonra bir kafede kafein yüklemesi yaptık Hülya ile. Biri 15, diğeri 13 aylık iki çocukla ne kadar oturulup sohbet edilebilirse o kadar sohbet ettik biz de kahvelerimizi içerken. Ama anladık birbirimizi her zamanki gibi.




En son durak Bebek Parkı oldu. Önce sallandı bizimkiler salıncakta, sonra uykuları geldi. Benim okula dönmem gerekiyordu. Neva’yı zor kopardım parktan ve Tuna’dan.



Neva, Tuna'nın meşhur ittirgeçiyle :)



Hülya’yı da Tuna’sını da gördüğümüze çok sevindik biz.

Bu arada yine geçtiğimiz geçtiğimiz haftalarda bir de Pıtırcık ile Defne Nil’e konuk olduk. Ben Neva’yı alıp karşıya gitmeye cesaret edemeyince, havanın güzel olduğu bir Cuma öğleden sonrası Neva’yı evde E. Hanım’la bırakıp vapura atladım ve öyle gittim. Ortak bir arkadaşımızla birlikte kahvaltı sofrasına konuk olduk Seyhan’ın. Seyhan benim bloguma ilk yorum yazan kişi. Sonrasında da benim hamileliğimde, onun hamileliğinde birkaç defa buluştuk. Neva doğunca bizi görmeye gelmişlerdi eve. O yüzden onun yeri ayrı benim için. Defnoş nasıl güzel güler yüzlü, nasıl sakin ve sevimli birşey anlatamam. Kızları bir araya getiremedik diye çok üzüldük. Ben apar topar evden çıkarken fotoğraf makinamı unutmuşum. Orada da sohbetin koyuluğuna dalıp Seyhan’ın makinasıyla çekim yapmayı unutuverdik. Defne’nin gülen yüzünü buraya koymayı çok isterdim, onu da artık bir dahaki sefere bıraktık mecburen.

7 yorum:

* YeLiZ * dedi ki...

aaa bizim Tuna bi Ilyasla tanisamadi yaa :(
Umarim Hulya Amerikayada ugrar :)

Demek Nevra zor koptu Tunadan :))

Cok guzel bir gun gecirmissiniz , sevindim sizin adiniza..Ne guzel oluyor bu bulusmalar , iyki varsin be blog ! :)

Adsız dedi ki...

Lütfen ama lutfen daha cok yazın,cok özletiyorsunuz kendınızı:))

Seyhan dedi ki...

fotolar çok tatlı ben akıl edip çekemedim bir dahaki sefe artık. bu arada senin yerinde bende başkadır..

olmadık işler peşinde dedi ki...

Hülya'nın hızına yetişmek imkansız valla. haberim olmadan benle bile buluşmuş olabilir :)p

hayal dedi ki...

Kampüs Boğaziçi mi? Sonra da Bebekte kahve, bebek parkı.. Şahaneymiş plan.. :) Darısı başımıza aynı güzergahta :)

senem dedi ki...

hayal alanım, evet kampüs boğaziçi, güzergah da aynen dediğin gibi. ne iyi olur bir de damla-tuna-neva buluşması ayarlasak.. çok sevinirim!

senem dedi ki...

sevgili adsız, ne güzeldi bu yorumu okumak. çok teşekkürler :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...