27 Nisan 2009 Pazartesi

zor bir hafta



Nevacık geçtiğimiz haftaya ilk dişine hoşgeldin diyerek başladı. Ancak ne yazık ki bu minik inci tanesi pek o kadar da hoşgelmemişti, yüksek ateşi de beraberinde getirmişti. Daha iki haftasonu önce kampüsün çimlerinde kahkahalar içinde emekleyen, kedilerin peşinde koşturan Neva’da, Pazartesi gününden beri bir halsizlik, iştahsızlık, keyifsizlik hali var ki sormayın. Salı sabahı ateş nedeniyle oldukça güvenilir bulduğumuz kurum doktorumuza götürdük ancak şanssızlık bu ya kendisi bir hafta izindeymiş. Öyle olunca başka bir doktora gösterdik Neva’yı, o da şöyle genel bir kontrolden sonra “ateşi diştendir” dedi ve bizi gönderdi. Biz de fazla üzerinde durmadık. Ama Çarşamba gecesi ateş 39 dereceyi bulunca Kompozit’in de benim de elimiz ayağımız boşaldı. İşin kötüsü gecenin o saatinde nereye, hangi hastaneye götüreceğimizi de bilemedik. Unutmayayım ya da benzer duruma düşerseniz bu bilgilerden faydalanın istedim, o yüzden açık açık yazıyorum.

Varan 1: İlk önce Özel Florence Nightingale’i aradı Kompozit. O sırada uyumakta olan bir görevli açmış telefonu, getirin bakalım demiş ama Kompozit pek güvenemedi.

Varan 2: Tavsiye üzerine Özel Levent Hastanesi’ne gittik. Çocuk doktoru yokmuş, kapıdan döndük.

Varan 3: Gecenin birinde yollar boştur nasılsa dedi Kompozit ve gazladığımız gibi tıp fakültesi çocuk acile gittik. Ne de olsa Türkiye’nin bir numaralı tıp fakültesi, en güvenilir yer burasıdır herhalde dedik. Aman Allahım gitmez olaydık. İçerisi nasıl bakımsız, nasıl sevimsiz size anlatamam. Eski usül koltuk altı dereceyle bağırta bağırta çocuğun ateşini ölçüp ağızdan ateş düşürücü verdiler. Ama Neva ateş düşürücünün çoğunu kusarken doktor hanım zahmet edip yerinden bile kalkmadı, ne kadarını kustuğuna bile bakmadan hemen ikinci bir doz vermeye kalktı. Çok kızdım, biz oradan kaçarcasına ayrılırken Neva’nın kustuğu yerleri temizlemeye gerek bile görmeden içeriye başka bir çocuk kabul ettiler.

Varan 4: Doğum yaptığım Ethica Hastanesi’ni arayıp çocuk doktoru olduğunu teyit ettikten sonra oraya gittik. Biz oraya gidene kadar neyse ki ateş düşmüştü. Bir kadın doktor Neva’nın boğazına baktı ve boğazının kızarık olduğunu söyledi. Başka birşeyi olmadığını, bir hafta kadar Sudafed kullanmamızı, 10 gün kadar da şimdi adını hatırlayamadığım bitkisel bir damla kullanmamızı önerdi. “Kan ya da idrar tahlili yapmayacak mısınız?” diye sordum, gerek yok dedi. Hastaneden çıkarken reçeteye çocuk doktoru olarak bir erkek doktorun kaşesi basılmış, sonradan farkettik. O kadın doktor gerçekten çocuk doktoru muydu acaba? Çünkü nöbetçi eczaneden aldığımız ilaçların heri ikisinin üzerinde de “1 yaşın altındaki çocuklarda kullanmayınız” yazıyordu. Nitekim biz de kullanmadık.

Varan 5: Ertesi sabah yani 23 Nisan sabahı Neva yine ateşle uyandı. Bu defa bir gece önce de aradığımız ama ulaşamadığımız bir çocuk doktoru tanıdğımızı aradık. Bahçelievler’de özel bir hastanede çalışıyordu, o gün de çalışıyormuş tesadüfen, hemen getirin dedi. Derhal gittik. Neva’nın göğsünü, boğazını, kulaklarını kontrol etti. “Ateş dişten değil, hemen bir kan ve idrar tahlili yapalım” dedi. Boğazda hafif viral enfeksiyon bulundu ama asıl idrarında bakteri buldu. Kız bebeklerde %90 olurmuş, idrar yolu enfeksiyonu dedi. Bana biraz abartılı bir tanı gibi geldi, bilemiyorum. Zaten bu doktor da çok iyi niyetli olmasına rağmen genç ve biraz iddialı bir doktor olarak bize hiç abartmıyorum iki torba ilaç ve vitamin yazdı.

Öncelikle antibiyotik olarak Augmentin’e başladık. Ancak Augmentin hem Neva’nın yüzünde döküntüye neden oldu, hem de ishal yaptı. Döküntüyü gidermek için adını hatırlayamadığım ama zaten bizim de vermediğimiz bir damla önerdi. İshal içinde günde iki kere Reflor vermemizi tavsiye etti. Yani kolumuzu fena kaptırdık. Ayrıca bu doktora kalsa gün boyu Neva’ya vitamin (Monovit yerine Multitabs, Ferrum, çinko, balık yağı) vermemiz gerekiyor. Ben bu kadar dışardan destek vermek gerektiğine inanmıyorum. Doğal ve sağlıklı beslenmek en iyisi bence.

Doktordan çıktığımızda Kompozit de ben de iyice sersemlemiştik. Kompozit “yani nerdeyse siz bu çocuğa bakamamışsınız diyip çocuğu elimizden alacaklardı” dedi. Gerçekten de insan kendini öyle yetersiz hissediyor ki doktorda. Ama gerçekten öyle mi acaba? Neyse, tabi bizimle bu şekilde uzun uzun ilgilenen doktor Özlem Hanım’a çok minnettarım aslında. Sağolsun Neva’nın herşeyini tek tek kendisi kontrol etti, bütün işlemleri hızlandırdı, içimizi rahatlattı, daha da önemlisi Neva’nın o günden beri bir daha ateşi çıkmadı.

Neyse efendim, sonuç olarak Neva şimdi çok daha iyi. Yalnız huysuzluğu baki kaldı gibi. Bu ara benim odadan çıkmama tahammül edemiyor. Anında çığlığı basıyor. İnşallah neşeli, güleç, oyuncu kızımız biran önce eski haline geri döner.

Not: Doktorların ve hemşirelerin hemen hepsi Neva'yı "aman bu ne yakışıklı bir delikanlı böyle" diyerek sevince bir önlem almak gerektiğine karar verdik. Yazının başındaki tokalı resim ondandır! : -)

16 yorum:

Ayşe dedi ki...

offf. cok gecmis olsun hepinize... Nazar degmis guzel kizimiza bizim... sizin orada da mi havalar bir oyle bir boyle?

huysuzluk belki de distendir... Senemcim, dis icin kehribar kolye takiyorlar bebislerin boynuna... kehribarda dogal olarak bir madde varmis, rahatlatiyormus bebekleri... kopma gibi bir derdi de yokmus. amber teething necklace diye bir ara istersen, aklina yatarsa... cok cok sevgiler... cok gecmis olsun kuzucuga.
p.s:bu arada tokaya bayildim. ayrica nerden cikti be delikanli, fistik gibi kiz bu...;)

Betül dedi ki...

Senemccim çok geçmiş olsun neva ya.Cidden bebekler rahatsızlanınca sanki anne ve babanın eli ayağı bağlanıyor,çaresiz kalıyor ve bildiklerinide unutuyor.Neyseki onca badireden sonra olumlu sonuçlar olabilmişsiniz.

elfeyp dedi ki...

Çoook geçmiş olsun.
Tekrarlanmaz umarım.
Garip bir ülke işte burası.
Kimi parasızlıktan doktor bulamaz, kimi tüm imkanlara rağmen bu gereksiz koşuşturmacayı, stresi yaşar. Olan hep bize ve minik yavrularımıza oluyor.

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

öncelikle çok geçmiş olsun. sanırım geçmiş zaten.
bebelerimiz söz konusu olunca hayat duruveriyor değil mi? tırnaklarına zara gelmesin de bize ne olursa olsun diyoruz. doktorlar maalesef bazen sadece kafa karıştırıyor. bir doktorun tu kaka dediğini diğeri yüceltiyor.
huysuzluk, gelecek yeni dişin habercisi de olabilir, hastalıktan dolayı artan kırılganlığından da.. anneye nazlanmayı sevdiğinden de :))
neva'ya erkek diyen diller lal olsun diyorum başka da bişey demiyorum.

saricizmeli dedi ki...

Çok çok geçmiş olsun. Umut Ege de bu aralar öhöö öhöö diyip beni korkutuyor. Tam geçiş havası, çok kötü.

Ama ne güzel inciyi görmüşsünüz, kim gördü. Hediyesini aldınız mı Neva'nın?

Diş perisini Ankara'ya Umut Ege'ye gönderin artık;)

sinem dedi ki...

Çok üzüldüm Senem onca perişanlığı çekmenize .Gece tıp fakülteleri iğrenç oluyor bir sürü hasta, bıkmış asistanlar...Gerçi en doğru ateş ölçme tekniğinin o uyduruk koltukaltı derecesi olduğunu söylüyorlar ancak her hastada ayrı kullanılmalı .Bende de bir kutu var ,telaşla bulamazsam diye.Pislik konusunda malesef haklısın .Ülkemiz insanı evini yalar yutar ,hastane klozetine poposunu koyacağına, ayakkabısı ile çıkmayı uygun görür;ardından da elleri kirlenmesin diye sifonu tutamaz ne diyelim . Diğer olayda ise Neva'ya bakan dr oranın Staff hekimi değil sadece nöbetçi doktorudur onun için kaşe basmamıştır.Ben çocuğun ihtiyacı olan vitaminleri almasından yanayım ,herkese standart uygulamadan yana değilim.
Bunca olayın tek sevimli yanı Nevacığa ne yakışmış yeni saç stili .Sen her ne kadar huzursuz desende gayet güleç poz vermiş annesi. Erkek diyenlerde halt etmiş doğrusu.Bu arada ilk dişinizi tebrik ediyor darısı başımıza diyoruz(sadece diş kısmı lütfen):)

BirBen dedi ki...

çok yormuşlar sizi,hele nevayı düşünemiyorum canım gecenin bir yarısı ne olduğundan habersiz ordan oraya sürüklenmiş.Doktorun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlıyor insan.çok geçmiş olsun hepinize umarım bir daha tekrarlanmaz

Rahsan Collyer dedi ki...

Buradan da yazayım tekrar Senemcim, çok geçmiş olsun öncelikle. Dediğim gibi bu bebelerin bünyeleri böyle düşe kalka, hastalana-iyileşe güçleniyor, direnç kazanıyor. Umarım en kısa sürede dilediğin gibi o eski güleç, oyuncu, cilveli haline geri döner.

Bir de, bize de herkes erkek mi kız mı diye soruyor Mina için. Hele bu son İngiltere seyahatinde artık illahlah geldi herkese "she!!! not he!!" diye açıklama yapmaktan. Biz de önlem olarakdan artık daha girly kıyafetler aldık, zira bizimkinin toplanabilecek saçı da yok ne yazık ki:))

Sugibi dedi ki...

geçmiş olsun çok. aklında bulunsun diye yazıyorum. geceleri ümraniyedeki medicana da nöbetçi çok iyi bir çocuk doktoru var. bize de bir arkadaş söylemişti. özellikle mesai saatinden sonra götürüyorduk umutu ona muayene ettirebilmek için.
size uzak anladığım kadarıyla gerçi artık avrupa yakasına taşındığımızdan bize de uzak ama gene kendi doktorunu bulamazsam o kadına götürmeyi tercih ederim.

mummy dedi ki...

Kıyamam ona,canım benim...Çok geçmiş olsun..Doktor olaylarını hiç sorma,öyle kızgınım ki onlara..Aslıcığımı bu hale getiren o ilgisiz bilgisiz doktorlardır..(İyilerini tenzih ederim)Ece'nin bir yaş kontrolü var şimdi nereye gideceğimi,kime güveneceğimi şaşırtmış durumdayım..Allah tüm yavruları korusun hastalıklardan..Öperim Nevacğımı..

kirazsevdasi dedi ki...

aaa Senemcim cok gecmis olsun, tanrı bir daha yasatmasin boyle tatsız durumlari.
ne tatli benim Nevacım yaaa minnos kim demis ona deilkanlı diye :)

Yasemin Aktuğ dedi ki...

öncelikle çoook geçmişolsun.Şimdi iyi olmanız bu yazının en güzel haberi idi.hastane dr meslesine ise diyecek bişey bulamıyorum.
ayrıca güzel nevayı erkek sananlara da yuhhh diyorum

Calanon dedi ki...

Cok cok gecmis olsun. Insan gercekten de hangi doktora hangi ilaca guvenecegini bilemiyor bazen, bir de boyle sacmasapan insanlarla ugrasmak zorunda kaliyorsun.

Kiz mi erkek mi olayina gelince, bizimkini hala karistirabiliyorlar, neresi kiza benziyor ustundeki kiyafetlere de mi bakmiyorlar bilemiyorum.

Sen odadan cikinca aglamasi separation anxiety (http://www.babycenter.com/0_separation-anxiety_145.bc) dedikleri sey olsa gerek, bir donem (cocuguna gore degisiyor) bir saniye bile ayrilmani istemiyorlar, tam senin ayri bir birey oldugunu, O'nu birakip gidebilecegini anlamaya basladiklari ama henuz zaman kavramini bilmedikleri donem.

Kolay gelsin.

gezicini dedi ki...

çok geçmiş olsun. acil şifalar dilerim.
sevgiler
gorki

Senem dedi ki...

Ayşe merhaba, kehribar kolyeyi duymuştum ama neva takmaz diye pek üstünde durmamıştım. Yine de bir araştırayım bakalım. Şu huzursuzluğu geçsin diye herşeyi yapmaya razıyım!

Betülcüm, neyse ki ateşi düştü. Hastalığı uzasaydı napardık bilmiyorum. Ne zor şeymiş insanın çocuğunu hasta görmesi.

Elf gerçekten öyle. Parası umrumuzda bile değildi. Yeter ki güvenilir bir yere gidelim, gerekli gereksiz hırpalatmayalım çocuğu derken başımıza bunlar geldi.

Hülyacım, bizimkinin anneye nazlanma günleri başladı galiba. Bu zamana kadar daha bir kez olsun başını omzuma dayayıp uyumamış olan çocuk bu aralar kucağımdan inmiyor, başı göğsümde uyuyor. Ne yalan söyliiim, içime sokasım geliyor o hallerini...

Sarıçizmeli, Neva’nın dişini ilk bakıcısı E. Teyzesi gördü. Bir baktım dün sabah çok güzel bir eşofman takım hediye almış diş hediyesi olarak, sağolsun. Dişi ilk görenin hediye alması gerektiği adetini ben bilmiyordum. Bu arada siz diş içn acele etmeyin bence. Ne kadar geç çıkarsa dişler o kadar sağlam oluyormuş.

Sinem, haklısın, evimizin içine gösterdiğimiz özeni keşke halka açık yerlerde de gösterebilsek. Tıp fakültesinin hali hakikaten içler acısıydı, çok üzücü!

BirBen, sorma, Neva’nın ateşi yollarda düştü. Gerçi onun keyfi yerindeydi, yolda göğsüme yatıp uyudu ancak her seferinde yeni bir doktorun kontrolüne maruz kalmak onun için çok korkutucu oldu sanırım

Rahşancım, inşallah!!! Eski neşesine kavuşur gibi oldu ama istediklerini yaptırmak için attığı tiz bir çığlık peydah oldu. O da yakında yokolur dilerim : -) Minacığımı da mı oğlan sandılar? İnanamıyorum... insanlarda kız bebekler illa cicili bicili giynir gibi bir anlayış var hehalde.

Sugibi, tavsiye için çok teşekkürim. Böyle durumlarda götürecek güvenilir bir yer olsun da uzak muzak önemli değil.

Mummy, Aslı nasıl şimdi? Umarım herşey yolundadır. Her zaman dediğim gibi Allah çaresiz dert vermesin, böyle hastalıklar olacak. En kısa zamanda atlatır umarım. Gerçekten de insan güvenebileceği bir doktor bulamayınca çok çaresiz hissediyor. Ama ben dersimi aldım. Bundan sonra son anı beklemeyip böyle acil drumlara karşı önceden hazırlıklı olacağım.

Kirazcım, amin, teşekkür ederiz.

Yasemin, çok teşekkürler.

Calanon, evet anladığım kadarıyla bu aylarda seperation anxiety ciddi ciddi kendini göstermeye başlıyor. Çoğu zaman da stranger anxiety buna eşlik ediyor. Neyse ki bizde şimdilik sadece ayrılık endişesi var, hala pek yabancılama yaşamıyoruz. Hep bebeğim bana çok düşkün olmasın derdim ama valla emekleye emekleye ayaklarımın dibine gelmesi, bir hışım üstüme tırmanmaya çalışması acayip hoşuma gidiyor :- ) Kucağıma aldığım andan itibaren ortalık süt liman...

Gorki, çok teşekkürler. Yiğit’i öperim!!

olmadık işler peşinde dedi ki...

Çok geçmiş olsun Nevacığa... Hani dedikleri gibi allah hem eksikliğini göstermesin hem de eline düşürmesin doktorların.

Toka çok yakışmış fıstığa ve özellikle bu fotoğrafta çok tatlı çıkmış. O güzel gülüşüne bayılıyorum ben:))

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...