24 Mart 2009 Salı

ilk yabancılama



7 aylık ahir hayatında Nevacık üçüncü kez şehir dışına çıktı. Bu haftasonu yine gezmelerdeydik. Cuma öğleden sonra arabayla yola çıktık. İlk durak Eskişehir’di. Annem, babam, teyzem, eniştem, anneannem ve dedem hepsi Eskişehir’deydi. Erkek kardeşimler Ankara’dan, biz de İstanbul’dan gidince kare ası tamamladık.

Bu gezide Neva ilk yabancılama krizini yaşadı ne yazık ki. Hata biraz da anne ve babası olarak bizdeydi sanırım. Akşamüstü Eskişehir’e varır varmaz uykusundan yeni uyanmış, o yüzden de son derece keyifli olan Neva’yı anneannesi ve dedesine bıraktık, babasıyla birlikte kendimizi Eskişehir sokaklarına attık. Yaklaşık bir saat sonra babam aradı, “hemmmmmen eve gelin, Neva çok ağlıyor” dedi. Fazla ciddiye almadım ama yine de hemen eve döndük. Eve vardığımızda karşılaştığım manzaraya inanamadım, Neva ağlamaktan katılmak üzereydi. Bütün yüzü pençe pençe kızarıklıklar içinde çığlıklar atarak, gözlerinden yaşlar akıtarak ağlıyordu. Kucağıma almama, hatta emzirmeye çalışmama rağmen susmadı. Onu daha önce hiç ama hiç bu vaziyette görmediğim için kesin hastalandı diye düşündüm. Bana kalsa soluğu acil serviste alacaktık ama babasının ve etraftakilerin telkiniyle bir süre daha sakinleşmesini bekledik. Hakikaten kısa süre sonra sustu, hatta kahkahalar atmaya başladı, yüzündeki ve boynundaki kızarıklıklar da yavaş yavaş geçti. Biz çıktıktan sonra 45 dakika falan Neva gayet mutlu anneannesi ve dedesiyle oynamış ama daha sonra kendisine tamamen yabancı olan evde etrafına bakıp bakıp önce dudağını büzmeye sonra da ağlamaya başlamış ve en sonunda da iş çığrından çıkmış. Neva daha önce hiç ama hiç yabancılama yaşamadığı, anneannesi, babaannesi, dedeleri hatta arkadaşlarımızla bile defalarca yalnız kaldığı için bu durum bizi bayağı şaşırttı ama tabi hata bizdeydi. Hemen bırakıp dışarı çıkmak yerine bir süre yanında kalıp ortama alışmasını sağlasaydık muhtemelen bu kadar vahim bir kriz yaşamayacaktı çocukcağız. Beni görür görmez kollarını uzatarak onu kucaklamamı istedi. Onu o halde görünce hem çok üzülüp kendi kendime çok kızdım hem de itiraf etmeliyim ki tuhaf bir mutluluk yaşadım. İnsanın anne olduğunu bir kez daha anladığı o anlardan birisiydi sanırım. Gezinin geri kalanında küçük hanımın keyfi gayet yerindeydi, arada sırada gözleriyle beni yokladı ama etrafta olduğumu gördükten sonra gittiği hiçbir kucakta mızırdanmadı.

2.5 yaşına gelen yeğenim Kutay yine çok tatlıydı. Ne yazık ki virütik soğuk algınlığından muzdarip olduğu için iki kuzeni mümkün olduğunca birbirinden uzak tutmaya çalıştık. Ama yine de Kutay’ın “bebeeeeeek” diyerek oyun parkının içindeki Neva’yı sevişi ve Neva’nın ayaklarını tutup bir gıdıklayışı vardı ki, harika bir manzaraydı.


Bu arada yarın 7 ayını dolduracak olan bizim kız nerdeyse yürüyecek, öyle bir gayret içinde. Koltuklara falan tutnarak ayakta durduğu zaman, ya da resimde dedesinin yaptığı gibi iki elinden tutup yürütülünce keyfine diyecek yok!! Bu arada dikkatinizi çekerim, iki çorap birbirinden farklı çünkü hanfendi mümkün değil ayağında çorap tutmuyor, çorapları tek tek ayrı yerlerden topluyoruz. Sonuçta elimize ne denk gelirse onu giydiriyoruz!!

6 yorum:

mummy dedi ki...

Senemcim bu ay tam 'ayrı kalma korkusu'nun yaşandığı,anneye bağımlılığının arttığı dönem..Biz de çok uzun sürmedi neyse ki ama bir ara ilk doğduğundaki gibi tuvalete bile gidemez olmuştum:)

Bu arada Ece de tam yedi aylıkken başlamıştı böyle elinden tutulup yürütülmeye..O günden beri de oturmak yok yola devam:)Kambur olmama az kaldı diyeyim ben sana:))

Çok tatlı bişiy olmuş Nevacık..O kolları bacakları bol bol öpermisin benim için..

Senem dedi ki...

Esracım zaten ben senin blogunu "bakalım başımıza daha neler gelecek?" modunda okuyorum. O kadar yol gösterici oluyor ki, o kadar olur :)) Ece'nin tam da bu sıralarda ayrı kalma korkusu yaşadığını hatırlıyorum, hatta sanırım siz de bizim gibi annenlerdeydiniz o sırada.

Yakında bizim kızları biraraya getirsek iyi olur bence.. sen ne dersin? :)

elfeyp dedi ki...

Aynı krizi biz de yaşamıştık bir kere. Arada bırakıyorum babanesine alışveriş vs işim olduğunda. Ama uyku saatiyle ilgili bişeydi sanırım. Aynen dediğin gibi titriyodu bi de bizimki. Sanki bişey yapmışlar gibi, onlar da suçlu hissettiler kendilerini. 10 dk sonra hiçbişey olmamış gibi kahkaha atıodu bi de dalga geçer gibi :)
İnsan anne olduğunu daha ii anlıo bööle anlarda :)

sinem dedi ki...

Oy kıyamam ben ona ,anneannesinin evinde ağlayıp boncuk yaşlar mı dökmüş küçük Neva .Bu tip olaylar insanı biraz üzsede ,sadece senin kucağında susması yada sana kocaman sarılması sonrasında anne olduğunun altı daha kalın çizildiği için; gizliden mutluluk bile duyuyor insan.İnşallah kısa sürer ayrılık kaygısı.

Betül dedi ki...

Senemcim Efede emeklemeye başlayalı,sıralamaya başlayalı bayağ oldu ama ilk adım hala gelmedi.Sabırsızlıkla bekliyorum..

Senem dedi ki...

Elf, Sinem böyle bir durumdan kendimize pay çıkarmamız ne komik di mi? Valla gururum okşandı ne yalan söyliim ama tabi inşallah bir daha hiç öyle ağlamaz yavruşum. Bizde de en çok anneanneyle dede üzüldü ama yazık onların bir suçu yoktu elbette.

Betül ne çabuk büyüdü bunlar!!! Az önce blogunda Efe'nin 10 aylık resimlerini gördüm, kocaman yakışıklı bir adam olmuş!! Bir yürümeye başlasın da sen görürsün o zaman gününü :-)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...