6 Kasım 2008 Perşembe

uçak yolculuğu


Pazar akşamı Neva ile anne-kız zorlu bir yolculuk sonrasında evimize vardık. Evet, malesef uçak yolculuğumuz beklediğim gibi kolay geçmedi. Akşam saat 8 uçağı için babam, erkek kardeşim, Neva ve ben kardeşimlerin Bilkent’teki evinden saat 5:30 da yola çıktık. 6 civarında havaalanındaydık. Arabada her zaman mışıl mışıl uyuyan Neva bu defa çok ağladı. Havaalanına girince uyur diye umud ettim ama sağolsun güvenlik taramaları buna pek imkan vermedi. Öncelikle havaalanına ilk girişte bebeği pusetinden çıkarıp bir görevliye teslim ediyorsunuz. O sırada araba X-ray den geçiriliyor. Tabi eğer bebeğiniz uyuyorsa, uyanıveriyor. Bu aşamada babam ve kardeşim yanımda oldukları için bana yardım ettiler. Ancak tam kapılara geçerken bir tarama daha var biliyorsunuz ve oraya sadece yolcular girebiliyor. İşte o kısımda yeniden aynı işlem yapılıyor. Üstelik bu sefer bebek arabasının ana kucağı kısmını asıl gövdeden ayırıp iki parça halinde X-ray’e sokmak zorunda kaldık çünkü başka türlü sığmayacaktı. Bunlara ek olarak benden bir de botlarımı da çıkarmamı istediler. Şimdi manzara şöyle: Bebeğimi arabasından çıkarıp görevlilere teslim etmişim, içim son derece huzursuz. Ayağımda ayakkabılarım yok. X-Ray aletinin öteki ucunda toparlamam için beni iki parçaya ayrılmış bebek arabası, kendi el çantam, bebeğin çantası, botlarım ve görevlinin kucağındaki bebeğim bekliyor ve de arkada insanlar bekliyor. Neyse babam ve kardeşimin uzaktan endişeli bakışları altında bu kısmı da başarıyla halledip kapıya vardım. Neyse ki Nevacım orada beklerken güzel güzel uyudu.

Bu arada uçuş kartlarımızı alırken görevli arkadaşa 2 aylık bir bebeğim olduğunu söyledim ve kendisinden ona göre bir yer vermesini rica ettim (ki uçuşa 2 saat varken havalanındaydık). Bunu bildiklerini (biletlerimizi internetten almıştım) ve benim yerimin 18A olarak zaten önceden belirlendiğini söyledi. "Aman ne güzel, ne kadar düşünceliler, herhalde ihtiyaçlarımızı düşünerek özel bir yer verdiler“ diye geçirdim içinden ama hiç de öyle değilmiş.

• Koltuğum uçağın tam orta yerinde, tam kanat ve motor üstündeydi. Normalde uçuşlarda etkilenmeyen benim bile kulaklarım zonkladı.
• Üç kişilik koltukta iki kişiydik, ancak yanımdaki yolcu erkekti ve ben emzirdikçe inanılmaz rahatsız oldu. Bunu da her haliyle bir süre bana belli ettikten sonra kaçtı gitti.
• Neva uçakta çok huzursuzlandı ve uçuş boyunca emzirmediğim anlarda sürekli ağladı, hem de içini çeke çeke. Uçağa binerken Neva’yı seven hostes, yolda ağlamaya başlayınca gelip "sen çok edepsiz bir kızmışsın“ diyerek beni çıldırttı.
• Hostesler yanıma gelip "iniste ve kalkışta bebeğinizi hep emzirin ki kulakları zarar görmesin“ diyecek kadar konu hakkında bilinçli oldukları halde bizi motor üstünde oturtmaya devam ettiler. Ben söylenince de "keşke daha önce söyleseydiniz, arkada da önde de boş yer vardı“ dediler ve ben iyice çıldırdım.

Yolculuk neyse ki kısa sürdü, bir saat içinde İstanbul’a vardık. Neva hem kalkarken hem inerken sürekli emdi. İndikten sonra ise ayrı bir macera başladı. Uçağa binerken bebek arabasını tek parça halinde kapıda teslim etmiştik ve öyle teslim alacağımı umuyordum. Ama uçaktan bir indim ki arabayı ortada bir yere ana kucağı ve asıl gövde ayrı ayrı olmak üzere bırakmışlar. Benim kucağımda bebek ve çantalarla bu parçaları birleştirip bebeği yerleştirmem bekleniyor. Üstelik bizi alana götürecek otobüsler de bizi bekliyor. Mecbur Neva'yı önce ana kucağına oturtup yere koydum. Uçak gürültüsünü siz düşünün. Bu kısmı da kan ter içinde hallettik.

Allahtan bu aşamadan sonrası çok rahat geçti. Kompozit ile aynı dakikalarda havaalanına varıyorduk ama o yurt dışından geldiği için pasaport işlemleri falan uzun sürer, ben onu uzun uzun beklemek zorunda kalırım diye düşünüyordum. Öyle olmadı. Ben bizim bavulu beklerken Kompozit arkamdan sarılıverdi, onu gördüğüme hiç bu kadar sevinmemiştim. : -) Ama o beni görünce korktu, dediğine göre yüzüm bembeyazmış.

Neyse, iste benim bebekli uçak yolculuğu deneyimlerim bunlar. Siz de böyle bir yolculuk yapacaksanız

• Mümkünse yalnız olmayın
• Uçuş kartlarını alırken önden veya arkadan (motordan uzak) yer istediğinizi özellikle belirtin
• Uçuş boyunca emzirmeniz gerekeceği için mümkünse hemen yanınıza erkek yolcu verilmemesini rica edin.

7 yorum:

Rahsan Collyer dedi ki...

Ay canım yaa, Senemcim çok üzüldüm okurken. Geçmiş olsun canım benim. Çok büyük bir cesaret zaten tek başına 2 aylık bebişinle uçak yolculuğu yapabilmen, bravo sana, her babayiğitin harcı değil inanki. Ben cesaret edemezdim, biz gidersek Ov, ben ve annemle gidecez inşallah. Annemin vize işlemlerini halletmeye çalışıyoruz, onsuz çok zor olur aksi halde. Bi de biz ev taşıyacaz Londra'da, asılo sebeple annemi de götürüyorum. Neyse, iyi ki anlattın, hepimize tecrübe oldu. Çok öpüyorum Neva'yı, minik kuzunu.

Calanon dedi ki...

Oncelikle her ikinize de gecmis olsun diyorum. En kolayi bile kolay degil bebekle inan bana (simdiye kadar sanirim 10'dan fazla ucak yolculugu yaptik oglumla, bunlardan 5'inde yalnizdim, o yuzden seni cok iyi anliyorum).

Ikincisi, ne kadar cocuk, bebek seven bir millet olarak bilinsek de ne yazik ki benim gordugum kadari ile en anlayissiz olan da biziz. Saniyorum Istanbul'dan Antalya'ya dondugum ucusta havaalaninda yardim istemistim gorevlilerden birinden (ki ustelik bu bir kadindi, daha anlayisli olmasini beklersin) bebek arabasini yerden benim icin almasi icin zira egilemiyordum kucagimda bebek elimde bir suru baska seyle, oyle bir yuzume bakti ki sanki gel evimi temizle dedim kadina. Yolcular da sanki biraz oyle, senin sihirli bir sopa ile bebegi susturmani ve mutlu etmeni bekliyorlar sanirim.

Bir daha ki sefere benim sana tavsiyem eger uctugun havayollari veriyorsa bir bebek yatagi istemen, o zaman sana uygun yer vermek zorundalar onde. Ayrica mumkunse ucaga araba koltugu (ana kucagi) ile girersen genellikle on koltuklar bos oldugundan uygun bir yer buluyorlar onu koymaya, boylelikle ucakta bebegini yerlestirebilirsin onlarin yardimlari ile.

Gonullu olsunlar olmasinlar yardim istemekten cekinme; onlarin gorevi bu.

Bir daha ki yolculuklarinin daha kolay gecmesi dilegiyle.

Sevgiler.

Betül dedi ki...

Öncelikle hoşgeldiniz...Yolculuğun sıkıntılı geçmesi hoş olmamış.. neyseki bitti ve şimdi evindesin..:)

Magissa dedi ki...

Valla okurken içim gitti. Bu ne ya? Cezalandırır gibi insanı... İnsanlar gerçekten biraz tuhaf galiba. Kimse de bi el etmemiş yani.

Hoş bazı anneler de cadı gibi oluyor, yardım zım mı demeye çekiniyor insan.

Gene de sormak lazım, ah günah sana da Neva topuzuna da.

Pembelinin Mutfağı dedi ki...

yolculuğunuzun kötü olmasına üzüldüm, umarım bir daha sorunsuz geçer. Sevgiler.

mummy dedi ki...

Ay canım ya okurken ben bile gerildim valla..Hakkaten biz nasıl bir milet haline geldik yahu..Anlayışsız, yardımsız..Çok geçmiş olsun diyorum öpüyorum Neva'cığı...

Turkuaz Deniz dedi ki...

Merhaba,
Dilerim hala emiyordur guzel bebek Neva. Ben de ucaklarda cok emzirdim oglumu, hem de iki yil boyunca! Kimseyi gormeyin, duymayin, kisacasi araniza kimsenin girmesine izin vermeyin!
Keyifli bir omur dilerim yavrunuzla, anali babali saglikli neseli buyusun.
Nese

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...