27 Haziran 2008 Cuma

tatil sonrası (30+3)



Yapar mıyız yapamaz mıyız, acaba gitsek birşey olur mu, bu kadar işi nasıl yüzüstü bırakıcaz falan diye Kompozit’le bir süre kafa patlattıktan ve hatta hafif sürtüşmeler yaşadıktan sonra ani bir kararla, işyerine bile haber vermeden Çarşamba akşamı bilet alıp Perşembe sabahı 6:30 uçağıyla kendimizi İzmir’e attık. Harika bir kaçamak oldu. Sabah 8 de İzmir’deydik. Hemen araba kiraladık ve ilk durak olarak Şirince’yi ziyaret ettik. Patatesli ve peynirli gözlemeyle kahvaltı edip meşhur Şirince şaraplarından stokladık arabaya. Oradan da Didim’e, kayınvalidemlerin yazlığına geçtik. Kimselere haber vermemiş olduğumuz için çok güzel bir sürpriz oldu herkese. Tabi bizim kedişe de :- ) Ama sanırım kendisi bizi gördüğüne pek memnun olmadı çünkü ilk gece biz onunn yattığı odayı kaptığımız için gece eve bile gelmedi hanımefendi. Ama görseniz keyfi bir yerinde…. Bütün gün sitenin içinde oradan oraya atlayıp zıplıyor, kendince av peşinde koşuyor. Öğlen sıcağında da eve gelip 5-6 saat derin bir uyku çekiyor, sonra yine dışarı atıyor kendisini... Kimseyle selamı sabahı yok!!! Sadece kayınvalideme çok düşmüş belli ki, onunla birlikte gezmeye gidiyor, sitede yürüyüşe çıkıyor, arada bir de lütfedip kendini sevdiriyor… Ama doğrusu kedi kızımızın pembe burnunu, minik patilerini çok özlemişiz çook.



Neyse efendim, Didim’de toplam dört gün geçirdik. Hergün sabah akşam denize girdik Kompozit’le. Deniz buz gibiydi ama o kadar iyi geldi ki... Bu arada sağolsun kayınvalıdemler de bize hergün değişik değişik sağlıklı yemekler yaptılar, bol bol taze meyve, sebze yedik. Yalnız ilk iki gün Didim o kadar ama o kadar sıcaktı ki "yandık, bu sıcakta ben burada doğururum herhalde" diye düşündüm. Zaten bizim kız da neye uğradığını şaşırmış olacak ki inanılmaz hareketliydi. İçerde yunus misali fıldır fıldır döndü durdu. Neyse ki üçüncü gün güzel bir rüzgar çıktı da ferahladık. 4 gün Didim’de kaldıktan sonra beşinci gün de İzmir Alaçatı’ya geçtik ve bir gece de orada kaldık. Hire Otel diye çok sevimli, tertemiz, sade ama son derece özenli bir otelde kaldık. Otelin sahipleri bize muhteşem bir kahvaltıya hoşgeldiniz dediler. Keşke zaman olsa da daha fazla kalabilsek diye düşündük.



Gündüz buz gibi denize girmek, gece de Alaçatı sokaklarında dolaşıp, İzmir köfte üstüne sakızlı muhallebi yemek çok güzel oldu.



Salı sabahı 8:30 uçağıyla da İzmir’den İstanbul’a geri döndük. Döner dönmez ofiste işlerin başında buldum kendimi. Aksama kadar çalışıp çeşitli işleri hallettikten sonra da gece de kalabalık bir arkadaş grubuyla Kardeş Türküler’in onbeşinci yıldönümü konserine gittik. Gece yarıma kadar kızım da bizimle birlikte Türkçe, Kürtçe, Lazca, Rumca, Ermenice, Makedonca şarkılarla coştu. Çok ama çok güzel bir konser oldu.

Bugün artık 30+3 oldum ve tüm bu hareketlilik sonucunda ayaklarım şişmeye başladı. Karnım da son 10 günde gözle görülür biçimde irileşti.Eski hareketliliğimden fazla birşey kaybetmedim ama daha önümde iki ay olduğunu düşündükçe korkmuyor da değilim. Dün kan uyuşmazlığı için gerekli olan Rhogam iğnesini de oldum. Şimdi bir tetanoz aşısı kaldı.

Bu arada geçen yazdığım yazıya yorum gönderen herkese çok teşekkürler. Hepsini tek tek okudum, tavsiyeleri kafama not ettim, blogumu ilk defa ziyaret edenlerin bloglarına ben de iade-i ziyarette bulundum ama ne yazık ki cevap yazmaya fırsat bulamadım. Deneyimlerinizi paylaştığınız için de ayrıca teşekkürler. Birkez daha blog açmanın ne kadar isabetli bir karar olduğunu anladım.

9 yorum:

Hülya Çobanoğlu Cinsçiçekçi dedi ki...

aah ahh. nasıl canım tatil ve deniz çekti anlatamam. 28.haftadan sonra deniz ve yüzme yasağı geldiği için caaanım maviliklere sadece uzaktan bakabiliyorum. kedi kızınız da çok tatlı, ben de tam bir kediciyim.

aysarayı dedi ki...

su,su,su...hele de deniz suyu...ne güzel tatil yapmak...biz o zamanı geçirdik ...sakızlı muhallebi de sıcak havada serin serin ne güzel gider...

akşam da kedinin mutluluk gurultuları arasında keyif yapmak...tatil bu olsa gerek...darısı başımıza...

Calanon dedi ki...

Ne kadar iyi yapmissiniz. Bu kacamak tatiller senin oldugu kadar bebegin icin de cok yararli, ozellikle de yuzmek cok iyi bir sey hamile bir kadin icin. Yuzerken bebegin yeri daha da artip rahat rahat hareket edebilirmis, eminim cok hosuna gitmistir kizinin.

Kedini gidip gorebilmene de cok sevindim, ayrica ne kadar guzel bir kedi o oyle. Yeni bebek gelince bazen ilklere eskisi kadar zaman kalmiyor ne yazik ki bir donem, simdiden biraz sevgi depolamakta fayda var, her ikiniz icin de.

Sevgiyle kalin.

AYSUN dedi ki...

Tatil yaramış bebişe maşallah... Eee konserde de coşmuştur annesiyle:)

mummy dedi ki...

Çooooooooook iyi etmişsin canım sonra biraz hasret kalabilirsin böyle rahat tatillere:) Bu arada ayaklar da benimkilere benzemiş gitgide hey gidi hey dedim ne zaman geçti o hamilelik günlerimm..Özledim tadını çıkar..
Sevgiler..

Çikolatalı pasta dedi ki...

Evet arkadaslar, tatil harikaydi gercekten. Hos bir ani olarak kaldi ne yazik ki :) Yazin kalani Istanbul'da gececek gibi gorunuyor. Arada gozlerimi kapatip buz gibi denizi hayal ediyorum, ooohhhh...

Tatil bizim yaramaza yaradi herhalde ki hala kipir kipir. Kedi kuzucugumuzu da gormek ayrica cok guzeldi. :)

Pıtırcık dedi ki...

ooo tatiller yapılmış, gezilmiş tozulmuş mamalar yenilmiş süper

Rahsan Collyer dedi ki...

Ohhhh yarasın!!! Ne de güzel yapmışsınız, resmen içim gitti. Hayatımda ilk defa ayağımı denize ya da havuza, yani suya sokmadan bir yaz geçiriyorum. Yıllardır ilk defa yaz tatiline çıkmıyorum. Bol bol yüzerim hamileliğimde diyordum ama doktorum pek de münasip görmedi malesef. Önümde kocaman bir havuz duruyor ama ben sadece bakmakla yetiniyorum. Miniklerimiz için başladık bile fedakarlıklara...

siyap dedi ki...

ne güzel bir kaçamak olmuş,böyle birden bire yapılan programlar benim de çok hoşuma gider ama şimdi pek yapamıyoruz kuzudan dolayı artık onun rahat edebileceği yerlere gidiyoruz...
kedişin rahatının iyi olduğu her halinden belli,
sevgileeer...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...