16 Nisan 2008 Çarşamba

20+1… yolun yarısı eder




Allah’a şükür ilk 20 haftayı sağlıkla tamamladık, kaldı 20 hafta. Ben hamileliği çok sevdim, son aylarda nasıl olurum bilmiyorum ama şimdiye kadar birkaç korkulu gün dışında her aşama çok keyifli geçti. Hele şimdi bir de içimdeki kıpırtıları, minik tekmeleri hissettikçe daha da heyecanlanıyorum. Umarım herşey böyle devam eder çünkü bazen ister istemez biran önce sağlıkla doğursam da bu büyük sorumluluk üstümden kalksa diye de düşünüyorum. Sanki doğduktan sonra sorumluluk bende olmayacakmış gibi. Ama şimdi yediğime yemediğime, üşütüp hasta olmamaya, ani ya da ters bir hareket yapmamaya, sorumsuzca davranmamaya özen göstermek zorundayım, halbuki doğduktan sonra kendime değil de ona özen göstermek daha kolay olacakmış gibi geliyor. Bilmiyorum tabi, büyük ihtimalle bir cahil cesareti içinde konuşuyorum şu anda.: -)

Bugün okulda henüz 3-4 haftalık dünya tatlısı bir yavru kedi gördüm, muhtemelen annesini kaybetmişti, viyaklayarak oradan oraya koşmaya çalışıyordu ama kendisi o kadar küçük etrafındaki binalarsa o kadar büyüktü ki. Öğrenciler iğrendikleri (!) için ellerine alamadıklarını söylediler, mecburen iş başa düştü, kucağıma alıp annesini aramaya çıktık yavrucuğun. Neyse ki bahçıvanlar annenin nerde olduğunu biliyorlarmış da alıp götürdüler. Ben de hemen tuvalete koşup ellerimi yıkadim. Bu kadar minik bir yavrudan toksoplazma geçmez değil mi?

Şu sıralar günler çok hızlı geçiyor. Çoğu zaman oturup bebeciğin tekmelerini dinlemeye bile fırsat olmuyor. Neyse ki o arada pıtır pıtır kendini hissettiriyor. Aslında Perşembe günü doktor kontrolümüz vardı ve eskiden doktor kontrolü için gün sayan ben, bu seferki kontrolü ayrıntılı ultrason sonrasına ertelettim. Bebeğin hareketlerini hissetmeye başladığımdan beri daha güvenli hissediyorum. Yine de tabi 29 Nisan’da Prof. Dr. Atıl Yüksel’in yapacağı ayrıntılı ultrasonu ve ufaklığı görmeyi iple çekiyorum.

9 yorum:

KeLeBeK dedi ki...

merhabaaalar
20 haftalık bir melek demek ne güzel ne güzel, bol hareketli bir hamilelik geçirmenizi tavsiye ederim, zaten öyle de yapıyor gözüküyorsunuz, ben çok şükür bilerek ve isteyerek çok hareketli bir hamilelik geçirdiğim için şu anda bile hiç bir ağırlaşma yaşamadım çok rahat oluyor böylesi...
sevgiler

Pıtırcık dedi ki...

Merhaba ,
Ne güzel bir fotoğraf bu , görmeyeli göbiş büyümüş tam hamile olmuşsun:) kaldı 20 daha hadi bakalım...

Meltem :-) dedi ki...

Canım minicik bir yavrudan birşey olmaz diye düşünüyorum, zaten sonrasında da dikkat etmişsin.
İşte bende bir an önce oyüzden hissetmek istiyorum, sonra doktor gününü deli gibi beklemeyeceğim:)

siyap dedi ki...

en güzel günler bundan sonra başlıyor bence tekmelerin hızlanması,koca göbekle ben hamileyiiim,ben hamileyiiim diye ortalarda salınmak,böylece tanımadığın insanların bile ilgisini,şevkatini farketmek...hadi bakalım güzel günlereee...

Köşenin Delisi dedi ki...

Selam :) Aslına bakarsan doğumdan sonra da aynı şekilde sağlığına dikkat etmesi gerekiyor insanın, çünkü bebişe sen bakacaksın :)) Hasta olmamak için ne mümkünse yapmalı, zor oluyor yoksa, hele de benim gibi bütün gün tek başına bakıyorsan.

Bi de, ben sütten nefret etmeme rağmen hem hamileliğimde hem de sonrasında içtim zorla her gün. Doğum sonrası kurtulacağımı sanıyordum, meğer diş hastalıkları çok oluyormuş yeni doğum yapanlarda, korkumdan her gün içtim yine. Yeni yeni aksatmaya başladım :P

Ayça dedi ki...

ohoooo senemcim daha yeni başlıyoruz sen hele doğumdan sonra gör. her yalın ayak yere basışında aman bebeğe gaz oluyor terlik giy, çorap giy üstüne hıtka giy.. yok yemezsen süt olmaz bundan da ye şundan da ye. sonra kahve içme,çay içme. Bugur soğan ye süt olsun... saymakla bitmez bunlar. helvalar kompostolara hiç girmiyorum bile. dr ne dese desin büyükler herkesten çok bilirler :) bizim ülkemizde o yüzden emzirme dönemi bitene kadar hamilelikteki gibi yaşamaya devam :))
ama herşeye değer :)

YASEMİN dedi ki...

Merhabalar,
Gerçekten ben de hamileliği çok sevenlerdenim.
Bulantım sıkıntım çok az oldu.
Ruh halim çok iyiydi.
Bebeğimi kanımda canımda hissetmek çok hoşuma gidiyordu.
Sanki doğduğu zaman onu karnımdaki kadar iyi koruymayacağımı bile düşündüğüm olmuştur:)
Şimdidoğdu ve 14 aylık, zaman nasıl hızlanıyor anne olunca bir bilsen.
Gerçekten ay güldü, ay elini kıpırdattı, ay oturdu, yürüdü derken .... bir yılı geçmiş doğalı ama hala hamileliğimdeki hallerim capcanlı bende.

Çikolatalı pasta dedi ki...

Yorum yazan herkese cok tesekkurler. Hepsini cok buyuk zevkle okuyorum ama bir turlu cevap vermeye firsat bulamadim. Valla hepiniz haklisiniz, bebek dogduktan sonra da ona olan sorumlulugumdan dolayi kendime dikkat etmeye, cevreden gelen tavsiyelere, onerilere, ve tavsiye kilifindaki komutlara kulak vermeye devam edecegim :) Mesela simdilik cok gundemde olmasa da bebek dogar dogmaz gundemin ilk sirasina oturacagini dusundugum kedi sorunsali var... Hemen "o kedi nolucak, bebekle kedi ayni evde olmaaaaaaz" diye baslayacak etraf... Ama napalim, galiba annelik tam da boyle birsey iste :-)

Köşenin Delisi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...