13 Ocak 2008 Pazar

buradayız


Son bir haftadır ne elim gitti yazmaya, ne de şartlar elverdi. Küçük uğur böceğim ve ben zor günler yaşadık ama başta eşim ve anne/babalarımız olmak üzere tüm yakınlarımız yanımızdaydı, çok destek oldular sağolsunlar. İnşallah bundan sonra işler yoluna girer.

Hepsi geçen Cuma akşamı (yani 4 Ocak akşamı), hani şu güzel karlı günün gecesinde eşimle birlikte güle oynaya yemek hazırlığı içindeyken tuvalete gitmemle başladı. Bir de ne göreyim şakır şakır kanamam var ama ne bir ağrı ne bir sızı, sadece kanama. Elim ayağım boşaldı, omuzlarım düştü, başım döndü ve öylece kalakaldım. Hemen doktorumuzu aradık ancak telefonu cevap vermedi, muayenehane de kapalıydı. Önce bir acil servise gitsek diye düşündük ama sonra o halde evden çıkmamın bize daha çok zarar vereceğini düşünerek sabahı beklemeye karar verdik. Gece boyunca da kanama ara ara devam edince ben artık bebeğimizi kaybettiğimize iyice kanaat getirdim. Eşim sağolsun hep olumlu konuştu, çok destek oldu bana. Gözlerinde benim üzüntümün ona herşeyden daha çok acı verdiğini gördüm o akşam.

Ertesi sabah 8:30 da, dışarısı takır takır buz içindeyken bir taksiye atlayıp gittik doktoruma. Sağolsun hemen aldı beni aradan, hemen ultrasona soktu, bir de ne görelim kese kocaman olmuş, yerinde duruyor. Sonra bebeğin kalp atışlarını da monitörden izledik. O anda hissettiklerim anlatılacak şeyler değil. Açıkçası biraz da utandim. Ben ondan vazgeçmişken, bebeğimiz bizden vazgeçmemişti sanki. İçimde filizlenen bu oluşumun sandığımızdan çok daha güçlü olduğunu iste o zaman anladım ilk. Bu arada Kompozit’in kalp atışlarına bakıp "A-aaa?" diyişi de hiç gitmiyor gözümün önünden. :- )

Doktorumun dediğine göre rahimde plasenta oluşumu sırasında bir kılcal dammar çatlamış ve kanamaya o sebep olmuş. Hala bir kan birikimi var orada, daha kanama devam edecek ve devam ettiği sürece de düşük riski normalin iki katı daha fazla dedi. Yoğun egzersizden, yorulmaktan, ayakta kalmaktan kaçınmamı tavsiye etti ama hep başkalarından duyduğum gibi sürekli yatak istirahati vermedi.

O gün içimiz rahatlamış biçimde eve döndük ama maceralar bununla bitmedi. O kadar dikkat etmeme ve evden çıkmamama rağmen bu sefer de Salı sabahı şiddetli bir gribal enfeksiyonla uyandım. Ateşim 38 dereceydi, ha düştü ha düşecek derken akşama doğru iyice şiddetlendi. Sağolsun duyar duymaz annemle babam geldiler yanıma. Ben normalde hiç ateşlenmem, hatta grip bile olmam, o yüzden iyice endişelendi bizimkiler. Akşam eşim isten yeni dönmüştü ki ateşimi bir ölçtük 39.4. Kompozit hemen doktorumu aradı, o da hemen bir dahiliyeciye gitmemizi önermiş. Babam ve eşim beni arabaya attıkları gibi yakındaki bir özel hastaneye götürdüler. Orada serum bağlandı koluma ve kan tahlili yapıldı. Sonuçta soğuk algınlığına dayalı enfeksiyon çıktı kanımda ve doktor antibiyotik iğnesi olacaksın dedi. Eşim hastanedeki doktoru kadın doğum doktorumla telefonda görüştürmüş, onun da onayını almışlar. Ben önce yaptırmam diye inat ettiysem de doktor enfeksiyonun tüm vücuduma yayılabileceğini, kan yoluyla çocuğuma geçebileceğini falan uzun uzun anlatınca ikna oldum. Böylelikle üç gün üst üste Novosel diye bir antibiyotik iğnesi vuruldum. Böylece hayatımda ilk defa kalçadan iğne de olmuş oldum.

Salı gününden sonra 4 gün annem yanımda kaldı, beni hiç ayağa kaldırmadan baktı, yedirdi, içirdi. İnsanın annesinin yakınında olması ne güzel şeymis. Perşembe sabahı da tekrar doktora gittik ve ufaklığımızı gördük, kalp atışlarını bu defa görmekle kalmayıp bir de dinledik. Herşey yolunda gidiyor dedi doktorumuz ama düşük riski halen aynı şekilde devam ediyormuş. Zaten lekelenme şeklinde kanamam da devam ediyor ne yazık ki. Dikkat etmeye devam dedi.

İşte böyle. Elimden geldiğince dikkat etmeye, fazla ayağa kalkmamaya, beslenmeye çalışıyorum ama zor oluyor tabi. En ufak birşeyde sinirlerim bozuluyor, canım sıkılıyor oysa artık benim de bebeğimizin de morale ihtiyacı var. Bu arada bir de eşimin yakın bir arkadaşı iş için gittiği Diyarbakır’da trafik kazası geçirip vefat etti, bütün gazeteler yazdı. Henüz 28 yaşındaydı ve insanlık için çalışıp çabalıyordu. Gülen yüzü gözümün önünden gitmiyor bir türlü. O kadar üzüldük ki.

Dileğim bundan sonra daha olumlu haberler verebilmek...

*Resim allposters.com'dan alıntıdır.

5 yorum:

Vanilla ~ dedi ki...

İnşallah ikiniz de sağsalim atlatırsınız bu günleri..Allah'ım onu sana seni de ona bağışlasın =)

Pıtırcık dedi ki...

üzüldüm okuyunca epey korkmuşsunuz, umarım bundan başka kötü olayla karşılaşmaz çok rahat bir hamilelik geçirirsin

Sevgiler

Ayça dedi ki...

Merhaba :)
çok üzüldüm umarım her şey bir önce yoluna girer. Yazmamın nedeni benimde aynı şey başıma gelmiş olması. Hamilelikte ilk 3 ay risktir her an her şey olabilir ve düşük de olağandır. benim tam 3. ayın dolduğu gün artık korkma diyordum ki içimden, neye uğradığımı şaşırdım. ilk bebek ilk hamilelik ilk acemilik ilk umut ve ilk kaybediş ne fci bir acı sanki dünya da onunla gidiyordu :( Siz çok iyi dayanmışsınız ben 20 dk içinde acile gittim. bebeğimin sağlıklı olduğunu duyunca sanki yeniden doğmuştum. dr bide demzmi o oldukça keyifli bir eli başının alında uyuyor diye :)
her şey gelip geçiyor işte 2 ay süren kanamalrım oldu ve geçti.
erkenden gelmeyi planlayan oğlum 41. haftada bile gelmek istemedi rahat ettiği anne karnından :)
sonunda işte bizimle. Mavi engin bakışlarıyla şimdilerde gönlüme ılık ılık akıyor, ısıtıyor. çok şükür Rabbime..
Veren de alan da o hayırlısını dilemek lazım..
tanışmıyoruz ama üzülme sakın herşey yoluna gircek inşallah sen hep gül ki yavrun da doğduğunda senin gülüşünle gülsün sana :)
sevgiler ayça

Çikolatalı pasta dedi ki...

Sevgili Ayca

Mesajin icin cok tesekkur ederim. Birkac gundur internet baglantim kesikti, ancak gordum, bana oyle moral oldu ki inanamazsin. Hele de senin blog'una gidip de o guzel, saglikli, mutlu (Masallah) oglunu gorunce beni de bu zorlu yolun sonunda bekleyenin heyecani sardi iyice. :-)

Insan hep hayirlisi olsun diye dua etse de kaybetmek korkusu cok korkunc gercekten. Hayat bir anda o minicik kalbin etrafinda donmeye basliyor.

Verdigin moral ve destek icin tesekkur ederim tekrar... :)

Çikolatalı pasta dedi ki...

Sevgili vanilla ve pitircik... mesajlariniz icin tesekkur ederim. Simdilik hersey yolunda gidiyor gibi gorunuyor. Minigim 1 cm'i gecti, kalbi gumbur gumbur ;)

sevgiler

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...