07 Temmuz 2009 Salı
Haftasonumuz yine küçük bir tatil kaçamağı ile şenlendi. Kompozit’in 25 senelik arkadaşları ile onların anne ve babalarının Erikli’deki yazlıklarına gittik. Erikli, Saros Körfezi’nde korkunç bir şehirleşmeye maruz kalmış tipik bir sahil kasabası. Etraftaki hepsi birbirinden zevksiz beton binalarla dolu. Ancak buranın en büyük özelliği dünyada kendi kendisini yılda üç defa akıntılarla temizleyen üç denizden birisi olması. Bir de kavunları var ki insan yemeye doyamıyor.
Neyse, gelelim Neva Hanım’ın Erikli maceralarına. Bizimkisi artık iyice caretta caretta oldu. Kumsala indiğimiz anda bağımsızlığını ilan ediyor ve bıdı bıdı emekleyerek kendisini denize atıyor. Denizde ağzı burnu su dolsa da, üşüse de gıkı çıkmıyor. İkinci gün gittiğimiz İtalyan Koyu’nda tepemizde gri bulutlar varduı, deniz dalgalı ve soğuktu ama Neva bana mısın demedi. Kucaktan kucağa gezerek bol bol yüzme talimi yaptı.
Bu tatilde de taze sebzenin, dalından yeni koparılmış meyvenin dibine vurdu. Bahçedeki dut ağacından avuç avuç dut yedi.
Deniz sonrası susuzluğunu salatalık ve karpuzla giderdi. Bütün kıyafetlerine vişne damlattı.
İyice bağımsızlığını ilan etti. Bizden çok arkadaşlarımızın sekiz yaşındaki kızıyla vakit geçirdi.
Bu arada iki yaşına geldiğinde bizi nasıl zorlayacağına dair sinyallerini vermeye başladı. Bulduğu her merdivene tırmanmak, her seferinde bizimle birlikte denize girmek istedi, izin vermeyince kendini yerden yere atmak suretiyle tutturdu.





